|
ARŞİMET
(ARCHIMEDES)
(İÖ. 287-212)

Dünya , uzun süre evrenin merkezi olarak kabul edildi. Bunu sağ duyu da
besliyordu. Öyle ya bugün bile hepimize, sıradan insana Güneş, Dünya’nın
çevresinde dönüyor gibi gelmiyor mu?
Tarımda en büyük buluş kuşkusuz sabandır. Sabanı, toprağı yaran ve
havalandıran bir kama olarak düşünürüz. Gerçekten bu kama da ilkel
mekanik buluşların en önemlilerindendir. Ama saban aynı zamanda başka
bir önem daha taşımaktadır: toprağı kaldıran bir kaldıraçtır, gerçekten
de kaldıracın ilk uygulamalarındandır. Uzun yıllar sonra Arşimet,
Yunanlılara kaldıraç kavramını anlatırken, kaldıraca dayanak bulabilse,
Dünyayı yerinden oynatabileceğini söylemişti. Ama bu olaydan binlerce
yıl önce, Ortadoğu’da saban süren çiftçiler, “bana bir kaldıraç ver, tüm
dünyayı beslerim” derlerdi.
Daha önce değindiğim gibi, tarım, hiç değilse, bir kez daha ve çok daha
sonra, Amerika’da keşfedilmiştir. Ama saban ve tekerlek keşfedilmemişti, çünkü
her ikisi de çekim hayvanlarını gereksindirir.Ortadoğu’da bazit tarımdan sonra
varılan aşama, çeki hayvanlarının evcilleştirilmesi olmuştur. Bu biyolojik
aşamaya varamadığı için, Yeni Dünya toprağın sopayla kazılıp, yükün sırtta
taşındığı düzeyde kaldı. Çömlekçi çarkını bile bulamadı.
Bir Yunan matematikçisi, fizikçisi ve mühendisi olan Arşimet, belki de
çağının en büyük bilim adamıydı.İlk kez, bir dairenin çevresinin çapına
oranını(pi sayısını) tam olarak hesaplamış; silindir ve diğer geometrik
şekillerin alan ve hacimlerinin nasıl hesaplandığını göstermiştir. Batan
cisimleri etki eden kaldırma kuvvetinin doğasını keşfi ile tanınır ve de
çok yetenekli bir mucit olarak bilinir. Bugün bile hala kullanılan
pratik keşiflerinden biri Arşimet vidasıdır. Bu vida, eğimli olarak
dönen halka boru şeklinde olup genellikle gemiden suyu çıkarmak için
kullanılır.O, mancınığı keşfetmiş ve ağır yükleri kaldırmak için
ağırlıklar, makaralar ve kaldıraç sistemlerini bulmuştur.O'nun icatları,
Romalıların iki yıllık kuşatmaları sırasında, doğduğu şehrin (Syracuse)
savunmasında askerlerce başarıyla kullanılmıştır.
Rivayete göre, Kral 2.Hieron'un tacının saf altından mı yoksa başka
metallerin karışımından mı yapıldığı kral tarafından Arşimet'e sorulur.
Araştırma işleminin taca zarar vermeden yapılması istenir.Kuyumcu
sahtekarlık yaparak içine değersiz madenler koymuş mudur? Arşimet o sıra
hamamda soruyu düşünüyordu.Banyo teknesine oturduğu sırada, teknenin
üstünden akıp giden suyun miktarının bedeninin suya dalan bölümünün
hacmine eşit olduğu dikkatini çekti.Arşimet, tacını bütününü bir
banyodaki suya daldırdıktan sonra, kaybettiği ağırlığa dikkat ederek
çözümü buldu. Bu keşfinden dolayı Arşimet çok heyecanlanmış, "Onu
buldum" anlamına gelen Yunanca "Eureka!"diye bağırarak çıplak şekilde
Syracuse'nın caddelerinde koşmuştur.
İÖ 287'de dolaylarında doğan Siracusalı Arkhimedes klasik çağların belki
de en büyük bilim adamlarındandır. Mekanik biliminde efsanevi başarılar
elde etmiş (" Bana bir kaldıraç verin, bir de onu dayayacağım bir yer
gösterin, dünyayı yerinden oynatayım"), bir çember ile çapı arasındaki
oranı gösteren pi değerini (3,142...) çok küçük bir hatayla ilk kez
hesaplayan kişi olmuş, evnehih kaç kum tanesi alacağını-elbette, evrenin
boyutlarının bilindiğini varsayarak-kestirmeye çalışmıştır.
