|
AKRABA EVLİLİKLERİ

Ülkemizde her gün binlerce kişi evleniyor. Akraba evliliklerinin bu
evliliklerden farkı nedir?
Aynı soydan gelen kişilerin yaptığı evliliğe akraba evliliği denir.
Akrabalık; anne soyundan gelebileceği gibi baba soyundan da gelebilir.
Her ikisi de aynı derecede önemlidir. Anne veya babalarından biri kardeş
olan bir çiftin yaptığı evliliklere 1.DERECE AKRABA EVLİLİĞİ (Kuzen
Evlilikleri) denir.
Büyükanne veya büyükbabalarından biri kardeş olan çiftlerin yaptığı
evliliklere ise 2.DERECE AKRABA EVLİLİĞİ (Torun Evlilikleri) denir.
Ülkemizde her beş evlilikten birini oluşturan akraba evliliklerinde
özürlü çocuk doğma riski yüksektir. Türkiye'de evliliklerin yüzde
20'sini oluşturan akraba evliliklerinde özürlü çocuk doğma riski iki
katına çıkıyor. Bu yüzden akraba evliliği yapmayı planlayan çiftlere
evlenmeden önce muhakkak genetik danışmanlık almaları öneriliyor.
Uzmanlar, toplumda yüzde 2-4 olan özürlü çocuk oranının akraba evliliği
yapanlarda yüzde 4-8'lere çıktığını belirtiyor. Akraba evliliği yapacak
çiftlere evlilik öncesi veya gebelik öncesinde genetik danışma
almalarının büyük önem taşıdığına dikkat çekilmelidir. Danışan kişilere
öncelikli olarak ayrıntılı olarak bir soy ağacı çıkarılıyor. Soy
ağacında ailede herhangi bir anormallik, zeka kusuru, düşükler ve ölü
doğumlar tespit ediliyor ve daha önce ailede bu hastalıklar görünmüşse
risk daha da artıyor.
Türkiye gibi akraba evliliklerinin yoğun olduğu ülkelerde, sakat bebek
doğumları çok sık görülmektedir. Uzmanlar akraba evliliklerinin büyük
bir bölümünün aile baskısından kaynaklandığını söylüyorlar. Bu tür
evlilikler yüzünden sakat doğum olayların yaşandığına dikkat çeken
uzmanlar, vatandaşların bu konuda aydınlatılması gerektiğini
söylüyorlar. Akraba evliliklerin görülmesinin sebepleri arasında
genellikle, aileye ait mal varlığının dağılmaması, aile bireyleri
arasındaki sevgi ve saygıyı korumak, akrabaların evlilik ve sosyo-ekonomik beklentilerinin aynı olması ve karşı cinsle rahat iletişime
girememe gibi etkenler sayılabilir. Akrabalar arasında yapılan evliliğe
endogami denilmektedir.
Her insanda 23 çift kromozom vardır. Her bir çift kromozomun bir tanesi
anneden, diğeri babadan gelmektedir. Kromozomlar, kalıtımımızla ilgili
olan DNA'yı içerir. DNA'nın fonksiyonel ürün kodlayan bölümler ise gen
denir.
Kalıtımın taşıyıcısı genlerdir. Bizler nesiller öncesinden gelen
atalarımızın bize hediye ettiği genetik kalıtımla yaşama başlamaktayız.
Vücudumuzun büyüyüp gelişmesi ve çalışması genlerimizin kontrolü
altındadır. Yaşamın temel taşı olan genler, bir DNA molekülündeki belirli bir özellik içeren kesitine
verilen addır. Her bir gen ya da birkaç gen kümesi bizdeki bir özelliğin
bilgisini içerir. Anne ve babadan eşit olarak geçen genler, bizdeki tüm
yaşam duvarlarını örer. Genler hücrelerde bulunan kromozomların
kısımlarıdır. Dolayısıyla genler, kromozomlarla birlikte çoğalarak,
hücre bölündükçe yeni hücrelere geçerler. Kişide her genin, biri anneden
biri babadan gelmiş olan iki kopyası (aleli) bulunur. Bazen genin bir
kopyasının yapısı bozuktur ve bu bozuk kopya yüzde elli olasılıkla
çocuğuna geçer. Bozuk bir gen, kişinin bazı vücut işlevlerinin
bozulmasına neden olur.
