|
BEYİN

Kırlarda, gezinirken karşımıza bir ağaç, çıkarsa ona çarpmamak için
yolunu değiştirirsiniz. Vücudun bu işi gerçekleştirmesi, gözdeki nöron
denen duyarlı sinir hücrelerinin ağacın varlığına yanıt vermesiyle; yani
onun görüntüsünü sinirsel dürtüler şeklindeki bilgiler halinde beyine
göndermesiyle mümkün olur. Bu nöronlara doyurucu yada algılayıcı
sinirler denir. Beyin gelen bilgilere,hareket sinirlerine (motor
nöronları) emirler göndererek karşılık verir, bu nöronların hareket
sinirleri tarafından kaslara iletilmesiyle yolun değiştirilmesi sağlanır
ve çarpışma önlenmiş olur.
Beyinde birbirleriyle haberleşebilen 10 milyar dolayında sinir
hücresinin bulunduğu tahmin ediliyor. İlk nöroloji uzmanlarından
Amerikalı C. Judson Her Rick, bu hücrelerden sadece 1 milyonunun ikiye
iki ilişki kurabilmesi durumunda meydana gelecek olan kombinasyon
sayısının 10 üzeri 2783000 yani 1 den sonra 2783000 tane sıfırı olan
sayıya eşit olacağını hesapladı. Bu sayı normal bir daktiloyla yazılmaya
kalkılsaydı uzunluğu 6 kilometreyi aşacaktı. Oysa insan beynindeki sinir
hücrelerinin sayısı 1 milyonun 10000 katı olduğun-dan bu hücrenin
birbiriyle ilişki kurma şekillerinin sayısını hayal edebilmemiz bile
güçtür.
Gerçekten olağan üstü bir organ olan insan beyni ortalama olarak 1,36 kg
ağırlığında beyaz ve boz renkte olup, beyin zarıyla çevrili olarak kafa
tasının kemikten mahfazası içinde bulunur. Görmemizi, işitmemizi,
dokunarak hissetmemizi, koku ve tat almamızı (beş duyumuzu kullanarak)
sağlayan odur, tüm duyguların düşüncelerin, kararların ve hayallerin
oluştuğu yer de beyindir. Gülmek, ağlamak, sevmek, yürümek veya koşmak
açlık veya susuzluk hissetmek gibi eylemler yanında, nefes almak,
terlemek, besinleri sindirmek gibi isteğimiz dışındaki eylemleri
kısacası, hayatta her şeyi onun sayesinde yaparız. Bir anlamda, hayatla
beyinin eşdeğer olduklarını söyleyebiliriz, hatta ölümün yasal
triflerinden biri de elektroensefalograf aletinde, beynin etkinliklerini
yitirdiğinin görülmesidir.
İnsan beyni bu günkü halini 4,5 milyar yıllık bir evrimin sonunda
almıştır; bir çok bilim adamı, onu doğadaki en mükemmel eser olarak
niteliyor.
Beyin ve omurilik, birlikte, merkezi sinir sistemini oluştururken 12
kafa siniriyle 31 belkemiği siniri de çevresel sinir sistemini
oluşturur. Beyin dokusunu mikroskop altında incelerseniz, başlıca iki
tür hücreden oluştuğunu göreceksiniz, bunlar, baş kısmında bahsettiğimiz
nöronlar (sinir hücresi) ve nöronlar için koruyucu bir çevre oluşturan
nöroglialar yani destek hücreleridir.
Yapısı
Beynin birçok işi nasıl başardığını öğrenmeden önce yapısına yapısına
göz atmakta fayda vardır. Çok karmaşık olan beynin yapısını tam
anlamıyla anlatabilmek için ayrı bir kitap yazmak gerekir,bundan dolayı,
biz onun yapısını sadece ana hatlarıyla ve basitleştirilmiş olarak
anlatacağız.
Beyin kabaca üç bölüme ayrılır. Ark (yamuk) beyin, orta beyin ve ön
beyin. Arka beyin, beyin sapı ve beyincik olarak ikiye ayrılır. Ön beyin
ise ara beyin ,talamus ve hipotalamus olarak üçe ayrılır. Beynin
yapısıyla ilgili olarak anlattıklarımızı aşağıdaki gibi sıralarsak
anlaşılmaları daha da kolaylaşacaktır.
I ARKA BEYİN
A Beyin Sapı
B Soğanilik
C Köprü
II ORTA BEYİN
III ÖN BEYİN
A Arabeyin
B Talamus
C Hipotalamus
Beyinin en büyük ve en önemli kısmı asıl beyindir. Fakat beyini
incelemeye, beyin sapının omurilikte birleştiği, arka beyinin en alt
kısmından başlayacağız. Bir beyin fotoğrafına bakıldığında, beyin sapı,
beynin hafifçe kalınlaşmış bir devamı gibi görülür. Merkezi sinir
sisteminin işleyişinde beynin diğer kısımları gibi beyin sapının da
kendine özgü görevleri vardır. Beyin sapı ve köprü işbirliği yaparak
kalp atışları, kan basıncı ve nefes alma gibi yaşamsal önemi çok büyük
olan vücut faaliyetlerini kontrol ederler.
