|
BOŞALTIM SİSTEMLERİ
VE RAHATSIZLIKLARI

BOŞALTIM
Hücre içerisinde yüzlerce biyokimyasal tepkime olur . Bu tepkimelerin
tümüne metabolizma denir . Metabolizma sonucu hücrelerde oluşan zararlı
, yararsız ve gereksiz olan maddelere boşaltım maddesi , bu maddelerin
dışarı atılmasına boşaltım , boşaltım yapmaya yarayan organlar
topluluğuna boşaltım sistemi denir .
SALGILAMA
Bir hücre ya da hücre grubundan vücudun başka bölümlerine bazı olaylar
için gerekli olan maddelerin salgılanmasıdır.
DIŞKILAMA
Sindirilemeyen besinlerin anüs yoluyla dışarı atılmasıdır.
• Boşaltım ve salgılama olayında hücreler enerji tüketir.
• Dışkılama olayında ise hücrelerin enerji tüketmesine gerek yoktur.
BİTKİLERDE BOŞALTIM
Su yosunları ve diğer su bitkilerinde boşaltım difüzyonla olur.
Kara bitkilerinde boşaltım maddeleri STOMA (gözenek) aracılığı ile
dışarı atılır.
Bazı bitkilerde (aslanağzı, fasulye, otlar) gözeneklerle atılamayan
suyun fazlası HİDOTAT denilen yapılarla yaprak kenarlarından atılır. Bu
olaya DAMLAMA denir.
Bitkilerde damlama olayının olması için;
• Bitkinin çok su alması
• Havanın neme (su buharı) doymuş olması
• Hava akımının olmaması
• Havanın sıcak olması gerekir.
Damlama olayında terleme olayına oranla su kaybı daha azdır.
Sıcak ve nemli gecelerde damlama yoluyla su ile birlikte zararlı
artıklar (tuzlar) da dışarı atılırlar.
Bazı bitkilerde köklerde CO2 ve karmaşık yapılı organik maddelerle,
inorganik tuzları toprağa boşaltırlar.
Genelde bitkiler metabolizmal artıkları, zehirleri inorganik tuzlarla
birleştirip suda çözünmeyen kristaller halinde zararsız hale getirip
tutarlar.
Kireçli topraklarda yetişen bitkiler kalsiyumun fazlasını oksolat
billurlarına çevirip yaprak hücrelerinin kofullarında depolarlar. Yaprak
dökümüyle atarlar.
HAYVANLARDA BOŞALTIM SİSTEMLERİ
a. Bir Hücrelilerde:
Bir hücrelilerde boşaltım maddeleri (CO2 ; NH3) difozyonla, suyun
fazlası osmosla dışarı atılır.
Kontraktil kofullar suyun fazlasını atmak için aktif taşıma yapmak
zorundadır. Bu olayla kararlı iç çevre (Homeostasis) sağlar.
b. Sünger ve sölenterlerde
Sünger ve sölenterlerde özel bir boşaltım organı yoktur. Boşaltım dış
çevreyle ilişkili olan hücrelerden difüzyonla salgılanır. Bu grupta
bulunan canlıların hemen her hücresi , dış ortam ile temas ettiğinden
karbondioksit ve amonyak gidi maddeler doğrudan dışarı atılır.
c. Yassı Kurtlarda
Örnek: Planarya Alev hücreler (PRO-NERİDYUM) suyun fazlasını atar.
Böylece su dengesini sağlar.
CO2 ve NH3 vücut yüzeyinden difüzyonla atılır.
Alev hücreler ağ biçiminde dağılmış bir çok kanalla bağlanarak boşaltım
sistemini oluşturur.
d. Halkalı Solucanlarda
Her halkada bir çift nefridyum bulunur. Nefridyumlar bağımsızdır.
Nefridyumun kirpikli huni kısmı bir halkada boşaltım kanalı bir sonraki
halkada bulunur. boşaltım kanalı kılcal damar ağı ile kuşatılmıştır.
