|
BAĞIMLILIK NEDİR,
TÜRLERİ VE BAĞIMLILIĞIN
SONUÇLARI

Bağımlılığa yol açan maddeler; genel olarak yaşamı sürdürmek için
gerekli olmadığı halde keyif verici özellikleri nedeniyle tüketilirler
ve kullanıcılarda bedensel, ruhsal, davranışsal ve bilişsel
değişikliklere yol açarlar.
Bağımlılığın sözcük anlamı; birey ve nesne(si) arasında bireyin
seçimiyle başlayan aynilik ve süreklilik özelliği taşıyan boyutlu bir
ilişkidir. Bu ilişki her ne kadar bireyin özgür iradesi ile başlamış ise
de, bireyin özerkliği zaman içinde ortadan kalkmaktadır. Bağımlılığın
gelişmesiyle birlikte ortadan kalkmaya başlayan özerklik, bireyin daha
önce dağarcığında bulunmayan yeni tür tutum ve davranışlar
edinmesine yol açar. Dolayısıyla problem bireyle sınırlı olmayıp, onun
geldiği aileyi, yaşadığı sosyal çevreyi ve nihayet toplumu belli bir
süreç içersinde mutlak etkileyen bir güce sahiptir.
Madde; Merkezi Sinir Sistemi dediğimiz beyin ve bağlantılı alt
sistemleri içeren işlevsel yapı üzerinde sahte bir “iyi oluş” hali
oluşturan tıp içi ve tıp dışı unsurlardır.
Tıpta belli amaçlar ve belli sınırlılıklar içinde kullanılan kimi
ilaçlar, tıp dışı amaçlarla ve önerilmeyen miktarlarda kötüye
kullanılmak suretiyle bağımlılık maddesi haline gelmektedir. Aslında tıp
dışı olup “ilaç”özelliği taşımayan çoğu bağımlılık maddesi, tıpta
kullanılan ilaçların türevsel eş örneğidir. Ancak bir ilacın
sentezlenmesindeki güvenilir koşullara ve özelliklere sahip değildirler.
Madde Bağımlılığı denildiğinde; insanın duygu, düşünce ve davranışı
üzerinde doğrudan etkili, özgüllüğü olan bir süreç anlaşılmalıdır.
Ülkemizde de Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nun kullandığı terminoloji
kullanılarak “uyuşturucu bağımlılığı” yerine “madde bağımlılığı” terimi
kullanılmaktadır.
Dünya Sağlık Örgütünce gruplandırılan madde bağımlılığı tipleri
şunlardır;
1.Opyat Tipi Bağımlılık
2.Alkol, Barbütürat, Benzodiazepin Tipi Bağımlılık
3.Esrar Tipi Bağımlılık
4.Kokain Tipi Bağımlılık
5.Uyarıcı Tipi Bağımlılık
6.Hallusinojen Tipi Bağımlılık
7.Solunan Çözücü Tipi Bağımlılık
8.Tütün Tipi Bağımlılık
1. OPYAT TİPİ BAĞIMLILIK
Opyat tipi bağımlılık, morfin, kodein, eroin ve metadon maddelerini
kapsamaktadır. Morfin ve kodein doğal, eroin yarı sentetik, metadon ise
sentetik bir maddedir. Bu grup maddelerin bağımlılık yapma oranı çok
yüksektir. Damar içi kullanım yolu ile 6-8 eroin iğnesinden sonra
bedensel, ruhsal, toplumsal öğeleriyle bağımlılık yerleşmektedir.
2. ALKOL, BARBÜTÜRAT, BENZODİAZEPİN TİPİ BAĞIMLILIK
Alkol grubunda başvuru maddesi içilen alkol türü diye bilinen Etanoldür.
Diğerleri metanol ve glikoldür. Tahılların mayalanması ile ortaya çıkan
etanol aslında %10-12 oranında hacim yoğunluğuna sahipken imbikleme (distillasyon)
aracılığı ile bu oran yüksek dereceli içeceklerde (rakı,cin,votka vb.)