Beyincik beyin sapının tam arkasında kafatasının dibindedir. İçinde
hareketlerimizi kontrol eden çok sayıda sinir elyafı bulunur. Beyincik,
hareketlerin başlatılmasını değil, çeşitli kas hareketlerinin uyumlu bir
şekilde yapılmasını sağlar. Ayrıca beyincik, iç kulakta bulunan ve vücut
dengesini koruyarak devrilmemizi önleyen bir mekanizmadan gelen sinir
elyaflarının son durağıdır. Arka beynin beyin sapının üstüne doğru
genişleyen kısmına ‘‘köprü’’ adını ilk olarak veren, rönesans devrinin
cerrah ve anatomistlerinden Costanzo Varoli’dir. Yüz kasları, çiğneme
kasarı ve dudak kaslarıyla yüz ve göz ifadelerini kontrol eden önemli
kafa sinirleri buradadır.

Beyin Kabuğu
Beyin denince çoğu kişinin aklına beynin girintili çıkıntılı ve boz
renkli dış yüzeyi, yani kabuğu gelir. Ceviz içi ile beyin şekil olarak
birbirine çok benzer, her ikisinin de, birbirinden kıvrımlarla dolu bir
yarıkla ayrılan iki yarım küresi vardır, bu yarımkürelerin birleşme
noktası yarığın içinde kalır ve dışardan görülemez. Sağdaki ve soldaki
yarımküreleri ayıran bu yarığa, ‘‘boyuna yarık’’ veya beynin bu kısmını
ilk olarak 18. yüzyılda etraflıca anlatan İtalyan anatomisti adından
dolayı ‘‘Rolando yarığı’’ denir. Beynin iki yarısına genellikle yarım
küre denirse de aslında bunları çeyrek küre daha yakındırlar, zaten
beynin tümüm yaklaşık olarak bir kürenin yarısı gibidir. Bu yarımküreler
toplam beyin ağırlığının yüzde 67 sini oluştururlar, ayrıca beyindeki 10
milyar nöronun yarısından biraz fazlası da bulunmaktadır.
Beyin kabuğu, sinirlerin duyu organlarından (göz, kulak, deri, dil,
burun) beyine getirdiği bilgilerin alındığı kısımdır. Kabuk aslında
kaslara, salgı bezlerine ve vücudun çalışan diğer kısımlarına beyin
tarafından verilen emirlerin çıkış yaptığı yerdir, bilindiği gibi bu
emirler ilgili yerlere hareket sinirleri tarafından iletilmektedir.
İnsanı hayvanlardan üstün kılan beynimizin büyük ve oldukça gelişmiş
olan asıl beyin (ön ve orta beyin cerebrum) kısmıdır. Beynin kendi
hakkında düşünmesini, bilim, edebiyat, müzik, diğer sanat dalları ve
felsefe gibi insanı diğer şanssız hayvanlardan ayıran her şeyi asıl
beyin sayesinde başarırız.
Beynin yüzeyini kaplayan bazı madde 3,2 mm kalınlığındadır. Onun altında
ise beyazımsı ve milyonlarca sinir elyafından oluşan ak madde vardır. Ak
maddenin beyazımsı renkte olması miyelin adındaki yağlı bir maddeden
ileri gelir, tıpkı elektrik kablolarının dış yüzeyindeki izole edici
plastik kısımlar gibi miyelin de sinir liflerinin dış yüzeyini kaplar.
İki yarım küreyi birbirine bağlayan ve kalın bir ipi andıran kısım çok
sayıda sinir lifinin (elyafının) bir araya toplanmasıyla oluşmuştur. Bu
birleştirme kablosuna beyin büyük birleşiği denir. Buna benzer fakat
daha küçük sinir lifi demetleri, beyin kabuğunu orta beyin arka beyin ve
omuriliğin çeşitli kısımlarını birleştirir, böylece beyin kısımlarının
hem ayrı ayrı hem de ortaklaşa çalışması sağlanarak insan hayatının
duygusal ve mantıksal mucizeleri gerçekleştirilir.
Beyin Ventrikülleri
Beyin yarımkürelerinin arasında bir odacık vardır, bu odacığın yan
taraflarındaki iki kovuğa yan ventriküller denir, bunların her biri bir
kanalla orta ventrikülle birleşir. Beyin ventrikülleri ve beyni koruyan
zarların (yumuşak ve sert zarlar) arası beyin sıvısıyla doludur. Bu sıvı
kanla gelen besinleri beyne iletir, artıkları ise kana verir. Böylece
beyin kanla doğrudan temas etmediği için kanın getirebileceği
zararlardan da korumuş olur. Beyin sıvısı, başın bir yere çarpması
sırasında meydana gelen şoku azaltarak çok hassas olan beynin zarar
görmesini önler.