Bir karaktere ait olan özelliğin diğerine baskın olması halinde o
karaktere baskın (dominant) gen , baskın olmayan gen’e resesif (çekinik)
gen denir. Bir karakterin çıkması, iki aynı gen frekansının karşılaşması
demektir. Eğer bir hastalığa ait gen (resesif) anneden aktarılırken,
babadan da aynı (resesif) gen ile karşılaşırsa o hastalık mutlaka
doğacak olan çocukta çıkacaktır. Eğer, anneden resesif gen, babadan da
dominant gen karşılaşırsa bu sefer doğacak çocuk da tıpkı anne ve babası
gibi hastalığın taşıyıcısı olacak, ama o hastalık açığa çıkmayacaktır.
Aynı karakterde iki resesif genin karşılıklı gelmesi çekinik alleller
sonucu hastalık çıkar. Anne ve babadan iki baskın gen (dominant) alan
çocuk (baskın alleller) ise tamamen sağlıklıdır. Dolayısı ile, akraba
evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede, resesif genlerin
birbirleriyle karşılaşma ihtimalleri, daha fazla olacaktır.
Buna örnek olarak kahverengi ve mavi göz renklerini ele alalım.
Kahverengi göz rengi dominant gen (baskın) olsun , diğeri için de mavi
ise (çekinik) resesif gen diyelim. Anne-babadan birinin göz renginin
mavi (m), diğerinin kahverengi (K) olduğunu düşünelim. Bebekler
anne-babalarından kalıtımla; kahverengi-kahverengi (KK), kahverengi-mavi
(Km), mavi-kahverengi (mK) ve mavi-mavi (mm) genler gibi dört ihtimal
almış olurlar. İlk üç durumda bebeğin gözleri kahverengi (baskın renk
olduğu için), son şıkta ise mavi (çekinik renk olduğu için) olacaktır.
KK=K Km=K mK=K mm=m
İnsanlar birçok kalıtsal hastalığın genini taşır. Normal aile yapısında
da hamilelikte çocuğun hastalıklı doğma olasılığı %25, taşıyıcı olma
olasılığı %50, genin bozuk kopyasını hiç almamış olma olasılığı ise
%25'tir. Akraba evliliklerinde aynı soydan geldikleri için anne ve
babanın aynı genin bozuk kopyasını taşıma, yani
hastalığın taşıyıcısı olma olasılığı çok yüksek olduğundan çocuklarında
hastalıkların oluşma şansı çok daha fazladır.
İşte akraba ile evlenme, zararlı baskın ve çekinik genlerin üst üste
gelerek frekanslarının çakışması sonucu ortaya çıkma ihtimalini
artırdığından genetik hastalıkların görülmesine yol açabilmektedir.
Bunların çocukta görülmesi için ana ve babanın her ikisinin de en az bir
zararlı çekinik gene sahip olması gerekir. Biraz önceki göz rengi
örneğinde olduğu gibi, mavi göz renginin çekinik genleri, hem anneden
hem babadan gelirse, çocuk mavi gözlü olacaktır. Dolayısı ile akraba
evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede, zararlı (resesif)
genlerin
birbirleriyle karşılaşma olasılığı fazla olacaktır. Akraba ile evlenme,
kalıtımla geçen hastalıkların bulunduğu ailelerde bu yönden
sakıncalıdır. Böyle durumlarda
bazı çekinik genler çakışabilecek ve böylelikle hasta çocukların doğma
ihtimali artacaktır. Hastalığın çıkması, iki resesif genin karşılık
olarak bir araya gelmesi demektir. Bilindiği üzere resesif genler
hastalık taşıyan genlerdir.

Akraba evliliklerinde, hem annenin hem babanın aynı bozuk geni taşıma
ihtimali, akraba evliliği yapmayan diğer kişilere oranla daha yüksek
olduğu için, çocuğun da hasta doğma ihtimali, normal populasyona göre
artmıştır. Bununla beraber, düşük ve ölü doğum ihtimali de artmıştır.
Ailede genetik dağılım ,erkek ve kız kardeşlerde, genellikle genlerin
yarısı birbirinin aynıdır. Gen ortaklarının oranları, akrabalık
uzaklaştıkça küçülür. Torunlar, dede ve ninelerin dörtte bir genine
sahiptir. Yeğenlerin genleri ise, genellikle amca ve halalarının, dayı
ve teyzelerinin dörtte bir genine eşittir. Daha uzak akrabalıklarda bu
oran, kardeş çocuklarında olduğu gibi sekizde bire düşmektedir.