%50 ve üzerine çıkabilmektedir. Bağımlılık maddeleri içinde bağımlılık
süreci en iyi modellenebilmiş madde alkoldür.
Verilere göre; her gün 100ml kanda 100-150 mg kan alkol düzeyi yapacak
biçimde içki tüketenlerde 5 yıl içinde bağımlılık gelişmekte olup, bu
süre çocuklarda ve kırk yaşından sonra alkole başlayanlarda 2-3 yıla
inebilmektedir. Dolayısıyla alkol içen herkes bağımlı olmamakla
birlikte, belli ve düzenli alkol alınması bağımlılık yapmaktadır.
Barbütürat dediğimiz maddeler genel anestezi ve epilepsi tedavisinde
kullanılmakla birlikte, teskin edici özellikleri nedeniyle bir dönem her
dört kalem ilaçtan biri olacak derecede reçetelere girmiş, hatta
“mutluluk hapı” diye ünlenmiş, ancak kısa süre sonra da bağımlılık
yaptığı anlaşılmıştır.
Ülkemizde bu gruptaki ilaçlar özel reçetelerle satılmakta, tıp dışı
kullanımı önlenmeye çalışılmaktadır. Alkol ve barbütüratlar arasında
etki devamlılığı söz konusu olup Çarpraz-Tolerans adı verilen bu
özellikle birinin yerine diğerinin kullanılabilme fırsatı tanınmaktadır.
Bir dönem, Optalidon adlı ağrı kesicinin içindeki barbütürat, alkol
bağımlılarının alkol içemedikleri dönemlerde onlarca tablet Optalidon
tüketmelerine neden olmuş ve daha sonra optalidondan barbütürat
çıkartılmıştır.
Benzodiazepin diye bilinen yatıştırıcı ilaçların bağımlılık yapması,
kullanıldıkları doz ile yakından ilişkilidir. Günlük dozun iki ile beş
misli miktarlarda kullanımı halinde altı aydan daha kısa bir sürede
bağımlılık ortaya çıkmaktadır. Günlük yaşamda yanlış olarak performans
öncesi sakinleşmek amacıyla kullanılmakta, ancak çoğu kez performansı
olumsuz yönde etkilemektedir.
Sağlık Bakanlığının çalışmasına göre lise öğrencilerinde alkol kullanım
sıklığı %27 olup, erkek öğrencilerde alkol kullanımı kızlara göre iki
kat daha fazladır. Yine ailelerinden ayrı yaşıyan öğrencilerdeki alkol
kullanımı, aileleri ile birlikte yaşayanların yaklaşık iki katıdır. 1994
yılında Ankara da 15.000 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada alkol
bağımlılığı preveransı %1.5 olarak bulunmuştur.
3. ESRAR TIPI BAĞIMLILIK
Esrar tipi bağımlılık içine marihuana ve haşhaş girmektedir. Marihuana
Hint Keneviri denilen bitkinin yapraklarının kurutulması ile, haşhaş ise
bitki özsuyunun çözücülerde işlenmesiye elde edilir. İkisi arasında
etken madde (THC) yoğunluğu açısından fark olup, etken madde Marihuanada
%6-10 arasında iken Haşhaşta %12’nin üzerine çıkabilir.Yağsever
(lipofilik) özelliği ile anında tüm vücuda ve hayati organlara
dağılmakta ve üstelik 30 gün süreye kadar kalabilmeketir. Esrarın
fiziksel bağımlılık yaptığı kanıtlanmıştır.
4. KOKAİN TIPI BAĞIMLILIK
Kokain son derece şiddetli bir uyarıcı olup, doğrudan beyin kabuğunu
etkiler. Uyarıcı etkisi beyinde madde depolarını adeta bir anda
boşaltmasına bağlıdır. Bu şiddetli etkisi nedeniyle beyni uyuşturan
diğer maddelerle birlikte kullanılması çok sık rastlanılan bir olgudur.