Kan dolaşmasının, beynin görevlerini yerine getirilmesi açısından çok
büyük önemi vardır. Büyük bir damar şebekesi beyinin her kısmına taze
kan taşır, beyindeki kan dolaşmasının ayrı bir özelliği vardır, bu
özellik, beyinin kendi kanını belli bir ölçüde asla kontrol ederek
vücudun diğer kısımlarından bağımsız bir kan basıncı oluşturabilmesidir.
Beynin zihinsel etkinlikleri kontrol eden bölgelerine daha çok kan
gider. Ağırlığı vücut ağırlığının yaklaşık olarak yüzde ikisi olan beyin
kanımızdaki toplam oksijenin yüzde yirmisini tüketir.
1861 yılına kadar insan beyni hakkındaki bilgilerimiz yok denecek kadar
azdı. O yıl, Pierre Paul Broca adındaki bir Fransız doktor, konuşma
yeteneğinin kaybedilmesine yol açan afazi hastalığının, hemen hemen hiç
istisnasız, beyin sol yarım küresindeki belirli bir bölgenin
zedelenmesinde ileri geldiğini kanıtladı. 1869 yılında bir İngiliz sinir
uzmanı olan Hughlings Jackson, her iki beyin yarımküresi kabuklarının
farklı görevleri olduğunu söyledi. Bir yıl sonra, Gustav Theodor Fritsch
ve Eduard Hitzig adlarındaki iki alman doktor bir köpeğin beyin
kabuğundaki farklı görevleri yerine getiren bölgelerinin varlığını
belirleyerek ortaya konan hipotezin doğruluğunu kanıtladılar ve böylece
bu alanda bir dönüm noktası oluşturdular. Yaptıkları deneyde, bir
köpeğin beynin sağ yarım küresinin ön tarafına zayıf elektrik akımları
gönderdiklerinde sol bacağının hareketlendiğini, aynı dürtünün sola
yarım kürenin ön tarafına gönderilmesiyle de sağ bacağının
hareketlendiğini görmüşlerdir.
Beyin Haritası
O günlerden günümüze kadar bu alanda çok büyük ilerlemeler kaydedildi.
Kabuğunun detaylı bir ‘‘haritası’’ çıkarıldı, fakat hala çözülmesi
gereken bir çok sırları vardır. Beyin haritasının çıkarılması işlemi,
beyinin belirli bölgelerine zayıf elektrik dürtüleri gönderilip bunun
vücut üzerindeki etkileri kaydederek ve bunun tersi yapılarak, yani
vücudun çeşitli etkinliklerini beyinin hangi merkezleri etkilediği
kaydedilerek gerçekleştirilir. Beyindeki tepkiler doğal olarak, isimleri
kendilerini koruyan kafatası kemiklerinden alan dört bölgeden birinde
izlenir.
Beynin çeşitli kısımlarını temel işlevleri kısa bir özet halinde aşağıya
çıkarılmıştır.
Kaslar ve baştaki duyu organları beyin sapı tarafından kontrol edilir.
Göz hareketleriyle istediğimiz dışında yapılan (refleks) yönetildiği yer
orta beyindir. Beynin büyüklükçe ikinci kısmı olan beyincik sinir
sistemindeki tüm faaliyetlerin birbirine uyumlu hale getirerek
bütünleştirir ve böylece hareketlerde düzeni sağlar. Zedelendiğinde, kas
hareketleri arasındaki uyum kaybolacağından vücut dengesi de bozulur.
Vücut ısısı uyuma, cinsel etkinlikler ve saldırgan davranışların kontrol
merkezi hipotalamustur. Hipotalamus, hipofiz ve diğer iç salgı
bezleriyle yakın işbirliği kurarak çalışır. Talamus ise ağrılar ve
duygularla ilgilenir, ayrıca bazı kasları yönetir.
Renkleri, fark etmemizi, büyüklük, şekil, hareket ve perspektif ayrımı
yapabilmemizi sağlayan merkez arka beyindedir. Beynin şakaklara yakın
kısımlarında ise koku alma, işitme ve konuşma merkezleri bulunur. Tat
alma ve dokunma duyularıyla ağırlıkların algılanması beyin yan
çıkıntılarındaki merkezlerinden yönetilir. Beynin, alın kemiğinin hemen
arkasında kalan en ön kısmı, duygular, yargılama ve sonuç çıkarma gibi
bütün zihinsel etkinliklerin kontrol edildiği yerdir. Bunun biraz
gerisindeki, motor kabuk olarak bilinen kısma, konuşmak gibi isteğe
bağlı olarak çok karışık bazı eylemleri yönetir.