Son yıllarda yapılmaya başlanan çalışmalar, ülkemizdeki kan yakını
evlilik oranını %21-40 arasında belirlemiştir. Almanya'da ise bu oran
sadece %0,1- 0,3 arasındadır.
İlk çağlardan beri yapılan akraba evlilikleri gelişmiş Batı ülkelerinde
yüzde birler düzeyinde görülürken, az gelişmiş Doğu ülkelerinde ve
nerede yaşarsa yaşasın izole topluluklarda çok yüksek oranda
yapılmaktadır. Örneğin; İngiltere'de %0.56, Hollanda'da %0.36, İsveç'te
%0.90 gibi çok düşük düzeyde seyreden akraba evliliği oranı Hindistan'da
%20, Jamaika'da %44.44, Kuveyt'te %54.3 oranında görülmektedir. Gelişmiş
ülkelerde yaşamalarına karşın Alman Yahudilerinde %35.80, Amerika'daki
bazı izolelerinde %56.60 akraba evliliği oranı saptanmıştır. Günümüzde
Batı Toplumlarında zor denecek kadar az olmasına
karşın, özellikle Asya ve İslam Ülkeleri'nde yüksek oranda akraba
evliliğine rastlanmaktadır. Ülkemizde ise Türk Medeni Kanunu'nun
yasaklamış olduğu; kardeş-kardeş, anne-oğul, baba-kız ve yarım yeğen
evlilikleri dışında kalan akraba
evliliklerini, sıkça görmekteyiz. Zararlı resesif genlerin bir araya
gelmesini sağlayarak, genetik hastalıkların görülme sıklığını artıran
düşük ölü doğum ve erken bebek ölümlerine neden olan, akraba evliliği
ile ilgili Dünyada ve Ülkemizde bir çok araştırmalar yapılmaktadır.
Kan uyuşması çözüm müdür?
Akraba evliliğinde Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızdaki Rh
faktörü ile ilgilidir. Yalnızca kadının Rh - , erkeğin ise Rh + olduğu
durumlarda oluşabilir. Kan gruplarının uyuştuğu hallerde doğum
sonrasında çocuklarda kalıtımsal hastalıklar görülmüştür. Erkekte
bulunan Rh faktörünün genetik aktarımla ana karnındaki fetüste ortaya
çıkması anne ile bebek arasında bir kan uyuşmazlığının ortaya çıkmasına
neden olacaktır.
Günümüzde akraba evliliklerinde en çok görülen hastalıklar; zekâ
geriliği (fenilketonüri), Akdeniz Anemisi, Alzheimer, Parkinson,
Huntington hastalığı ve nöron ölümüdür, özürlü ve ölü doğumlar da bu
örnekler arasında sayılmaktadır.
Çocuk Doğmadan Önce Kalıtsal Bir Hastalığın Tanısı Konulabilir mi?
Gen analizi de denilen DNA analizi yöntemleriyle artık hamileliğin ilk
üç ayında birçok hastalığın tanısı konulabilmektedir. Genetik bilimin
gelişmesi ile bazı hastalıklarda daha anne karnında müdahale çalışmaları
hız kazanmıştır. Bebeğin anne karnında içinde yüzdüğü sıvıdan, ya da
beslenmesini sağlayan kordondan alınan sıvıların incelenmesiyle bir
anormallik olup olmadığı % 93 oranında kesinleştirilebiliyor. Yapılan
testlerde, anne karnındaki bebeğin ense kalınlığı ölçülüyor. Bebeğin
ensesinde fazla sıvı birikmesi, doğuştan zekâ geriliği anlamına gelen
Down sendromunun habercisi olabiliyor. Ayrıca bazı kromozom
bozukluklarında ve doğumsal kalp hastalıklarında da bebeklerin ense
kalınlığı artıyor. Bu çalışmalar ilerisi için umut veren gelişmelerle
devam etmektedir.