Mefridyumun kirpikli huni çevresinden kirpikler yardımıyla alınan vücut
sıvısındaki glikoz ve bir miktar su kanalcıklardan geri emilerek kan
kılcallarına verilir. Kanalda kalan sıvı idrarı oluşturur.
Diğer omurgasızların büyük bir kısmında toprak solucanında olduğu gibi
nefridyumlu boşaltım sistemi vardır.
e. Böceklerde
Böceklerde boşaltım MALPİGHİ TÜPLERİ ile yapılır. Tüplerin kapalı olan
serbest uçları vücut boşluğuna uzanır. Diğer uçlar ise sindirim
kanalının son kısmına bağlanır.
Vücut boşluğundaki kandan alınan boşaltım maddelerini son bağırsağa
getirir. Suyun fazlası bağırsak tarafından geri emilir. Sindirim
artıkları ve boşaltım maddeleri dışarı atılır. Böceklerde azotlu
besinlerin metabolizmasından açığa çıkan başlıca artık madde ÜRİK
ASİT'tir. Ürik asit suda çözünmeyen kristaller halinde atılır.
f. Omurgalılarda
Omurgalı hayvanların tüm sınıflarında boşaltım organı BÖBREKLERDİR.
Omurgalılarda embriyonik gelişme evresinden itibaren 3 tip böbrek
görülür.
PRONEFROZ tipi böbrek; balık ve kurbağaların embriyonal evrelerinde ve
ergin köpek balıklarında görülen boşaltım organıdır. Omurganın iki
yanında uzanan kanallara nefridyumlar bağlanır. Nefridyumların
karşısında aorttan ayrılan kılcal damar yumağı olan glomeruluslar
vardır.
Nefridyumlara süzülen artık maddeler ortak bir kanalla taşınıp kloaka
getirilir.
MEZONEFROZ tipi böbrek; balık ve kurbağaların erginlerinde, sürüngen,
kuş ve memeli embriyolarında bulunur. Pronefroz böbreğe benzer ancak
kirpikli hunilerin yerini Bowman kapsülleri almıştır.
METANEFROZ tipi böbrek; sürüngen, kuş ve memelilerin erginlerinde
bulunur. Bir çifttir. Bel bölgesinde omurganın iki yanında yer alır.
Omurgalılarda üreme ve boşaltım sistemleri birbirleriyle yakın ilişki
halinde olduğundan iki sistemi birden ürogenital sistem denir.

İNSAN BÖBREĞİ VE ÇALIŞMASI
Böbrekler fasulye tanesi biçiminde çukur kısımları birbirine dönük, bel
hizasında karın boşluğunun arka tarafında ve omurganın iki yanında yer
alırlar. Boyları 10-15 cm ortalama 160 g. ağırlığındadır.
Böbrek dıştan içe doğru korteks (kabuk), medulla (öz) bölgesinde oluşur.
Böbreğin tam ortasında üretere bağlanan havuzcuk (pelvis) bulunur.
Böbrekte yapı ve görev birimi nefrondur. Yaklaşık olarak bir böbrekte 2
milyon kadar nefron vardır. Böbreklerin temel görevi kanın kimyasal
bileşimini değişmez tutmaktır. Bu görevi nefronlarla başarır.
Nefronlar, ince uzun bir boşaltım kanalcığı ile kılcal kan damarı
yumağından (glomerulus) oluşurlar. Kanalcığın yarım ay şeklindeki kapalı
ucuna bowman kapsülü denir. Bu kapsül içinde glomerulus vardır. Kanalcık
tek sıralı yassı epitelden oluşur.
Proksimal ve distal tüp böbreğin kabuk bölgesinde Henle ilmeği ise öz
bölgesine uzanan boşaltım kanalcığıdır. Distal tüp idrar toplama
kanalına bağlanır. İdrar toplama kanalları bir araya gelerek piramit
şeklindeki yapıları oluşturur.