Yaşamıyla ilgili en çok bilinen öykülerden birinde, kralı ve koruyucusu
2. Hieron, ondan, işlediğinden kuşkulandığı bir suçu araştırması
ister.Öykü (Vitruvius Pollio) tarafından şöyle anlatılır:
"Hieron,Arkhimedes'ten, kendisine verilen bir taç ya da çelengin, ona
bir zarar vermeden, saf altın olup olmadığını, kuyumcunun sahtekarlık
yaparak ona daha değersiz bir maden katıp katmadığını ortaya çıkarması
istemişti.
Arşimet sorunu kafasında evirip çevirirken bir rastlantı sonucu hamamda
bulunuyordu. Orada banyo teknesine oturduğu sırada, teknenin üstünden
akıp giden suyun miktarının bedeninin suya dalan bölümünün hacmine eşit
olduğu dikkatini çekti. Hemen sorunun çözüm yolunu gördü. bekleyemedi ve
o heyecanla hamamdan dışarı fırladı. sokaklarda çırılçıplak evine doğru
koşarken avazı çıktığı kadar aradığı şeyi bulduğunu haykırdı: Bir yandan
koşuyor, bir yandan da durmadan Yunanca bağırıyordu: Eureka! Eureka!
Buldum! Buldum!
Arşimet eve döndükten sonra kendi üzerinde denediği şeyi altın taçla da
yaptı. Kuyumcunun bir miktar gümüş kattığı anlaşıldı ve zavallı kuyumcu
idam edildi.
Siracusalı Arşimet "bana bir kaldıraç verin, bir de onu dayayacağım bir
yer gösterin, dünyayı yerinden oynatayım" demişti.
İÖ 214 yılında Siracusa'yı Romalı general Marcellus denizden ve karadan
kuşatmıştı. Arşimet, şimdi de bir kahraman olarak karşımıza çıkar. Roma
donanması tam iki yıl boyunca körfezde tutmayı başarır.Tarihçi
Plutarkhos şöyle anlatır:
" Romalılar saldırdığında böylesine büyük bir askeri güce ve böylesine
şiddetli bir saldırıya karşı koymalarının olanaksız olduğunu düşünen
Siracusa halkının dehşetten dili tutuldu. Ne var ki Arşimet hemen
makinelerini kullanmaya başladı. Makineler, Roma kara güçlerine okları,
mızrakları, koca koca taşları öyle inanılmaz bir gürültüyle ve hızla
atmaya başladı ki, bunların önünde hiçbir şeyin ayakta kalması olanaklı
değildi. Önlerine çıkan her şeyi yıkıp döktüler, saflar arasında korkunç
bir kargaşaya yol açtılar.
Kentin deniz tarafında, surların üzerinden, Roma kadırgalarına
olağanüstü bir hızla çarpıp onları hemen batırmak için gerekli şeylerle
donatılmış kocaman kalaslar fırlatan muazzam makineler kuruldu: Turna
kuşlarının gagalarına benzeyen demir çengellerle ya da kancalarla
pruvasından yukarı çekilen, sonra da kıçları üzerine suya düşen gemiler
denizin dibini boyladı. Halatlarla ve çengellerle kıyıya doğru çekilen
birtakım gemiler ise hızla ilerleyip kent surlarının altında yükselen
kayalara bindirdikten sonrada paramparça oldular, tayfaları da oracıkta
can verdi
Sık sık bir gemi denizden alınıp yukarı kaldırıldı ve havada asılı kalıp
fırıl fırıl dönüp durdu: manzara çok korkunçtu. Bu sırada insanlar
sallantının şiddetiyle gemiden düştü; en sonunda da gemi, makeninin
bırakmasıyla ya sulara çarpıp parçalandı ya da denize batıp gitti.
Marcellus’un sekiz kadırga üzerinde ileri sürdüğü, aynı adı taşıyan
müzik aletine benzemesi nedeniyle Sambuka denilen makineye gelince,
Arşimet, surlarda bir hayli uzak olduğu halde ona arka arkaya onar
kiloluk üç kaya fırlattı; hepsi de büyük bir gürültüyle ve şiddetle
çarptı ve makineyi parçalayıp darmadağın etti.