Hiçbir anne ve baba, dünyaya getirdiği çocuğunun ömür boyu taşıyacağı
bir engelle birlikte yaşamasını arzu etmez. Muhakkak ki hiçbir engel,
isteyerek, kasıtlı olarak ortaya çıkmaz. Fakat bir takım ihmaller,
tecrübesizlikler, bilgi eksikliği ve elde olmayan nedenler bu durumu
ortaya çıkartıyor. Ve önlenmesi gereken sorunlarla ilgilenilmiyor.
Bunların yanında hastalıklı çocukların topluma ve ailesine getirdiği yük
ve sorunlar da çok önemlidir. Hasta çocuğun yaşam kalitesi çok düşük
olacak, ilaçlara ve çevresine bağımlı olarak yaşayacak belki de
toplumdan itilecektir. Hasta çocuğa sahip olan anne baba hem maddi, hem
manevi yük altında kalarak yıpranacaklardır. Mümkün olduğunca akraba
evliliğinden kaçınarak çocuğumuzun sağlığıyla kumar oynamayalım.
Akraba evliliği yapan çiftlerin bebekleri doğumda sağlıklı görünse de bu
çiftlerin aile içindeki muhtemel bir genetik hastalığın yokluğundan emin
olmaları için bebekleri 3-4 yaşına gelene kadar beklemeleri önemlidir.
Zira bazı genetik hastalıklar çocuk bu yaşlara gelene kadar kendini
belli etmeyebilir.
Bu hastalıkların görülmesindeki en önemli etkenlerden biri akraba
evliliğidir. Diğer nedenlerde şunlardır:
1- Kalıtsal Hastalıklar: Anne ya da babanın genetik yapısında baskın
olan veya Baskın olmayan bozukluklar sonucu görülür.
2- Kan uyuşmazlığı: Annenin Rh(-), babanın Rh(+) olması durumunda olur.
3- Riskli gebelikler: Anne yaşının 17’den küçük, 35’tenbüyük olması
4-Çok doğum (beşten fazla) yapmış olmak
5- Annede sistematik hastalık (kalp, böbrek hast. V.s.) bulunması
6- Daha önce düşük doğum yapmış olmak

Annenin hamileliği döneminde karşılaştığı sorunlar:
7- Annenin kötü ve yetersiz beslenmesi
8- Annenin sinirsel sıkıntılara maruz kalması
9- Hamilelikte ateşli, iltihabi veya döküntülü hastalık geçirmesi
10- Hamilelik süresince kanamalar geçirmesi
11- Annenin doktor tavsiyesi dışında ilaç kullanması
12- Annenin kazalara, travmalara maruz kalması
13- Annenin röntgen ışınına maruz kalması (Röntgen filmi çektirmesi)
14- Bebeğin anne karnında yeterince beslenememesi
15- Hamilelik döneminde annenin zehirlenmesi
16- Doğum esnasında karşılaşılan sorunlar
Genel olarak söylemek gerekirse akraba evliliği mutlaka "sakat bebek"
doğacak anlamına gelmez. Akraba evliliği genel populasyonda varolan
%2-3'lük anomalili bebek doğurma riskini yaklaşık olarak iki kat
artırır, oluşan hastalıklar genellikle
metabolizma hastalıkları şeklinde olan ve prenatal (doğum öncesi)
tanıları oldukça güç olan hastalıklardır.
Bunların yanında hastalıklı çocukların topluma ve ailesine getirdiği yük
ve sorunlar da çok önemlidir. Hasta çocuğun yaşam kalitesi çok düşük
olacak, ilaçlara ve çevresine bağımlı olarak yaşayacak belki de
toplumdan itilecektir. Hasta çocuğa sahip olan anne baba hem maddi, hem
manevi yük altında kalarak yıpranacaklardır. Mümkün olduğunca akraba
evliliğinden kaçınarak çocuğumuzun sağlığıyla kumar oynamayalım.
Ülkemizde akraba evliliği sıklığı %21-25 olarak bildirilmektedir. Bu
oran bazı bölgelerde daha da sık olabilmektedir. Pek çok sosyoekonomik ve
kültürel nedeni olan bu geleneğin çok ağır sonuçları olduğu
bilinmektedir. Akraba evliliğinden doğan çocuklarda ‘otozomal resesif’
denilen bir grup hastalık ortaya çıkmaktadır. Otozomal resesif yolla
kalıtılan hastalıklar aşağıdaki özellikleri göstermektedir.