Alındıktan çok kısa bir süre sonra, yaklaşık yirmi dakikada metabolize
olduğundan etkinin devamı açısından yeniden alınması gerekebilir.
Kokaine bağlı doz aşırılığından ölümler, bu bağımlılık maddesinin hızlı
metabolize olmasından kaynaklanmaktadır. Hızlı gelişen bir bağımlılık
sürecine sahiptir.
Crack, kokainin kaya tuzu formunda, özel ve minyatür nargile gibi içilen
bir türüdür. Aslında gerçek maliyet değişmemek ile birlikte, göreceli
ucuzluk avantajlı bir arz gibi yansımış ve ülkede crack salgını
başlamıştı. (İsim,simgesel olup suyun kayalardan yuvarlanırken çıkardığı
sese karşı gelmektedir) Bu arada marihuana ve haşhaşa olan talebin
azalmasıyla bu maddelerin içindeki THC miktarının artırılma çalışmaları
hemen başlamıştır.
5. UYARICI TIPI BAĞIMLILIK
Uyarıcı (psikostimulan) ilaçlar tıpta bazı uyku bozukluklarının
tedavisinde ve çocuklarda görülen aşırı hareketlilik diye
çevirebileceğimiz (Hiperkinetik, Dikkat Eksikliği) klinik bir sorunun
iyileştirilmesinde sınırlı olarak kullanılmaktadır. Temel yaşamsal
gereksinimleri (uyku,yemek yeme vs.) ortadan kaldırma etkisine sahip
olduklarından tedavi dışı amaçlarla yüksek dozlarda
kullanılabilmektedirler. Zayıflama, uykusuzluk gibi öznel gereklere ve
bahanelere bağlı olarak yanlış ve kötüye kullanıldıkları bilinmektedir.
Bir sonraki kullanımda, ilk doz ile ulaşılan etki için kullanılan
miktarın arttırılması gerekmekte, bu da bağımlılığa ve doz aşırılığından
ölümlere yol açmaktadır. Ülkemizde özel renkli reçete ile temin
edilebilmektedir.
6. HALLÜSİNOJEN TIPI BAĞIMLILIK
Hallüsinojen, sözcük anlamı hallüsinasyon oluşturan demektir.
Hallüsinasyon, uyarıcı bir nesne ve uyaran olmadığı halde varmışçasına
oluşan algılama olup; algılamanın işitme, görme, duyma, dokunma, koku ve
organlara dair iç duyumlar olmak üzere tüm alanlarını kapsayacak bir
genişlikte ortaya çıkmasıdır. LSD en bilinen madde olup, algılama
şiddeti ve derinliği üzerinde yol açtığı değişme ve ortaya çıkan içrel
yaşantı (trip-gezinti) nedeniyle haksız biçimde ünlendirilmiş ve sanki
sanatsal üretimin olmazsa olmaz koşulu payesine ulaştırılmıştır.
‘Gezinti’, resmin müziğini duymak ya da müziğin resmini yapmak gibi
renkli ifadelerle övülmüş, oysa kötü bitebilecek (örneğin, 15cm.lik
kaldırım yüksekliğini 15m algılayıp, düşerken korkuyla ölmek gibi)
gezintiler gözardı edilmiştir. Deneysel olarak, gönüllülerde özellikle
algı düzeneğinin araştırılmasında kullanılan bir maddedir. Benzeri diğer
pekçok maddenin yanısıra bağımlılığının modellenmesindeki sorun halen
sürmektedir.
7. SOLUNAN ÇÖZÜCÜ TIPI BAGIMLILIK
Solunan çözücü tanımı, solvent-inhalant sözcüklerinin karşılığı
kullanılmıştır. Bu grup maddeler arasında genel anestezikler olduğu
gibi, endüstriyel tüketim maddeleri de bulunmaktadır. Bu madde grubunda
; oje, daksil, metal parlatıcılar, yapıştırıcılar, kuru temizleme
maddelerie, saça şekil veren püskürtücüler, hatta kokulu kalem ve
silgiler bulunmaktadır. Bu maddelerin ulaşılabilme kolaylığı ve temin
edilme ucuzluğu nedeniyle yaygın kullanılması nedeniyle çok küçük
yaşlarda bağımlılığa yol açmakta ve havadaki yoğunluğu nedeniyle dolaylı
yoldan bağımlılık yapmaktadır.
