|
2000Lİ YILLARIN BİLİMİ:
BİYOTEKNOLOJİ

Biyoloji biliminin en son geldiği nokta biyoteknolojidir. Biyoteknoloji ile
genetik mühendisliği yakın ilişki içindedir. Genetik mühendisliği yöntemleri,
biyoteknoloji tarafından araç olarak kullanılmaktadır. Kısaca Biyoteknoloji,
yaşayan hücre, doku ve organları kullanarak, uygun teknik ve yöntemlerle
istenilen ürünün elde edilmessidir. Biyoteknoloji bir çok bilim dalıyla iç
içedir.
Biyoteknolojik çalışmalara bazı örnekler verirsek;
İnsan sağlığına yönelik olarak proteinlerin üretilmesi
Bazı hormon, antikor, vitamin ve antibiyotik üretilmesi
Çok zor şartlara sahip çevrelerde (sıcak, kurak,tuzlu...) yaşayan organizmaların
enzimlerini ve biyomoleküllerini saflaştırarak bunların sanayide kullanılması
Yeni sebze ve meyve üretimi
İnsandaki zararlı genlerin elemine edilmesi
Aşı, pestisit, tıbbi bitki üretimi.
Hızla artan dünya nüfusunun temel ihtiyaçlarının karşılanmasında yaşanılan
zorluklar, insanlara ulaşan gıda zincirindeki olumsuzluklar çağımız bilim
adamlarının kafasını çok meşgul etmiş ve çeşitli arayışlara itmiştir. Gün
geçtikçe azalan doğal kaynakların en iyi şekilde değerlendirilmesi mümkün olsa
bile, dünya nüfusunun artış hızı karşısında yetersiz kalmaktadır. Bu durumda
mevcut potansiyelin rasyonel kullanımı yanında yeterli ve dengeli beslenme için
uygun gıda maddelerinin sağlanması insanlığın geleceği için vazgeçilmez
olmuştur. Bu günümüzde bir çok ülkede çok daha acı bir şekilde karşımıza
çıkmaktadır. Bu yüzden gıda maddelerinin sağlanması insanların temel
sorunlarından biri olmaya her zaman olduğu gibi devam etmektedir.
Beş milyarı aşan dünya nüfusunu beslemek için, 10 yıl içinde gıda üretiminin
bugünkünün 1.5 kat artırılması beklenmektedir. Tarım alanında basit
biyoteknolojik uygulamalarla sağlanan önemli üretim artışlarının, çağımızdaki
teknolojiye uygun metotlarla daha da artırılabileceği ileri sürülmektedir.
Biyoteknoloji alanındaki uygulamaların tarım alanındaki artışları insanların
açlık sorununa kalıcı çözümler getirecektir. İnsan gıdalarının çoğu yaklaşık 30
çeşit tarımsal üründen sağlanmakta, bunları da tahıllar, şekerli bitkiler,
baklagiller, yağlı tohumlar, meyve ve sebzeler oluşturmaktadır. Bütün bunlar göz
önüne alındığında, insanların temel gıdalarını oluşturan, tarımsal ürünlerin
üretiminde olduğu kadar, ürünlerin işlenmesi ve istenilen özellikte gıdalar elde
edilmesi gibi bir çok sahada uygulama imkanı bulan biyoteknolojinin önemi daha
da artmıştır.
Biyoteknolojik uygulamalar James Watson ve Fransis Crick adlı araştırıcıların
canlılardaki karakterlerin dölden döle aktarılmasında rol oynayan DNA
molekülünün yapısını belirlemeleriyle hayata geçmiştir. Bu molekülün yapısındaki
değişmelerle canlılardaki karakterlerin farklılaştığının anlaşılması bu tür
uygulamalarla istenilen özellikte bitki ve hayvan elde etmeyi planlayan Gen
Mühendisliği bilim dalının doğmasını sağlamıştır.
Teorik olarak çok geniş uygulama alanı olan biyoteknolojik yöntemlerle grip,
tetanoz, kuduz, kızamık gibi aşılar yanında istenilen özelliklere sahip
bitkiler, hayvanlar ve yararlı mikroorganizmaların da üretilmesi mümkündür.
Biyoteknolojik uygulamalarla gelecek yıllarda bol, ucuz, kaliteli ve besleyici
özelliği daha çok olan gıda maddeleri elde edilebilecektir. Bunların hayata
geçirilebilmesi için genetik mühendisliği ile biyoteknolojinin ortak olarak
çalışması gerekecektir. Çünkü biyoteknolojinin ortaya çıkmasında en önemli
faktör, hücrenin fiziksel ve kimyasal özelliklerinin belirli kurallar dahilinde
işlev yapması olmuştur. Biyoteknolojik uygulamaları sağlık, tarım, enerji
sağlama, tür ıslahı ve çevre olmak üzere gruplandırabiliriz.