Hasta çocukların genellikle ebeveynleri veya akrabalarında herhangi bir
sağlık sorunu yoktur. Bu durum ‘bizim ailemizde hastalık olmadığı için
akraba evliliği yapılabilir’ gibi bir yanılgıya neden olmamalıdır; çünkü
bu çocukların anne ve babaları hasta geni taşırlar. Anne ve baba sadece
‘taşıyıcı’ olduğu için herhangi bir sağlık sorunları yoktur; fakat
onlardan doğan çocuklarda iki hasta genin bir araya gelme olasılığı
bulunduğu için hastalık ortaya çıkabilmektedir. Bu olasılık doğacak her
çocuk için %25’tir ve kız ve erkek çocuklar için farklılık göstermez.
Akraba evliliğinden doğan çocuklarda görülen hastalıklar vücudun bütün
sistemleriyle ilgili olabilir. Örneğin tiroid bezinin doğuştan
yetersizliği sonucunda ağır zeka geriliği ve büyüme-gelişme geriliği,
yeni doğan döneminde uzamış sarılık, kaba yüz görünümü, fazla uyuma,
fazla üşüme ve kabızlık görülen ‘konjenital hipotiroidizm’ denilen bir
hastalık karşımıza çıkabilir. Erken teşhis ve tedavi edilmediği
takdirde, sadece aile için büyük bir üzüntü kaynağı değil, toplum için
de telafisi mümkün olmayan bir sosyo-ekonomik kayba neden olur.
Hastalığın sıklığı dünya genelinde 4000’de 1 olarak bildirilmekle
birlikte, ülkemizde akraba evliliğinin sık görülmesi nedeniyle
2500-3000’de 1 olarak tahmin edilmektedir.
Zeka geriliğine neden olan ve yine akraba evliliği sonucu ülkemizde diğer
ülkelere kıyasla daha sık görülen bir diğer hastalık da fenilketonüridir.
Bu hastalığın erken teşhisi için bütün yeni doğan bebeklerin
topuklarından bir damla kan alınarak tetkik edilmektedir.
Akraba evliliği, zeka ve gelişme geriliği dışında bazı organların anne
rahmindeki gelişmesi ile de ilgili bazı sorunlara neden olabilir.
Örneğin, cinsel organların gelişme kusuru sonucunda kız veya erkek
olduğuna karar verilmesinde güçlük arz eden bebekler doğabilir. Bu
bebeklerin yaşayacağı tıbbi ve cerrahi, son derece güç ve pahalı tedavi
girişimleri yanı sıra ailesinin karşılaşacağı sosyal sorunları tahayyül
etmek güç olmasa gerekir.
Ülkemizde, Akdeniz anemisi (talassemi) hastalığı akraba evliliği
sonucunda önemli bir toplum sağlığı sorunu haline gelmiştir. Kesin
tedavisi kemik iliği nakli ile gerçekleştirilebilen bu hastalık ömür
boyu kan nakli gerektiren, bazı durumlarda dalağın çıkarılması
zorunluluğuna yol açan bir durumdur. Kemik iliği nakli güç ve pahalı bir
tedavi yöntemidir.
Ayrıca akciğerlerin, böbreklerin, karaciğer ve sindirim sisteminin
birçok hastalığı akraba evliliğine bağlıdır. Vücudumuzda yer alan
binlerce metabolik reaksiyonun her birinin aksaması ile kendini gösteren
binlerce hastalığın görülme sıklığı akraba evliliği ile artmaktadır. Bu
hastalıkların her birinin nadir olduğu düşünülebilirse de toplam risk
hiçbir aile veya bireyin üstlenemeyeceği boyutlardadır. Ailelerin bu
hastalıkların hangileri için ‘taşıyıcı’ olduğunu saptamak mümkün
değildir; çünkü binlerce hastalığın tek tek aranması hem teknik, hem de
ekonomik nedenlerle çok zordur. Halbuki, bütün bu felaketlerin ve
istenmeyen sonuçların önlenebilmesi çok kolay bir prensiple
sağlanabilir.
Türkiye gibi akraba evliliklerinin yoğun olduğu ülkelerde, sakat bebek
doğumları çok sık görülmektedir. Akraba evliliklerin görülmesinin
sebepleri arasında genellikle, aileye ait mal varlığının dağılmaması,
aile bireyleri arasındaki sevgi ve saygıyı korumak, akrabaların evlilik
ve sosyo-ekonomik beklentilerinin aynı olması ve karşı cinsle rahat
iletişime girememe gibi etkenler sayılabilir. Akrabalar arasında yapılan
evliliğe endogami denilmektedir.