İnsan böbreğinde idrar oluşumu, üç aşamalıdır.
1– Süzülme
2– Geri emilme
3– Salgılama
1– Kanın nefronlarda süzülmesi
Kalpten pompalanan kanın 14 ü böbreğe gelir. Getirici atardamarla
glomerulus kılcalına gönderilir. Glomerulus getirici atardamar ile
götürücü (çıkan) atardamar arasındaki kılcal yumak olduğundan kan
basıncı sabit olup diğer kılcal damarların yaklaşık iki katı bir basınca
sahiptir. Bu basınç ve plazma proteinleri olmayan kan plazması (doku
sıvısı) böbrekteki kan basıncı ile doğru orantılıdır.
Soğuk havalarda kan basıncı arttığından süzülme daha hızlı olurken sıcak
havalarda terleme kan basıncının düşmesi (kılcallar genişlediğinden)
süzülme daha yavaş olur.
2. Geri emilme
Bowman kapsülüne geçen süzüntü, içindeki glikoz, su, aminoasit tuz
iyonlarının kanalcık hücrelerine geçmesine geri emilme denir. Biyolojik
bir olaydır. Geri emilen maddeler kılcal damarlara buradan böbrek toplar
damarına geçerek kan dolaşımına katılır.
Proksimal tüpteki Na+, glikoz aktif taşımayla su osmosla H+ iyonları
yoğunluğa bağlı olarak aktif taşıma ya da difüzyonla olarak kan
kılcallarına geri emilir.
Henle ilmeğinde, Cl– aktif taşıma ile Na+ difüzyonla geri emilir. Su ise
sadece inen kolonda geri emilir. Çıkan kolonda su geri emilmediği için
Na+ ve suyun emilimi distal tüpte devam eder.
Distal tüp üreye geçirgen olmadığı için Distal tüpte üre en yoğundur.
Aktif taşımayla gerçkleşen geri emilim maddenin kandaki derişimine
bağlıdır. Her maddenin kandaki normal değerine eşik değer denir.
Maddenin miktarı eşik değerin üzerinde ise bu madde nefron
kanalcıklarından geri emilmez. İdrarla dışarı atılır. Böylece homeostasi
sağlanır.
Nefron kanalcıklarından emilen suyun miktarı da vücudun o andaki
ihtiyacına bağlıdır. Hipofizden salgılanan Antidiüretik hormon suyun
ayarlanmasını sağlar.
Böbrek üstü bezi tarafından salgılanan Aldesteron hormonu tuz
iyonlarının miktarını düzenler.
3. Salgılama
Süzülme ile bowman kapsüllerine geçemeyen maddeler kılcal damarlardan
boşaltım kanalına aktif taşımayla geri verilirler. Bu olaya aktif
boşaltım ya da salgılama denir.
Salgılama ile H+, K+ iyonları, NH3, ilaç ve boya maddeleri kanala geri
verilir.
Sağlıklı bir insanda
Suyun % 99
Na+'nın % 99,5
Glikozun % 100
Ürenin % 50'si geri emilir.
BÖBREĞİN DÜZENLEYİCİLİK ROLÜ
– Suyun düzenlenmesi:
Vücutta su gereğinden fazla ise hipofiz bezinin antidiüretik hormon
salgısı durur. Vücutta su az ise antidiüretik hormon çoğalır. Hormonun
etkisiyle nefron kanalcıklarının geçirgenliği artar. suyun geri emilimi
artar ve dışarı az su atılır.
Suyun dengesinin sağlanmasında süzüntü sıvısının osmotik basıncı da rol
oynar. Vücutta tuz ve şeker fazlaca atılıyorsa osmotik basınç yüksek
olacağı için geri emilim azalır. Su kaybı artar.
– pH derecesinin düzenlenmesi
Kan 7,0 – 7,4 arasında pH değerine sahiptir. Böbrek ve akciğerler pH'ın
düşmesini (asit olmasını) önler.