12 tane kafa siniri vardır,bunların bazıları algılayıcı, bazıları
harekete geçirici,bazıları da hem algılayıcı hem harekete geçirici
sinirlerdir.
Beyin, omurgalılarda, kafatası boşluğunun içinde yer alan ve merkez
sinir sisteminin ön bölümünü oluşturan, yoğunlaşmış sinir dokusu.
Duyular aracılığıyla alınan verilen birleştirip bütünleyerek, bu
uyarılara yanıt niteliğindeki hareketleri yöneten, bu nedenle temel
içgüdüsel etkinliklerde çok önemli bir rol oynayan beyin, üstün yapılı
omurgalılarda aynı zamanda öğrenme merkezidir. Omurgasızların beyni, bir
dizi sinir kordonunun ön ucunda kümelenmiş sinir hücrelerinden,
omurgalıların beyni ise omuriliğin ön bölümünün iyice genişlemesinden
oluşur. Gelişmemiş omurgalıların beyni, böyle bir genişleme
göstermediğinden, daha çok bir boruyu andırır; bu hayvanların beyni ile
daha üstün yapılı omurgalı embriyonlarının erken gelişme evrelerindeki
beyni arasında oldukça büyük bir benzerlik göze çarpar.
Gelişmemiş omurgalıların beyninde üç bölge ayırt edilir: Arka beyin ya
da art beyin (rombensefal), orta beyin (mezensefal) ve ön beyin (prozensefal).
Üstün yapılı omurgalılarda, embriyonun gelişmesi sırasında beyin önemli
değişiklikler geçirirse de, bu üç bölge arasındaki ayrım sonuna değin
korunur. Ancak, embriyonun gelişmesi sırasında orta beyin~olduğu gibi
kalırken ön beyin ve arka beyin ikişer alt bölüme ayrıldığından, beyinde
beş bölgeli bir yapı ortaya çıkar: Arka beyin, beyinciği oluşturan
metensefal ile soğan iliği (soğancık ya da omurilik soğanı) oluşturan
miyelensefal bölgelerine ,ayrılır; ön beyinden ise, beyin
yarımkürelerini oluşturan telensefal (büyük beyin) ile talamus ve
hipotalamusu oluşturan diensefal bölgeleri doğar. Beyni, beyin
yarımküreleri(*) ve beyin sapı(~) olmak üzere iki büyük bölüm halinde
incelemek anatomi açısından büyük kolaylık sağlar. Bu incelemede,
diensefal (talamus ve hipotalamus), mezensefal (orta beyin), metensefal
(Varol köprüsü ve beyincik) ve miyelensefal (soğan ilik) bölgeleri beyin
sapı içinde sayılır. Beyin sapı içindeki oluşumların en önemlilerinden
biri olan ve embriyondaki arka beyin bölgesinden türeyen beyincik,
dengenin ve kas hareketlerindeki eşgüdümün sağlanmasından sorumludur.
Soğan ilik ise, omurilikten gelen sinyalleri beynin daha yukarıdaki
bölgelerine iletir; ayrıca kalp atışı ve solunum gibi otonom sinir
sistemi işlevlerini yönetir.
Üst bölümü, embriyonun ilk evrelerindeki ve gelişmemiş omurgalılardaki
görme çıkıntısından türemiş olan orta beyin, balıklarda ve amfibyumlarda
duyulardan gelen verilen birleştirme merkezidir. Kuşlarda bu işlevi orta
beyin ve ön beyin birlikte üstlenir. Memelilerde ise orta beyin iyice
küçülmüştür ve daha çok ön beyin ile arka beyin arasındaki bağlantıyı
sağlar.
Diensefal bölgesinden doğan talamus, soğan ilik ile beyin yarımküreleri
arasında, demiryollarındaki makas ya da röle istasyonlarının işlevini
üstlenir. Hipotalamus(*) ise, cinsel güdüleni, hoşlanma, ağrı, acıkma ve
susama duyumlarını, kan basıncını, vücut sıcaklığını ve iç organlara
ilişkin öbür işlevleri denetleyen önemli bir merkezdir. Ayrıca hormon
salgısının düzenlenmesinde de önemli görevler üstlenir; hipofiz bezinin
ön bölümünün salgısını uyaran hormonları ve bu bezin arka bölümünde
depolanıp salgılanan oksitosin ve antidiüretik hormonları üretir.