8. TÜTÜN TIPI BAĞIMLILIK
Tütün bağımlılığı en az alkol kadar geçmişe sahip bir bağımlılık tipi
olup, bedensel süreçlere bağlı olarak yaptığı bağımlılığın
modellenebilmesi son 15 yıl içinde olmuştur. O zamana kadar fizik değil
psikolojik bağımlılık yaptığına inanılmıştır. Ülkemizde bir toplum
sağlığı sorunu olarak alkolle birlikte en yaygın bağımlılık tipidir.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Ruh Sağlığı
Daire Başkanlığı tarafından Dünya Sağlık Örgütü ve Milli Eğitim
Bakanlığı işbirliği ile yürütülen ve 1995 yılında sonuçlanan, 12781 lise
öğrencisi üzerinde yapılan çalışmaya göre, lise öğrencilerinin %20.1’i
sigara kullanmakta olup, bunların %67.6’sı erkek, %27.1’i kızdır. Sigara
kullananların %94.9’u resmi liselerde, %5.1’i ise özel liselerde öğretim
görmektedir. Türkiye’de genel erişkin nüfusun %36’sının sigara
kullandığı ileri sürülmektedir. Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında
(İngiltere %27, Fransa da %29.5, Almanya da%28.8) halen yüksek olan ve
artış eğilimi gösteren sigara tüketimi, yüksek morbidite ve mortalite
oranları da göz önüne alındığında ülkemiz için önemini korumaktadır.
Günümüzde madde bağımlılığı, hemen tüm dünyada önemli bir halk sağlığı
sorunu haline gelmiştir. Akciğer kanseri ve AIDS gibi medikal
komplikasyonları nedeniyle psikiyatri dışındaki genel tıp dallarını;
eşlik eden sosyo-kültürel ve ekonomik bileşenleri ile toplum ve birey
üzerindeki etkileri nedeniyle de genel tıp dışı disiplinleri
ilgilendirmektedir.
Bütün bunları öğrenmiş olmak, madde kullanma sorunu olan ve bağımlılık
geliştirmiş bir insanı tanımakta ne denli işe yaramaktadır? Hepsinden
önemlisi bu bilgiler madde bağımlılığı olan bireye yaklaşımda ne ölçüde
aydınlatıcıdır? Tanıma /tanılama /iyileştirme ve onarma açısından
işlevselliği olan bir paradigma bu bilgilerin ışığında kurulabilir mi?
Bu ve benzeri çoğu soru Bağımlılık Psikiyatrisi alanında çalışan tıp içi
ve tıbba komşu disiplinlerde, bu alana giren profesyonelleri uzunca süre
uğraştırmış ve üzerinde görüş birliği olan bir anlayışa duyulan
gereksinim, koşulsuz olarak gündemin ilk maddesine yerleşmiştir.
Madde bağımlılığına bir bireyden diğerine özgül yanlarıyla ayni kuramsal
bütünlük içinde tanımlayabilme çabalarının sonunda Madde Bağımlılığı
Sendromu tarifine ulaşılmıştır.
Böylelikle bireysel, biyolojik ve ruhsal, hatta çevre anlamında
toplumsal katılımcı unsurları ayrıntılandırıp sonrasında bir model
çerçevesinde tümleşik hale getirerek ortak bir tanım dili oluşturulmuş
olmaktadır.