BOŞALTIM MADDELERİ
Canlılarda proteinlerin metabolizması sonucu oluşan ürünlerden amonyak
(NH3) suda fazla çözündüğü için çok zehirlidir.
Suda yaşayan ve vücut yüzeyi difüzyona elverişli canlılarda amonyak
vücut yüzeyinden ortama verilir.
Amonyak bazı canlılarda daha az zehirli maddelere (üre, ürik asit)
enerji harcayarak çevirirler.
Memeliler amonyağı karaciğerde bir dizi tepkime ile üreye çevirirler.
Üre suda kolayca çözünür. Bu yüzden bol su ile atılır.
Sürüngen, kuş ve böceklerde amonyak suda çözünmeyen ürik asit
kristallerine çevrilerek katı halde atılır. Ürik asit zehirli değildir.
Nedeni suda çözünmemesidir.
Karbonhidrat ve yağların metabolizmasından oluşan H2O ve CO2 ile dış
çevreden alınan suyun fazlası, Na+, K+, Ca++, Cl- gibi iyonlar,
kullanılmayan ilaçlar. Hücre metabolizması ürünleri olan (HSO4)–3,
(HCO3)– ve H+ iyonları, H3PO4, kreatin, tuz ve inhibitörlerde boşaltım
artıklarıdır.
BOŞALTIM SİSTEMİNİN GÖREVLERİ
– Metabolizma artıklarını vücuttan uzaklaştırır.
– Doku sıvısındaki su ve tuz miktarını düzenler.
– Kanın hacminin ve pH derecesini düzenler.
– Böylece iç ortam koşullarının değişmeden kalmasını sağlayarak kararlı
iç çevre (Homeostasis) sağlar.
HÜCRELERİN DIŞ ÇEVRELERİYLE
DENGEDE KALMASINDA
BOŞALTIMIN ETKİSİ
Canlılarda iç ortam koşullarının sabit tutulması, canlının yaşadığı
ortam çeşidine (su, kara, tatlı su, tuzlu su) göre değişiklik gösterir.
1. Karasal canlılarda en önemli sorun vücudun su kaybını önlemektir.
Bu yüzden böceklerde vücudun üzerinde kitin tabakadan oluşmuş bir dış
iskelet vardır. Sürüngenlerde pullar ve plakalarda aynı görevi üstlenir.
Kuşlarda tüyler, memelilerde deri üzerinde kıllar oluşmuştur.
Böcekler, sürüngenler ve kuşlarda boşaltım maddelerinin katı olarak
atılması suyun büyük bir kısmının vücutta kalmasına neden olur.
Bazı karasal hayvanlarda böbreklerde suyun büyük bir kısmı geri emilerek
vücuda kazandırılır.
2. Tatlı sularda yaşayan hayvanlarda iç sıvı dış çevredeki su ortamına
göre hipertoniktir. Dış ortamdan vücut içine suyun girmesini önlemek
amacıyla bir çoğunda deride geçirgenlik azalmıştır. (Kütiküla pullar
gibi) Ayrıca kontraktil koful, alev hücreler gibi oluşumlar aktif olarak
fazla suyu atarlar.
3. Tuzlu sularda yaşayan hayvanlarda iç sıvı dış çevredeki sıvıya göre hipotoniktir. Bu hayvanların vücut içi suyunu korumaları ve vücut içine
sızan tuzu da dışarı atmaları gerekir. Bu yüzden evrimsel olarak
bezlerin dışarıya tuz atma yeteneği kazanmasıyla çevrelerine uyum
sağlayabilmişlerdir.
BÖBREK HASTALIKLARI
Genel Bilgiler
Böbrek karnın arka bölgesinde bulunan 100-150 gram ağırlığında bir
organdır. Normal kişilerde sağ ve solda olmak üzere iki adet böbrek
bulunur. Toplumda yaklaşık 1000 kişinin bir tanesinde tek böbrek vardır.
Tek böbrekli olmanın önemli bir sakıncası yoktur.