Marcellus, bu tehlike karşısında, kadırgalarını olabildiğince hızlı bir
biçimde geri çekti, sonra.kara güçlerinin de aynı şekilde geri çekilmesi
için emirler yolladı. Ardından savaş meclisini topladı. Mecliste,
mümkünse ertesi sabah gün doğmadan surlara yaklaşma kararı alında. Çünkü
böyle bir durumda Arşimet’in makinelerinin fırlattığı okların,
mızrakların ve taşların, makineler çok güçlü olduğundan, başlarının
üzerinden geçip gideceğini düşündüler. Ne var ki Arşimet, makinelerin
bütün uzaklıklara göre ayarlayarak uzun zamandır kendisini buna
hazırlamaktaydı. Ayrıca surlara delikler açtırmış ve buralara okları çok
uzaklara fırlatmayan ama çok seri biçimde atan skorpionları ( dev boyutlu
mekanik yaylar) yerleştirmişti. Dolaysıyla, işlerin aslında hiç de
düşündükleri gibi olmadığını bilmeyen Romalılar, surlara
yaklaştıklarında, tepelerinden aşağı yağmur gibi boşanan bir kargı ve
koca koca taş bulutuyla karşılandılar: Çünkü makineler bütün o şeyleri
surların her noktasından fırlatıyordu. Bu, onları geri çekilmek zorunda
bıraktı. Biraz uzaklaştıklarında bu kez geri dönüş yollarına daha büyük
makineler ir attığı Siracusalılara herhangi bir karşılık verme fırsatı
tanıdan gemilerine büyük hasar verdiği gibi savaşçılarına arasında da
korkunç bir zayiata yol açan başka oklara hedef oldular. Çünkü Arşimet
makinelerinin çoğunu surların hemen altına yerleştirmişti. Bu yüzden,
görünmeyen bir düşmanın sürekli saldırısına maruz kalan Romalılar sanki
Tanrılara karşı savaşıyor gibiydi.
Fakat Marcellus kendi atıcılarıyla ve mühendislerinin haline gülüyordu.
“Niçin bu matematik Briareos'u ile savaşmaktan vazgeçmiyoruz?” diye
soruyordu; “ kıyıya oturup alay edermişçesine denizden yaptığımız
saldırıları utanç verici bir biçimde boşa çıkaran, bir defada bizim
yüzümüzü birden vurarak yüz kollu masal devlerini bile geçen bu
insanoğlu kim?”
Aslında geri kalan bütün Siracusalılar, Arşimet’in bataryasında bir
gövdenin parçası gibiydiler. Her şeyi kendisi yönetiyordu. Bütün öteki
silahlar bir kenarda duruyordu. Kentin tek saldırı ve savunma silahları
Arşimet’inkilerdi. Romalılar sonunda öyle dehşete düştüler ki, surların
üzerinden bir ipin ya da bir sopanın uzatıldığını gördüklerinde bile
Arşimet’in bir makineyi kendilerine çevirdiğini haykırıp arkalarını
dönerek kaçmaya başladılar. Bunu gören marcellus saldırarak ilerleme
düşüncesinden vazgeçti ve her şeyi zamana bırakıp kuşatmayı ablukaya
çevirdi.
Ancak Arşimet o denli derin kavrayışlı, o denli yüce gönüllü ve
matematik bilgisi o denil çoktu ki, bu makineleri bulması ona insandan
çok tanrılara özgü bilgiler bahşedilmiş bir insan unvanı kazandırdı; ne
var ki onun bunları yazılı olarak bırakmak gibi bir kaygısı hiç olmadı.
Çünkü o bütünüyle mekanik üzerinde yoğunlaşmanın ve kamuya hizmet eden
her sanatın değersiz ve iğrenç bir şey olduğunu düşünüyor, bir tek,
yaşamın zorunlu kıldığı şeylerle hiçbir bağı olmayan ve yalnızca
mantıksal doğrulukan ve kanıtlamadan doğan gerçek kusursuzluğu yakalayan
kafa işlerinden zevk duyuyordu.