Soyoluş ve embriyonoluş evrimleri sırasında koku çıkıntısının bir
parçası olarak gelişen telensefal, insan beyninde çok daha karmaşık
işlevlerden sorumludur. İnsanda ve öbür gelişmiş omurgalılarda bu bölüm,
kıvrımlı bir bozmadde kütlesi oluşturacak biçimde büyüyerek, beynin geri
kalan bölümü üstüne yerleşmiştir. Beyin kıvrımlarının azlığı ya da
çokluğu, bir ölçüde canlının vücut büyüklüğüne bağlıdır. Karınca yiyen
ve marmoset gibi küçük yapılı memelilerin beyinleri genellikle düz
denecek kadar az kıvrımlı, balina, fil ve yunus gibi büyük memelilerin
beyinleri ise çok kıvrımlıdır. Bu büyük memelilerden bazılarında,
örneğin balina ve yunusta beyin kabuğundaki bozmaddenin çok ince
olmasına karşılık, insanda ve insansı maymunlarda bozmadde genellikle
daha kalın ve çok daha farklılaşmıştır.
Beyin yarımküreleri, önden arkaya doğru uzanan derin bir yarıkla
birbirinden ayrılmıştır. Bu yarığın tabanında, iki yarımküre arasındaki
iletişim bağlantısını sağlayan ve katı madde, nasırsı madde, beyin
direği gibi adlarla anılan kalın bir sinir lifi demeti (corpus callosuni)
bulunur. Sinir lifleri soğan ilikte ya da ender olarak. Omurilikte
çaprazlanarak yön değiştirdikleri için, beynin sol yarımküresi vücudun
sağ yanını, sağ yarımküresi ise sol yanını denetler. Her ne kadar sağ ve
sol yarımküre birçok bakımdan birbirinin ayna görüntüsü biçimindeyse de,
aralarında önemli işlevsel farklılıklar vardır. Örneğin birçok kişide
konuşmayı denetleyen bölgeler sol yarımkürede, mekan algısını denetleyen
bölgeler ise sağ yarımkürede bulunur.
Orta oluk (Rolando yarığı) ve yanal oluk (Sylvius yarığı) denen iki
derin yarık, beyin yarımkürelerinden her birini alın yan kafa,şakak ve
art kafa lopları olarak bilinen dört parçaya böler. Orta oluk, beyin
kabuğunun hareket sinirlerinin uçlarını alan bölgesi (yarığın önündeki
bölge) ile duyu sinirlerinin uçlarını alan bölgesini de (yarığın
arkasındaki bölge) birbirinden ayırır (bak. beyin olukları)
İnsan beyninin ağırlığı, yaşa, boya, vücut ağırlığına, cinsiyete ve ırka
bağlı olarak değişir. Beyin, erkeklerde ortalama ağırlığı olan 1.400
gr’a 20 yaş dolaylarında, kadınlarda ise ortalama ağırlığı olan 1.260
gr’a biraz daha erken yaşta ulaşır. Bu yaştan sonra her iki cinste de
beynin ortalama ağırlığı her yıl bir gram kadar eksilerek, 75
yaşlarında, olgunluk döneminde eriştiği tepe değerinin onda biri kadar
azalır. 20-70 yaşları arasında, insan beyninde her gün yaklaşık 50 bin
sinir hücresinin (nöron) görev yapamaz duruma geldiği ya da yok olduğu
tahmin edilmektedir.
Beyin kabuğu, beyin korteksi olarak da bilinir, beyin yarımkürelerinin,
sinir sisteminin bozmaddesinden oluşan ve istemli hareketlerin
denetlenmesinden, duyuların birleştirilip yönlendirilmesinden, yüksek
düzeydeki zihinsel ve duygusal işlevlerin düzenlenmesinden sorumlu olan
en dış katmanı.

Beyin kabuğunu oluşturan hücreler, kesin sınırlarla birbirinden
ayrılmamış altı katmanda toplanır:
1) Moleküllü katman,
2) Tanecikli dış katman,
3) Piramidimsi dış katman,
4) Tanecikli iç katman,
5) Piramidimsi iç katman,
6) İğsi hücreler katmanı.
Her iki yarımküreyi örten beyin kabuğu, getirici sinir liflerinin
dağılımına ya da daha derindeki sinir merkezleriyle bağlantılı olan
götürücü liflerin kökenine göre de birkaç bölüme ayrılır. Bu ayrıma
göre, kabuğun en önemli işlevsel bölümleri birincil hareket alanı,
birincil duyul alanı, birincil görme alanı, birincil işitme alanı ve
birleştirme alanlarıdır.
-Birincil hareket alanı beynin ön bölümünde (alın lobu), orta oluğun ön
duvarında bulunur. Vücudun karşı yanındaki iskelet kasları buradan
yönetilir.
-Birincil duyu alanı beynin yan kafa bölümünde yer alır ve deriden,
kaslardan, eklemlerden, kas kirişlerinden gelen duyular talamus
aracılığıyla bu alana ulaşır. Burada da, hareket alanındaki gibi,
vücudun çeşitli bölgelerine karşılık düşen özel bölgeler vardır. Duyu
alanının yıkımı, duyuların algılanmasını azaltır ama tümüyle yok etmez;
çünkü, ağrı gibi bazı önemli duyumlar talamusta bilinç düzeyine ulaşır.