Kalıtımın taşıyıcısı genlerdir. Bizler nesiller öncesinden gelen
atalarımızın bize hediye ettiği genetik kalıtımla yaşama başlamaktayız.
Vücudumuzun büyüyüp gelişmesi ve çalışması genlerimizin kontrolü
altındadır. Yaşamın temel taşı olan genler, bir DNA molekülündeki
belirli bir özellik içeren kesitine verilen addır. Her bir gen ya da
birkaç gen kümesi bizdeki bir özelliğin bilgisini içerir. Anne ve
babadan eşit olarak geçen genler, bizdeki tüm yaşam duvarlarını örer.
Genler hücrelerde bulunan kromozomların kısımlarıdır. Dolayısıyla
genler, kromozomlarla birlikte çoğalarak, hücre bölündükçe yeni
hücrelere geçerler. Kişide her genin, biri anneden biri babadan gelmiş
olan iki kopyası (alleli) bulunur. Bazen genin bir kopyasının yapısı
bozuktur ve bu bozuk kopya yüzde elli olasılıkla çocuğuna geçer. Bozuk
bir gen, kişinin bazı vücut işlevlerinin bozulmasına neden olur.
Bir karaktere ait olan özelliğin diğerine baskın olması halinde o
karaktere baskın (dominant) gen , baskın olmayan gene resesif (çekinik)
gen denir. Bir karakterin çıkması, iki aynı gen frekansının karşılaşması
demektir. Eğer bir hastalığa ait gen (resesif) anneden aktarılırken,
babadan da aynı (resesif) gen ile karşılaşırsa o hastalık mutlaka
doğacak olan çocukta çıkacaktır. Eğer , anneden resesif gen, babadan da
dominant gen karşılaşırsa bu sefer doğacak çocuk da tıpkı anne ve babası
gibi hastalığın taşıyıcısı olacak, ama o hastalık açığa çıkmayacaktır.
Aynı karakterde iki resesif genin karşılıklı gelmesi çekinik alleller
sonucu hastalık çıkar. Anne ve babadan iki baskın gen (dominant) alan
çocuk (baskın alleller) ise tamamen sağlıklıdır.Dolayısı ile, akraba
evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede , resesif genlerin
birbirleriyle karşılaşma ihtimalleri, daha fazla olacaktır.
Buna örnek olarak kahverengi ve mavi göz renklerini ele alalım.
Kahverengi göz rengi dominant gen (baskın) olsun , diğeri için de mavi
ise (çekinik) resesif gen diyelim. Anne-babadan birinin göz renginin
mavi (m), diğerinin kahverengi (K) olduğunu düşünelim.
Bebekler anne-babalarından kalıtımla; kahverengi-kahverengi (KK),
kahverengi-mavi (Km), mavi-kahverengi (Km) ve mavi-mavi (mm) genler gibi
dört ihtimal almış olurlar. İlk üç durumda bebeğin gözleri kahverengi
(baskın renk olduğu için), son şıkta ise mavi (çekinik renk olduğu için)
olacaktır.
KK=K Km=K Km=K mm=m
İnsanlar birçok kalıtsal hastalığın genini taşır. Normal aile yapısında
da hamilelikte çocuğun hastalıklı doğma olasılığı %25, taşıyıcı olma
olasılığı %50, genin bozuk kopyasını hiç almamış olma olasılığı ise
%25'tir. Akraba evliliklerinde aynı soydan geldikleri için anne ve
babanın aynı genin bozuk kopyasını taşıma, yani hastalığın taşıyıcısı
olma olasılığı çok yüksek olduğundan çocuklarında hastalıkların oluşma
şansı çok daha fazladır.
İşte akraba ile evlenme, zararlı baskın ve çekinik genlerin üst üste
gelerek frekanslarının çakışması sonucu ortaya çıkma ihtimalini
artırdığından genetik hastalıkların görülmesine yol açabilmektedir.