BAĞIMLILIK SENDROMU
Bağımlılık sendromu tanımı ilk kez alkol için yapılmış ve Alkol
Bağımlılığı Sendromu (ABS) olarak tanımlanmıştır. Gözlenebilir
olgulardan yola çıkan bu tanım gözlemsel nitelikte olup, altta yatan
sebeplere gönderme yapmamaktadır. ABS için başlatılan en önemli tartışma
ise, yapılan gözlemlerin her vakit ayni kategoriye düşecek biçimde
gruplandırılamıyacağı olmuştur. Ancak bugün, ABS tanımı ile başlayan
gelişmenin devamında, "Bağımlılık Sendromu" diyerek, gözleme dayanan
olgusal tanımı tüm maddeleri içerecek biçimde geniş bir perspektife
oturtarak kullanmaktayız.
Sendromun tanımı yapılmış 7 ayrı elemanı vardır. Bunların her birinin
bağımlılık süreci içinde ayrı bir önem ve etkiye sahip olduğu kabul
edilmektedir. Sendromu oluşturan elemanlardan her birinin bireysel ve
kültürel etmenlerle değişik bir görünüme bürünebileceği gerçeği de
akılda tutulmalıdır. Ayrıca bağımlılık sendromu derken fizik / ruhsal
bağımlılık ayrımına atıfta bulunulmaması dikkati çekmiş olabilir.
Sendrom bedensel ve ruhsal semptomları bir arada içerecek biçimde
tanımlandığından, böyle bir ayrımı hem gerektirmez hem de izin vermez.
BAĞIMLILIK OLGULARI
I- Maddeye Toleransın Artması :
Toleransın görünümü ya maddenin tekrarlayan dozlarla kullanımına rağmen
ortaya çıkan etkinin beklenenden / her zamankinden daha az olması ya da
her zamanki "aynı etki"nin sağlanabilmesi için maddenin daha yüksek
miktarda tüketilmesi gereği biçiminde olur.
Toleransın altında yatan mekanizma bir tür homeostatik tepki olarak
değerlendirilebilir. Birim zamanda tüketilen miktarın artması duyarlıkta
azalmaya yol açmak suretiyle homeostatik cevabın ortaya çıkmasına yol
açmaktadır. Bu cevap gerçekten boyutludur. Çünkü bilindiği gibi bazı
bağımlılarda tüketilen miktar, bağımlı olmayan insanda ölüme yol açacak
ölçüde yüksektir.
Tolerans gelişim hızı bir maddeden diğerine değişir. Opyat ve Kokain
tipi bağımlılıklarda tolerans çok kısa zamanda gelişirken, alkol tipi
bağımlılıkta bu yıllar alabilir. Ayrıca alkol tipi bağımlılıkta
bağımlılığın ilerleyen evrelerinde tolerans düşüş göstermektedir.
II-Tekrarlayan Kesilme Belirtileri :
Bu olgu bir öncekiyle yakından bağlantılıdır. Genellikle maddenin
yokluğunu ve/ veya her zamanki dozun altında bir dozun alındığı dönemi
izleyerek ve ona bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Kesilme belirtilerinin
ortaya çıkışındaki zamanlama ve belirtilerin şiddeti, kullanılan maddeye
/ bağımlılık tipine bağlıdır. Örneğin alkol bağımlılığında kesilme
belirtileri genellikle uyanırken ortaya çıkmakta ve / veya kesilme
belirtileri uyanmaya yol açmaktadır. Oturmuş alkol bağımlılığında
kesilme belirtileri gün boyunca içki içme aralarında da çıkabilmektedir.
Kesilme belirtileri hem psikolojik hem de fizyolojik özellikler
taşımaktadır. SSS'ini depresse eden maddelerde (alkol, barbütürat, opyat
gibi) kesilme sendromu SSS uyarılması biçiminde (anksiyete, tremor,
terleme, bulantı, kusma) iken SSS'ini stimule eden maddelerde
(amfetamin, kokain) kesilme depresyon, letarji ve somnolans gibi
belirtilerle seyretmektedir. Alkol ve barbütürat tipi bağımlılıklarda
yukarıda sayılan kesilme belirtilerine ek olarak bazan hayatı da tehdit
edebilecek, delirium vb. durumlara da dikkat edilmesi klinik açıdan
oldukça önemlidir.