-Birincil görme alanı, beyin kabuğunun art kafa bölümündeki mahmuzumsu
yarıkta bulunur; bu alanın yıkımı görme bozukluklarına, hatta yitimine
yol açar.
-Birincil işitme alanı şakak bölümünde, yanal beyin yarığının tabanında
bulunur ve yıkımı orta derecede sağırlıkla sonuçlanır.
-Çeşitli hareket ve duyu alanlarıyla bağlantılı olan birleştirme
alanları, üstün yapılı omurgalılarda beyin kabuğunun çok büyük bir
bölümünü’ kaplar. Birincil duyu alanlarının yakınındaki birleştirme
alanlarının görevi, duyulardan gelen uyarıları görüntülemek ve
anlamlandırmaktır. Alınan uyarılar önceden yaşanmış deneyleri ve anılan
çağrıştırdığında, uyarılan veren nesne ya da olgu tanınır. Karmaşık
istemli hareketlerin yapılabilmesi için, önce hareket planının
tasarlanması, sonra bu planın birleştirici sinir lifleriyle hareket
alanlarına aktarılması gerekir. Konuşma işlevinde de karmaşık hareket ve
duyu birleştirme mekanizmaları söz konusudur.
Beyin olukları, beyin yarıkları olarak da bilinir, beyin
yarımkürelerinin dış yüzeyinde, beyin lopları denen çeşitli anatomik
bölgeleri birbirinden ayıran derin yarıklardır. Bu oluklar, insan
beyninin en işlevsel bölümü olan beyin kabuğunun alanını artıracak
biçimde, beyin yüzeyinin katlanıp kıvrımlaşmasından ileri gelir. Beyin
oluklarının en belirginleri şunlardır: Alın ve şakak lopları arasındaki
yanal oluk ya da Sylvius yarığı; alın ve yan kafa lopları arasında,
birincil hareket ve duyu alanlarını birbirinden ayıran orta oluk ya da
kolando yarığı; beyin kabuğunun görme alanını barındıran art kafa
lobundaki mahmuzumsu yarık; yan-kafa ve artkafa loplarını ayıran yan
kafa art kafa oluğu; beyin yarımkürelerini beyincikten ayıran enine oluk
ve yalnızca nasırsı (katı) madde aracılığıyla aralarında bağlantı
kalacak biçimde, iki yarımküreyi hemen hemen bütünüyle ayıran
boylamasına oluk.
Beyin-omurilik sıvısı, beyin karıncıklarını ve omurilik iç kanalını
dolduran, ayrıca bu oluşumların çevresini sararak sürtünmeleri
engelleyen ve darbelerden koruyan duru, renksiz sıvı.
Beyin omurilik sıvısı daha çok beyin karıncıklarında oluşur, beyin
sapındaki kanaldan aşağıya doğru akar ve çevredeki doku boşlukları
tarafından emilerek merkez sinir sisteminden ayrılır. Normal bir
yetişkinin vücudunda 100-150 mI kadar beyin-omurilik sıvısı vardır.
Beyin omurilik sıvısı daha çok mekanik işlevler üstlenir: Beynin
ağırlığını taşır; beyin ve omuriliği çevreleyen zarlar ile kafatası
kemiklerinin iç yüzeyini döşeyen zarlar arasındaki sürtünmeleri azaltmak
için yüzeylere kayganlık kazandırır; başa sert bir cisim çarptığında,
darbenin etkisini dağıtan bir tampon işlevi görür. Ayrıca, sinir sistemi
içinde çeşitli maddelerin taşınması, örneğin metabolizma artıklarının,
antikorların, hastalık ürünü olan çeşitli maddelerin beyin ve
omurilikten kan dolaşımına aktarılması, bazı ilaçların sinir sistemi
dokularına ulaştırılması da beyin omurilik sıvısı aracılığıyla olur.
Beyin sapı, tüm beynin (ensefal), beyin yarımkürelerinin altında kalan
ve orta beyni, Varol köprüsünü ve soğan iliği içeren bölümü. Anatomi
incelemelerinde’ çoğu kez, talamus ve hipotalamusu içeren ara beyin ile
gene art kafa çukurunda, beyin sapıyla aynı kesimde bulunan beyincik de
bu bölümden sayılır. Ara beyin (diensefal) ve orta beyin (mezensefal)
bölgesine üst beyin sapı, Varol köprüsü ile soğan iliğe alt beyin sapı
denir. Beyin sapının ayrı bir birim olarak kabul edilmesinin temel
nedeni, refleks hareketlerin, duyu ve hareket iletisinin
denetlenmesinde, vücudun iç ortamının düzenlenmesinde ve sinir
sisteminin geri kalan bölümünün eşgüdümünde çok özel işlevler üstlenmiş
olmasıdır. Beyin yarımküreleri ile omurilik arasında yer alan ve beynin
bu farklılaşmış bölgeleriyle bağlantısı olan beyin sapı, bu yapılardan
her ikisiyle de bazı benzerlikler gösterir. Beyin sapı, giren sinirler
aracılığıyla duyusal izlenimlerin alınıp biriktirilmesinden sorumlu
olduğu gibi, deri ve kaslara giden hareket sinirlerinin, ayrıca göz,
kulak, burun gibi duyu organlarına giden kafatası sinirlerinin büyük
bölümü de beyin sapından çıkar.