Fakat onunla ilgili olarak anlatılan bazı şeyleri de akıl almaz diye
reddetmeye kalkmayacağız: Sürekli bir perinin, yani geometrinin büyüsü
altında olduğu için ne yer içer ne de kendine bakarmış. Çoğu zaman
hamama zorla götürürlermiş. Oradayken de küllerin üzerine geometrik
şekiller çizer, yağlandığında parmağıyla bedenine çizgiler çekermiş.
Duyduğu zihinsel haz onu bu denli kendinden geçirir, bilim onu böylesine
coştururmuş. Birçok ilginç ve mükemmel buluşun yaratıcısı olduğu halde,
arkadaşlarının, mezar taşına yalnızca içinde küre çizili bir silidir
kazımalarını ve içerilen cismin hacminin içeren cismin hacmine oranını
yazmalarını istediği söylenir. Kendisini ve Siracusa kentini Romalılar
karşı korumak için elinden gelen her şeyi yapan Archimedes işte böyle
biriydi.”
Roma donanması, Arşimet’in silahlarından uzak durarak üç yıllık bir
kuşatmanın (ablukanın) ardından Siracusa düştü. Plutarkhos, dehanın
ölümünü şöyle anlatır:
“Marcellus’u en fazla etkileyen Arşimet’in kötü yazgısı oldu: O sırada
bir matematik problemi üzerinde çalışıyordu ve çizdiği şekle öyle
dalmıştı ki ne Romalıların telaşlı seslerini duydu ne de kentin
alındığını fark etti. Bir asker ansızın odasına girip marcellus’a gitmek
için kendisini izlemesini emretti. Fakat Arşimet çalıştığı problemi
çözene kadar bunu yapmak istemedi.Asker öfkeyle kılıcını çekip onu
öldürdü. Marcellus, onun ölümüne çok üzüldü. Dinsiz ve iğrenç biriymiş
gibi onu öldüren askere yüz çevirdi: Arşimet’in akrabalarını aratıp
buldurarak onlara değerli armağanlar verdi.”
Romalılar, Arşimet’in kendilerine verdiği dersten yararlanamadılar.Birkaç yıl sonra Annibal’ın İkinci Pön Savaşı’ndaki
yenilgisinin ardından yüzyıllar boyunca zorlu bir düşmanla
karşılaşmadılar En sonunda barbarların üstün askerlik bilgileri
sonucunda imparatorluk çöktü
Romalıların askerlik becerileri İS 4. yüzyıla dek iyice zayıfladı;
bununla birlikte güçlerinin doruğunda olduklarında bile Hunların ağır
okları “dört nala giden atlarının üzerinden şaşmaz bir isabetle atan”
okçularına dayanmakta güçlük çektiler. Herhalde Arşimet, Hunları takdir
ederdi.”
|
> Anahtar Kelimeler:
Arşimet (Archimedes) Hayatı,
Arşimet (Archimedes) Yaşamı,
Arşimet (Archimedes) Biyografisi,
Arşimet (Archimedes) Felsefesi Nedir,
Arşimet (Archimedes) Nerde Doğmuştur,
Arşimet (Archimedes) Nerde Ölmüştür,
Arşimet (Archimedes) Ne Zaman Doğmuştur,
Arşimet (Archimedes) Ne Zaman Ölmüştür,
Arşimet (Archimedes) Gençliği ve Eğitimi Nasıldır,
Arşimet (Archimedes) Yolculukları ve Çalışmaları Nedir,
Arşimet (Archimedes) Başardıkları Nedir,
Arşimet (Archimedes) Hastalığı ve Ölümü Nasıldır,
Arşimet (Archimedes) Özel Yaşamı Nasıldır,
Arşimet (Archimedes) İthaflar ve Atıflar Nedir,
Arşimet (Archimedes) Basılı Eserleri Nelerdir,
Arşimet (Archimedes) Yazışmaları Nelerdir,
Arşimet (Archimedes) Aldığı Ödüller Nelerdir,
Arşimet (Archimedes) Çalışmaları Nedir,
Arşimet (Archimedes) Bilimsel Eserleri Nelerdir,
Arşimet (Archimedes) Felsefesi Nedir,
Arşimet (Archimedes) Eğitimi ve İlk Çalışmaları Nelerdir,
Arşimet (Archimedes) Ödülleri Nelerdir,
Arşimet (Archimedes) Alanları Nelerdir... |
|