1 .BÖBREK YETMEZLİĞİ
Böbreklerin işlevi
Böbreğin başlıca işlevleri vücut su, tuz, kalsiyum dengesinin
sağlanması, idrar aracılığı ile zararlı maddelerin ve ilaçların vücuttan
atılması ve hormon, şeker metabolizmasına olan katkılarıdır. Böbrek
yetmezliğinde böbreğin bu işlevlerinde bozulma olur. Böbrek yetmezliği
ani (akut) veya sinsi (kronik) seyirli olmak üzere iki şekilde
gelişebilir.
Akut böbrek yetmezliğinin nedenleri
Çok sayıda neden vardır;
1. Ağır kanama, kusma, ishal, yanık sonucu kan basıncında düşme
2. Gebelik: Kanamalar, gebelik zehirlenmesi, sağlıksız koşullarda
yapılan düşükler
3. Kalp yetmezliği
4. Böbrek hastalıkları: Nefrit, böbrek damarının tıkanması
5. İdrar yollarında tıkanıklık: Kanser, prostat büyümesi, taşa bağlı
tıkanma
6. Ameliyatlardan, özellikle büyük ameliyatlardan sonra
7. İlaçlar: İlaçlara bağlı akut böbrek yetmezliği sık karşılaşılan bir
sorundur, bu nedenle ilaçlar kesinlikle doktor denetiminde
kullanılmalıdır.
8. Depreme bağlı kas zedelenmeleri
Kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri
Türk Nefroloji Derneğinin verilerine göre;
1. Nefrit: Böbrek iltihabıdır.
2. Şeker hastalığı
3. Hipertansiyon
4. Taş, tıkanma, tümör gibi idrar yolu hastalıkları
5. Böbrek kistleri
6. Diğer nedenler
Belirti ve bulgular
Gece idrara kalkma, halsizlik, nefes darlığı, çarpıntı, idrar miktarında
azalma, hipertansiyon, el, ayaklar ve göz etrafında şişmedir. Böbrek
yetmezliğinin erken dönemlerinde belirtiler çok silik olabilir, tek
belirti sık gece idrara kalkma olabilir. Gece idrara kalkma akşam çok
sıvı (çay, su, karpuz...) alanlarda veya prostat hastalığı olanlarda da
görülebilir. Gece idrara kalkan bir hastada başka bir neden yoksa bunun
nedeni böbrek yetmezliği olabilir. Bu nedenle sık sık gece idrara
kalkanların mutlaka böbrek yetmezliği yönünden araştırılmaları
gereklidir. Bu amaçla kan ve idrar incelemeleri yapılmalıdır.
Tanı
Böbrek yetmezliğinin tanısı kanda üre veya kreatinin isimli maddelerin
ölçülmesi ile mümkündür. İdrar incelemesi, radyolojik yöntemler, kanın
biyokimyasal incelemesi ve diğer laboratuar incelemeleri böbrek
yetmezliğinin nedenini anlamaya yöneliktir.
Tedavi
Akut ve kronik böbrek yetmezliklerinde tedavi farklıdır. Böbrek
yetmezliği tedavisi hastanın özelliğine ve böbrek yetmezliğine yol açan
hastalığa göre değişir. Tedavi kesinlikle bir doktor denetiminde
olmalıdır. Tedavide en önemli nokta eğer var ise kan basıncı düşüklüğü
veya yüksekliğinin kontrol altına alınmasıdır. Beslenme, sıvı ve tuz
dengesinin sağlanması ve ilaçlar diğer tedavi yöntemleridir.
Akut böbrek yetmezliği olan hastaların böbrekleri iyi ve yeterli tedavi
ile genellikle düzelir. Böbrek yetmezliği ilerler ve kalıcı hale gelirse
başka tedavi yöntemleri gerekir:
1. Diyaliz
2. Böbrek nakli
2.BÖBREK TAŞLARI
Böbrek taşları nedir ?