Beyin yarımküreleri, kafatasının üst kesiminde beynin en geniş bölümünü
oluşturan, boylamasına derin bir yarıkla iki parçaya ayrılmış, çok
kıvrımlı sinir dokusu kütleleri. Sağ ve sol yarımküreler arasındaki tek
bağlantı, altta, yarığın tabanında uzanan ve nasırsı ya da katı madde (corpus
callosum) denen geniş bir sinir demetidir. Yarım kürelerin en dış
katmanı olan beyin kabuğu ya da korteksi, daha çok sinir hücrelerini ve
destek hücreleri içeren bozmaddeden, iç katmanları ise sinir
hücrelerinin uzantıları olan aksonları ya da sinir liflerini içeren
akmaddeden ve bazal gangliyonlardan yapılmıştır.
En üst düzeyde zihinsel ve duygusal işlevlerden sorumlu olan beyin
yarımkürelerinin en ilginç özelliklerinden biri, her yarım kürenin,
beyin kabuğunca yönetilen bu işlevleri, öbür yarımkürenin etkisini
bastırarak denetim altına alma eğilimidir.
Bu baskınlık özellikle konuşma alanında kendini belli eder; sağ elini
kullanan kişilerde konuşma etkinliği sol yarımkürenin denetimi
altındadır.
Baskın ve baskın olmayan terimleri aslında biraz yanıltıcıdır; bir
anlamda, insanların iki beyinli olduğu söylenebilir: Baskın denen
yarımküre sözlü anlatımda ön plana çıkarken, öbür yarımküre de yüzlerin
anımsanması gibi karmaşık algılama olaylarında baskınlığını gösterir.
Beyin zarları, (BEYİN OMURİLİK ZARLARI - MENENJ ya da MENINKS)
Beyni ve omuriliği saran üç zarsı kılıf: İnce zar (pia mater), örümceksi
zar (arachııoidea ya da araknoit) ve sert zar (dura mater). Beyin
karıncıklarını ve örümceksi zar ile ince zar arasındaki boşluğu
beyin-omurilik sıvısı doldurur. Beyin zarlarının ve beyin-omurilik
sıvısının temel işlevi merkez sinir sistemini korunaktır.
İnce zar. İnce zar, doğrudan doğruya beyin ve omurilik yüzeyine
değen ve bu yapılara sıkıca yapışmış, olan iç örtüdür. Lifli dokudan
yapılmış, çok ince bir zar olan bu örtünün dış yüzeyi, sıvıları
geçirmediği sanılan yassı ve çokgen hücrelerden oluşmuş bir katmanla
kaplıdır. Beyne ve omuriliğe giden kan damarları ince zarı delerek
geçer. İnce zar bu damarlarla birlikte beynin derinliklerine doğru
ilerler ve kan damarlarıyla arasında küçük bir boşluk bırakarak. sinir
dokusuna sıkıca yapışır.
Örümceksi zar. İnce zarın üstünde yer alan bu ikinci zar ile ince
zar arasında, örümceksi zar altı aralık denen bir boşluk bulunur. Son
derece ince, saydam ve kolayca örselenebilen bir doku olan örümceksi zar
da lifli dokudan yapılmıştır ve ince zar gibi, büyük olasılıkla sıvıları
geçirmeyen yassı ve çok-gen hücrelerden oluşmuş bir katmanla kaplıdır.
Yalnız, örümceksi zar, ince zardan farklı olarak, beyin yüzeyindeki
bütün girinti ve çıkıntıları izlemez; bu özelliğiyle, sinir sisteminin
yüzeyi ile duvarları arasında bazen dar, bazen geniş boşluklar bulunan
bol bir torba gibi düşünülebilir.
Sert zar. Üç beyin zarının en dışta bulunanı, kalın, sağlam ve
yoğun lifli dokudan oluşan sert zardır. Bu zarın iç yüzeyi, ince zarın
ve örümceksi zarın yüzeyindekilere benzeyen yassı, çokgen hücrelerle
kaplıdır. Öbür iki zardan çok daha karmaşık bir düzeni olan sert zar,
basit bir tanımla, örümceksi zarı saran ve çok çeşitli işlevleri
yüklenebilecek biçimde değişikliğe uğramış olan bir kesedir.