III- Maddenin Dürtüsel Alımı Ve Öznel Farkında Oluşluk :
Kesilmeyle eşzamanlı olarak ortaya çıkan bir evre ve bu evrenin en
belirgin özelliği olan yükselen bir dürtü durumundan söz edilmektedir.
Dürtüsel nitelikli ve anksiyete yaşantısına (anticipation) uyumlu bu
dönemde kullanılan maddeye doğru "aşerme" düzeyinde bir yöneliş vardır.
Zihinsel olarak birey, kullandığı madde ile yoğun bir meşguliyet halinde
olup, maddenin onun ruhsallığında yol açtığı değişiklikleri düşünmekte
giderek hızlanan bir şekilde maddenin teminine yönelmektedir. Bütün
bunları açık bilinçte ve bilişsel düzeyde ifadelendirmemekle birlikte
"geri planda" tutum ve davranışını maddenin bir an evvel temini
doğrultusunda programlamakta olduğu, ayrıntılı öyküde kolayca
anlaşılabilmektedir.
Bu evrenin kesilmeyle eşzamanlı olarak ortaya ortaya çıktığından söz
etmiştik. Genellikle de ya aktüel olarak maddenin olmadığı / temin
edilemediği ya da ilk alınan tadımlık dozdan sonra geliştiği
bilinmektedir.
Görüldüğü gibi, tanımı yeteri kadar iyi yapılamayan bu olgu, farklı
pekçok maddeye ait bağımlılık tiplerinde sıklıkla gözlenebilmektedir.
IV - Madde Arama Davranışının Yoğunluğu:
Bağımlılığın gelişmesini takiben, birey için sadece ilgili maddenin
temin edilmesi/edilebilmesi bile tek başına özgül ve önemli bir anlam
ifade etmektedir. Günlük davranış repertuarı giderek azalmış ve ilk
planda "madde kullanma" davranışı olmak üzere birkaç davranışa
indirgenmiştir. Bu daralma ve sınırlanmaya bağlı olarak bireysel ve
toplumsal sorumluluklar, roller, ödevler vb. ikinci, üçüncü vs. plana
itilmek zorunda kalmıştır. Hatta bireysel şiddet davranışından anti-
sosyal aktlara varana dek o birey için "böyle" davranmak bir anlamda
kolaylaşmıştır. (Her bağımlı, zaten şiddet gösteren ve/veya antisosyal
olan biri değildir. Bu tür davranış gösterilerinin bağımlılıkla
presipite olabileceğini düşünmek klinik açıdan daha gerçekçidir.)
V -Kesilme Belirtilerinin İyileştirilmesi/Önlenmesi :
Kesilme belirtileri ile bir kez "tanışan" birey, sonraki adımda bunların
maddeyi kullanmak suretiyle nasıl değiştiğini ve etkilendiğini
öğrenmektedir. Bu öğrenmeye bağlı olarak, kesilmeyi etkileyen veya değiştiren
davranış yerleşik hale gelerek, bir davranış kalıbı olarak kesilmenin
denetlenmesinde kullanılır olmaktadır. Kalıp haline gelen bu davranış
örüntüsü aracılığıyla birey kesilme belirtilerini ya önlemekte ya da
"iyileştirmekte" dir. Örneğin ileri alkol bağımlıları, biraz az içmek
pahasına da olsa ertesi sabah için uygun bir miktarı ayırmaktadırlar.
Hatta gün boyu kesilmeyi iyileştirmek / gidermek için kan alkol düzeyini
adeta "titre" edercesine ayarlanmış miktarlarla içen alkol bağımlılarına
sıklıkla rastlamaktayız.
