|
BİYOLOJİNİN TARİHÇESİ

Biyoloji ilkeleriyle ilgili bazı bilgilerin Tarihöncesi'nde ortaya
çıkmış olduğunu arkeoloji buluntuları ortaya koymuştur. Cilalıtaş
Devri'nde, çeşitli insan toplulukları tarımı ve bitkilerin tıp alanında
kullanımını geliştirmişler, sözgelimi eski Mısırlılar, bazı otları ilaç
olarak ve ölülerin mumyalanmasında kullanmışlardır.
Bununla birlikte bir bilim dalı olarak biyolojinin ilk gelişmeleri,
ancak eski Yunan döneminde ortaya çıkmıştır. Tıbbın kurucusu sayılan
Hippokrates, tıbbın ayrı bir bölüm olarak gelişmesine büyük katkıda
bulunmuşsa da, biyolojinin temel gereçleri olarak gözlem ve çözümlemeyi
kurumlaştıran, Eflatun'un öğrencisi Aristoteles'tir. Aristoteles'in
özellikle üremeye ilişkin gözlemleri ve bir sınıflandırma sistemiyle
ilgili görüşleri önemlidir.
Biyoloji incelemelerinde öncülük daha sonra Roma'ya, ve İskenderiye'ye
geçmiş, İ.Ö. II. yy. ile İ.S. II. yy'a kadar incelemeler özelikle tarım
ve tıp çevresinde odaklanmıştır. Ortaçağ'daysa, biyoloji incelemesinde
islâm bilginleri öne geçmişler ve eski Yunan metinlerinden öğrendikleri
bilgileri geliştirerek, özellikle tıp bilimine büyük katkıda
bulunmuşlardır.
Rönesans'la birlikte Avrupa'da, özellikle de İtalya, Fransa ve
İspanya'da biyoloji araştırmaları hızla gelişmiş, XV. ve XVI. yy'larda
Leonardo da Vinci ve Micheangelo, güzel sanatlarda kusursuzluğa erişme
çabaları içinde, son derece usta birer anatomi bilgini haline
gelmişlerdir. Bu arada, Andreas Vesalius, öğretim gereci olarak ölülerin
kesilip incelenmesinden (teşrih) yararlanma uygulamasını başlatmış (Fabrica
adlı yapıtının 1543'teki basımında ve 1552'deki ikinci basımında
ayrıntılı anatomi çizimlerine yer vermiştir), XVII. yy'da VVİlliam
Harvvey insanda dolaşım sistemine ilişkin çalışmalarıyla deneysel
yöntemi ve memeliler fizyolojisini başlatmıştır.
Ortaçağ'da Biyoloji
Ortaçağ İslâm Dünyası'ndaki biyoloji araştırmalarını, bitkibilim ve
hayvanbilim çerçevesinde değerlendirilecek olunursa, bu alanların daha
çok Aristoteles ve Dioscorides gibi Yunan bilginleri tarafından
derlenmiş olan bilgi birikimine dayandırılmış olduğunu söylenebilir.
Ancak, bu birikime Müslüman araştırmacıların yaşamış oldukları çevreden
edindikleri bilgilerle kişisel gözlemleri de eklemek gerekir.
Erken tarihli biyoloji yapıtları, genellikle ansiklopedik bir nitelik
taşır. Bunlarda, bitkilerle ve hayvanlarla ilgili yüzeysel gözlemlerin
yanı sıra, hikayelere ve hadislere de yer verilmiştir. İncelenen
bitkiler, daha çok tıbbî bitkilerdir. Hayvanlara ilişkin açıklamaların
ise, özellikle at, deve ve koyun gibi gündelik yaşantıyı doğrudan
doğruya etkileyen canlılar üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir.
Bitkibilimle ilgilenenler genellikle doktorlardır; bunlar tedavi
sırasında daha çok bitkilerden yapılan ilaçlar kullanılmaktadır. Hayvan
türlerinden ve onların yararlarından ve zararlarından söz eden
hayvanbilim ise, Aristoteles tarafından kurulmuş ve Ortaçağ İslâm
Dünyası'nda özellikle Câhiz ile Demirî'nin yapıtları sayesinde
tanınmıştır.
Ancak Müslüman hayvanbilimcilerin, Yunanlıların bilimsel birikiminden
yeterince yararlandıklarını ve hayvanbilimi, mesela bir coğrafya veya
bir tıp ölçüsünde geliştirdiklerini söylemek olanaklı değildir.
İslâm ülkelerinin zengin bir hayvan örtüsü ile kaplı olduğu,
Aristoteles'in Hayvanların Tarihi'nin daha 8. yüzyılın sonlarında
Arapça'ya tercüme edildiği ve İslâm Hukuku'nun hayvanlara büyük bir ilgi
gösterdiği hesaba katıldığında, Müslüman düşünür ve bilginlerin
hayvanbilim alanındaki bilimsel kayıtsızlıklarını anlamak oldukça
güçtür.
Yeniçağ'da Biyoloji
Bu dönemde geliştirilen mikroskop aracılığı ile Malpighi, Leewenhook ve
Swammerdan gibi bilim adamları, değişik canlı yapılar üzerinde
araştırmalar yapmış ve böylece Hücre Kuramı'nın kurulmasını
sağlamışlardır. Ayrıca, Willis, Hooke ve Mayow yapmış oldukları
çalışmalar sırasında canlı ve cansız yapıların çok küçük parçacıklardan
oluştuğunu ve temel yapılarının benzer olması dolayısıyla işlevlerinin
de birbirine benzemesi gerektiğini düşünmüşlerdir.
Yakınçağ'da Biyoloji
Bu dönemde doğa bilimlerinden botanik ve zooloji alanlarındaki
çalışmalar gelişmiş ve özellikle Darwin'in dedesi Erasmus Darwin ve
Lamarck'ın yapmış olduğu araştırmalar sonucunda, yeni bitki ve hayvan
türlerinin oluşumunu açıklamaya yönelik Evrim Kuramı'nın temelleri
atılmıştır.
Bu dönemde hücrenin yapısı ve işlevlerine ilişkin çalışmalar biyolojiyi
büyük ölçüde etkilemiştir. Bunun yanı sıra genetik alanında çok önemli
adımlar atılmış ve özellikle son dönemde yapılan araştırmalarla klonlama
yöntemine götüren yol açılmıştır. Ayrıca kimyaya dayanan hormon
çalışmaları, tarım alanındaki verimi arttırmış ve canlıların kökeni ve
evrimiyle ilgili araştırmalar, yeni bilimsel bulgularla güç kazanmıştır.
|
> Anahtar Kelimeler:
Biyolojinin Tarihçesi Nedir,
Ortaçağ'da Biyoloji Nedir,
Yeniçağ'da Biyoloji Nedir,
Yakınçağ'da Biyoloji Nedir,
Biyolojinin Tarihçesi Nedir,
Ortaçağ'da Biyoloji Nedir,
Yeniçağ'da Biyoloji Nedir,
Yakınçağ'da Biyoloji Nedir,
Biyolojinin Tarihçesi Nedir,
Ortaçağ'da Biyoloji Nedir,
Yeniçağ'da Biyoloji Nedir,
Yakınçağ'da Biyoloji Nedir,
Biyolojinin Tarihçesi Nedir,
Ortaçağ'da Biyoloji Nedir,
Yeniçağ'da Biyoloji Nedir,
Yakınçağ'da Biyoloji Nedir... |
|