Sert zarın kafatası içinde kalan bölümü, beyin dokularından aldığı kanı
kalbe taşıyan büyük toplardamar kanallarını (sinüsleri) çevreler ve
destekler. Ayrıca, ara bölme denen çok sayıda çıkıntıyla beyne de destek
olur.
Serebral Korteks(Beyin Kabuğu): Korteks kelimesi Latince
“kabuk” kelimesinden gelmektedir. Kalınlığı 2-6 mm arasındadır. Serebral
korteksin sağ ve sol yarısı corpus callosum(nasırlı cisim) denilen,
kalın bir bant oluşturan sinir lifleri ile birbirine bağlanmıştır.
İnsanlarda serebral korteksin yüzeyi pek çok girinti ve çıkıntıyla
kaplıdır. Korteksteki çıkıntılara girus girintilere ise sulkus
denir. Yüksek seviyeli bir memeli olan insanlarda bu girinti ve
çıkıntıların sayısı çok fazlayken fare, sıçan gibi düşük seviyeli
memelilerde bu girinti ve çıkıntıların sayısı daha azdır.Fonksiyonu:
Düşünme, istemli hareket, dil, sonuç çıkarma, algılama.
Serebellum (Beyincik): Serebellum kelimesi Latince “küçük
beyin” kelimesinden gelmektedir. Serebellum beyin sapının hemen
arkasındadır. Serebellum serebral korteks gibi hemisferlere ayrılır ve
bu hemisferleri saran bir korteksi vardır. Serebellumun fonksiyonu
hareket, denge ve postürün sağlanmasıyla ilgilidir.
Beyin sapı: Beyin sapı, talamus ile omurilik arasında
kalan bölgeye verilen isimdir. Beyin sapındaki yapılar, medulla(omurilik
soğanı), pons(varol köprüsü), tektum, retiküler formasyon, ve
tegmentumdur. Beyin sapındaki bazı alanlar kan basıncı, kalp hızı ve
solunum gibi hayati fonksiyonların düzenlenmesinden sorumludur.
Hipotalamus: Bir bezelye tanesi büyüklüğündeki bu küçük
yapı beynin tabanında yer alır. Beynin üç yüzde birini oluşturmasına
rağmen çok önemli davranışlardan sorumludur. Hipotalamus vücudun
termostatıdır. Eğer vücut çok ısınırsa, hipotalamus bunu algılar ve
derideki kapiler damarların genişlemesini sağlar, bu da vücudun
soğumasına yol açar. Hipotalamus ayni zamanda hipofiz bezini de kontrol
eder. Duyguların, açlığın, susuzluğun ve sirkadian ritmin
düzenlenmesinde rol oynar.
Talamus: Talamus periferden gelen duyusal bilgiyi alıp
bunu serebral kortekse ileten bir röle gibidir. Ayrıca serebral
korteksden gelen bilgileri de omurilik ve beynin diğer kısımlarına
iletir. Fonksiyonu duyusal ve motor integrasyondur.
Limbik Sistem: Limbik sistem amygdala, hipokampus,
mamilari kitleler ve singulat girusun da dahil olduğu bir gurup yapıdan
oluşur. Bu alanlar verilen bir uyarıya karsı gösterilen duygusal cevabi
kontrol etmede önemlidir. Bu sistemin pir parçası olan hipokampusun ise
öğrenme ve hafıza olaylarında önemli fonksiyonu vardır.
Bazal Ganglia: Ganglia kelimesi ganglion kelimesinin
çoğuludur, yani ganglionlar anlamına gelir. Bazal ganglia hareketin
koordinasyonundan sorumludur. Globus pallidus, kaudat nükleus,
subtalamik nükleus, putamen ve substantia nigra denilen yapılardan
oluşur.
Orta beyin: Orta beyin superior ve inferior kollikuli ve
red nükleustan oluşur. Orta beyin görme, duyma, göz ve vücut
hareketlerinden sorumludur.
|
> Anahtar Kelimeler:
Beyin Nedir,
Beyinin Yapısı Nasıldır,
Beyinin Kısımları
Nelerdir,
Beyin Kabuğu Nedir,
Beyin Ventrikülleri Nedir,
Beyin
Haritası Nasıldır,
Beyin Kabuğunun Katmanları Nelerdir,
Beyin
Zarları Nedir,
Ön Beyin Nedir,
Orta Beyin Nedir,
Arka Beyin
Nedir,
Rombensefal Nedir,
Mezensefal Nedir,
Prozensefal Nedir,
Miyelensefal Nedir,
Diensefal Nedir,
Telensefal Nedir,
Talamus
Nedir,
Hipotalamus Nedir,
Serebral Korteks Nedir,
Serebellum
Beyincik Nedir,
Hipotalamus Nedir,
Beyin Sapı Nedir,
Talamus
Nedir,
Limbik Sistem Nedir,
Bazal Ganglia Nedir... |
|