Tıpta biyoteknoloji, anne yada babaya ait veya her ikisinin hatalı bir gen
taşıması ve bunların oğul döllere geçmesi şeklindeki hastalıkların giderilmesi
esasına dayanmaktadır. Bu çeşit rahatsızlıklar hatalı genin teşhis ve tedavisi
ile ortadan kalkabilecektir. Genetik orijinli rahatsızlıkların önlenebilmesi
için hastalığın daha embriyo safhasında tespit edilerek, erken dönemde tedavi
edilmesi gerekir. Deneysel olarak oluşturulan zigotta, 8 hücreli safhada iken
içerdiği hatalı genleri belirlemek mümkündür. Hastalık sebebi olacak genlerin
yerine hatalı olmayanların yerleştirilmesi amaçlanan tedavi yöntemidir. Sağlık
alanına biyoteknolojik diğer önemli bir katkısı da rekombinant DNA teknolojisi
uygulamasıyla elde edilen ve canlı tarafından sentez edilemeyen yada yetersiz
üretilen protein ve enzimlerin yerine geçebilecek yapay ürünlerle tedavinin
kolaylaşmasıdır. Örneğin bu yolla insülün hormonu ve bazı aşılar elde
edilmektedir
Biyoteknoloji, bitkisel ve hayvansal üretim alanında da önemli uygulama alanı
bulmuştur. Sağlıklı bir ürünün iyi ve kaliteli hammaddelerden elde edilebileceği
düşünülürse biyoteknolojik yöntemlerle yetiştirilen soğuğa, sıcağa, kuraklığa ve
fazla tuza dayanıklı bitkilerin ürünleri hem üretim kaybını en aza indirecek hem
de tüketicinin istediği tipteki gıdanın yapımını sağlayacaktır. Örneğin;
insanların temel gıda maddesi olan buğdayın protein oranının artırılması yapay
bir DNA parçası aktarılarak sağlanmış, aynı tür uygulamalarla hastalık ve
zararlılara dayanıklı buğdaylar elde edilebilmektedir.
Biyoteknolojik yöntemlerle hayvan hastalıklarına etkili aşılar yapılması
kullandığı yemlerden daha çok faydalanabilen verimli ve kısa sürede gelişen
hayvan ırkları geliştirilmiştir. Örneğin, bir araştırma projesinde, embriyosuna
gelişimi artırıcı gen aktarılan sazan balıkları, atalarına göre %30 oranında
daha ağır oluşlardır. Bu şekilde özellikte hayvan ırklarının yetiştirilmesi
konusunda biyoteknolojik yöntemler oldukça başarılı olmuştur.
Şeker kamışı ve mısır gibi yakıt alkol (etanol) üretimi için uygun bitkilerin
devreye sokulması, biyogazların işlenir hale getirilmesi, petrol kaybının
engellenmesinde mikro organizmaların kullanılması ile gerçekleşmektedir. Böylece
insanların petrole olan bağımlılığı azalacaktır.
Maalesef biyoteknolojik yöntemlerle, bazı biyolojik maddelerin süper silahlara
dönüştüğü de bilinen bir gerçektir. Biyolojik silah olarak tarif edilen gözle
görünemeyen bu yaratıklar kısa sürede çok çabuk çoğalır ve 24 saat içinde sadece
bir virüsten 250-300 trilyon öldürücü virüs üreyebilmektedir. Biyolojik silahlar
üretilip kullanıldığında ayrım yapmadan tüm insanları yok edebilecektir. Belki de
insanlığın sonu bu şekilde olacaktır. Bu da bilimin yanlış kullanılması ile
doğacak kötü neticelerden biridir. Geleceğin çehresini değiştirecek olan
biyoteknoloji yerinde kullanılırsa insanlık için büyük bir nimet, yerinde
kullanılmazsa insanlık için büyük bir felaket olabilir.
Murat Demirtaş
Biyoloji Öğretmeni
|
> Anahtar Kelimeler:
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji Haberi,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji Yazısı,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji Videosu,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji Vidyosu,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji İzle,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji Seyret,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji Oku,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji Haberi,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji Yazısı,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji Videosu,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji Vidyosu,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji İzle,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji Seyret,
2000'li Yılların Bilimi: Biyoteknoloji Oku... |
|