Bunların çocukta görülmesi için ana ve babanın her ikisinin de en az bir
zararlı çekinik gene sahip olması gerekir. Biraz önceki göz rengi
örneğinde olduğu gibi, mavi göz renginin çekinik genleri, hem anneden
hem babadan gelirse, çocuk mavi gözlü olacaktır. Dolayısı ile akraba
evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede , zararlı (resesif)
genlerin birbirleriyle karşılaşma olasılığı fazla olacaktır. Akraba ile
evlenme, kalıtımla geçen hastalıkların bulunduğu ailelerde bu yönden
sakıncalıdır. Böyle durumlarda bazı çekinik genler çakışabilecek ve
böylelikle hasta çocukların doğma ihtimali artacaktır. Hastalığın
çıkması, iki resesif genin karşılık olarak bir araya gelmesi demektir.
Bilindiği üzere resesif genler hastalık taşıyan genlerdir.
Ailede genetik dağılım ,erkek ve kız kardeşlerde, genellikle genlerin
yarısı birbirinin aynıdır. Gen ortaklarının oranları, akrabalık
uzaklaştıkça küçülür. Torunlar, dede ve ninelerin dörtte bir genine
sahiptir. Yeğenlerin genleri ise, genellikle amca ve halalarının, dayı
ve teyzelerinin dörtte bir genine eşittir. Daha uzak akrabalıklarda bu
oran, kardeş çocuklarında olduğu gibi sekizde bire düşmektedir.
Kan uyuşması çözüm müdür?
Akraba evliliğinde Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızdaki Rh
faktörü ile ilgilidir. Yalnızca kadının Rh - , erkeğin ise Rh + olduğu
durumlarda oluşabilir. Kan gruplarının uyuştuğu hallerde doğum
sonrasında çocuklarda kalıtımsal hastalıklar görülmüştür.Erkekte bulunan
Rh faktörünün genetik aktarımla ana karnındaki fetüste ortaya çıkması
anne ile bebek arasında bir kan uyuşmazlığının ortaya çıkmasına neden
olacaktır.
Günümüzde akraba evliliklerinde en çok görülen hastalıklar; zekâ
geriliği (fenilketonüri), Akdeniz Anemisi, Alzheimer, Parkinson,
Huntington hastalığı ve nöron ölümüdür, özürlü ve ölü doğumlar da bu
örnekler arsında sayılmaktadır.
Çocuk Doğmadan Önce Kalıtsal Bir Hastalığın Tanısı Konulabilir mi?
Gen analizi de denilen DNA analizi yöntemleriyle artık hamileliğin ilk
üç ayında birçok hastalığın tanısı konulabilmektedir.Genetik bilimin
gelişmesi ile bazı hastalıklarda daha anne karnında müdahale çalışmaları
hız kazanmıştır. Bebeğin anne karnında içinde yüzdüğü sıvıdan, ya da
beslenmesini sağlayan kordondan alınan sıvıların incelenmesiyle bir
anormallik olup olmadığı % 93 oranında kesinleştirilebiliyor.Yapılan
testlerde, anne karnındaki bebeğin ense kalınlığı ölçülüyor. Bebeğin
ensesinde fazla sıvı birikmesi, doğuştan zekâ geriliği anlamına gelen
Down sendromunun habercisi olabiliyor. Ayrıca bazı kromozom
bozukluklarında ve doğumsal kalp hastalıklarında da bebeklerin ense
kalınlığı artıyor. Bu çalışmalar ilerisi için umut veren gelişmelerle
devam etmektedir.
|
> Anahtar Kelimeler:
Kan Uyuşması Çözüm müdür,
Çocuk Doğmadan Önce Kalıtsal Bir
Hastalığın Tanısı Konulabilir mi,
Akraba Evlilikleri Nedir,
Akraba Evlilikleri Sorunları Nedir,
1. Derece Akraba Evliliği Kuzen
Evlilikleri Nedir,
2. Derece Akraba Evliliği Torun Evlilikleri
Nedir,
Kan Uyuşması Çözüm Müdür,
Çocuk Doğmadan Önce Kalıtsal
Bir Hastalığın Tanısı Konulabilir mi,
Kalıtsal Hastalıklar
Nedir,
Kan Uyuşmazlığı Nedir,
Riskli Gebelikler Nedir,
Çok Doğum
Nedir,
Annede Sistematik Hastalık Nedir,
Daha Önce Düşük Doğum
Nedir,
Annenin Hamileliği Döneminde Karşılaştığı Sorunlar
Nedir... |
|