VI - Madde Kullanım Repertuarının Daralması :
Bağımlılığının ilerlemesiyle madde kullanma davranışı günlük davranış
repertuarı içinde giderek daha da "stereotipik" hale gelmektedir. Bunun
en bilinen örneği alkol tipi bağımlılıkta gözlenmektedir. Sosyal içici
için alkol kullanma davranışının zaman açısından bir düzensizliği
vardır. Bazan bir kokteylden diğerine, bazan birkaç gün üstüste içme
biçiminde, bazan da kendiliğinden oluşan uzun aralar ile içmektedir.
Oysa bağımlılığa doğru gelişen içme biçiminde, içme davranışı haftalık /
günlük tekrarlara dönüşmek suretiyle stereotipik bir hal alarak adeta
belirli, ille de tekrarlanan "günlük aktivite" görünümündedir. İçme
davranışı gün içinde zamanla sınırlı ve şaşmayan bir rutin halindedir.
Böylesi rutinletmiş içme davranışında kullanılan içkinin belli bir
marka, ürün vs. olması da bağımlı için vital bir endişedir. Bu fenomen
de diğerleri gibi pekçok maddeye doğru kapsamlanabilir.
VII-Abstinens Periyodundan Sonra Bağımlılığın Yeniden İnşaası :
Bilindiği üzere kesilme belirtileri abstinensi izleyen ilk haftada
iyileşebilmektedir. Kullanılan maddeye bağlı olarak kısmen farklı
süreler olmakla birlikte, kesilme belirtileri tıbbi müdahaleyle engeç 10
günde kontrol edilebilmektedir. Tedaviye en geç yanıt veren semptom
anksiyete olup, bazen üç haftada,ancak kontrol edilebilmektedir.
Abstinens döneminde toleransın azaldığını bilmekteyiz. Abstinens süresi
ne olursa olsun, kişi tekrar madde kullanımına döndüğü takdirde (az
miktarlarla ve kontrollü bile olsa) on-onbet gün arasında değişmek üzere
abstinens öncesi aldığı miktar her neyse o miktara ulaşmaktadır.
Dolayısı ile önceki dönemdeki tolerans ve kesilme özellikleri aynen
tekrarlanmaktadır.
Bağımlılığın bu yedi fenomenini klinikte değerlendirirken ilk akılda
tutulması gereken, tüm fenomen özelliklerinin simultane biçimde bir
arada olması gerekmediğidir. Her fenomen ve onunla ilişkili semptomatik
klinik özellikler bir bireyden diğerine değişmek üzere farklı
derecelerde bulunabilir. Bu bağımlılık öyküsü, araştırdığımız her
bireyin genellemelerle/ ön kabullerle değil, spesifik olarak ele alınması
gereğine işaret etmektedir. Sendrom düzeyinde bağımlılık tanımı -
kullanılan madde ayni bile olsa - bir bireyden diğerine adeta parmak izi
kadar farklı ve özgüldür.
|
> Anahtar Kelimeler:
Bağımlılık Nedir,
Bağımlılık Türleri Nedir,
Bağımlılığın
Sonuçları Nedir,
Opyat Tipi Bağımlılık Nedir,
Alkol, Barbütürat,
Benzodiazepin Tipi Bağımlılık Nedir,
Esrar Tipi Bağımlılık
Nedir,
Kokain Tipi Bağımlılık Nedir,
Uyarıcı Tipi Bağımlılık
Nedir,
Hallusinojen Tipi Bağımlılık Nedir,
Solunan Çözücü Tipi
Bağımlılık Nedir,
Tütün Tipi Bağımlılık Nedir,
Bağımlılık
Sendromu Nedir,
Bağımlılık Olguları Nedir,
Maddeye Toleransın
Artması Nedir,
Tekrarlayan Kesilme Belirtileri Nedir,
Maddenin
Dürtüsel Alımı Ve Öznel Farkında Oluşluk Nedir,
Madde Arama
Davranışının Yoğunluğu Nedir,
Kesilme Belirtilerinin
İyileştirilmesi ve Önlenmesi Nedir,
Madde Kullanım Repertuarının
Daralması Nedir,
Abstinens Periyodundan Sonra Bağımlılığın
Yeniden İnşaası Nedir... |
|