Böbrek taşı böbreklerin içinde çeşitli maddelerin kristalizasyonu
(taşlaşması) sonucu oluşan maddelerdir. Taşların çoğunluğu kalsiyum
oksalat taşları olmakla beraber, bazıları kalsiyum fosfat, ürik asit ve
başka maddelerdir. Bu taşlar böbrekte kalabilir, büyüyebilir veya
böbreklerden hareket ederek böbrekler ile idrar kesesini birleştiren
idrar yollarına ilerleyebilir.
Böbrek taşları kimlerde olur ?
Böbrek taşları erkeklerde kadınlara göre 3 kat daha sık rastlanır. Sıcak
mevsimlerde daha sık oluştuğu bildirilmektedir( vücutta su kaybı daha
fazla olur). Özellikle diyetin bazı taşların oluşumuna zemin hazırladığı
kabul edilmektedir. Böbreklerden süzülen su miktarı ile yakın ilgisi
olan böbrek taşları, özellikle vücudu taş oluşumuna yatkın olan
kişilerde su kaybı meydana gelmesiyle idrar yoğunluğu artar ve
kristalleşme kolaylaşmaktadır. Bunun yanında bol sıvı alan kişilerde de
taş oluşumu nadirdir. Diyet, metabolizma değişiklikleri ve bazı
hastalıklar da taşların oluşumunda rol oynayan faktörlerdir.
Böbrek taşı ile beraber olan rahatsızlıklar
Böbrek taşları dayanılmaz ağrılara neden olabileceği gibi, hiçbir
belirti vermeyebilir. İdrar yollarına düşen taşlar ise şiddetli ağrı
yapabilir. Ağrı genelde gelip geçici özelliktedir ve taşın olduğu
tarafta belin alt kısmı ve yan tarafında ağrı olur. Bazen de karına
doğru yayılan bir ağrı olabilir.
Böbrek ve idrar yolları taşlarında tanı yöntemleri
Böbrek taşını teşhis etmek için muayene yapılır ve yeri ile boyutunu
belirlemek amacıyla böbrek röntgeni (IVP) ve ultrasonografi yapılır.
Böbrek ve idrar yolları taşlarında tedavi seçenekleri
Birçok taş kendiliğinden düşebilir ve bu yüzden küçük boyuttaki taşların
düşmesine şans tanınabilir. Yapılan tetkiklerde düşmeyecek bir taş
olduğu kanaatine varılırsa tedavi için şu yöntemler uygulanabilir.
• Taş Kırma (ESWL): Bu yöntemde şok dalgaları verilerek taş kırılır ve
idrar yollarına zarar vermeden kırıntılar haline dönüşür ve idrar ile
atılır
• Üreteroskopi: Bu işlemde kamera kullanılarak idrar yollarına direkt
gözle görülerek taşlar ya kırılır veya kırılmadan dışarı çıkarılır.
• Perkütan Taş Kırma: Sırttan bir delikten kamera ile böbreğe girilir ve
gözle görülerek böbrek içindeki büyük taşların kırılmasında kullanılan
yöntemdir.
• Açık Cerrahi Girişim: Burada taş olan böbrek tarafı açılır ve taş
çıkarılır. Günümüzde gelişen teknoloji ile açık cerrahi yapılan böbrek
taşları vakaları azalmıştır.
Böbrek taşlarının tekrar oluşumunu engelleme
En önemli tedbir bol su içilmesidir. Su kristalleşmeyi engelleyerek taş
oluşumunu engellemektedir. Ayrıca taşın kimyasal yapısına göre kan ve
idrar testleri yapıldıktan sonra diyette de bazı ayarlamalar
yapılabilir.
|
> Anahtar Kelimeler:
Böbrek Nedir,
Böbreklerin Yapısı ve İşlevi Nedir,
Böbreklerin Görevleri Nedir,
İnsanlarda Boşaltım Nasıldır,
Nefron Nedir,
Nefronun Yapısı Nasıldır,
Süzülme Nedir,
Geri
Emilim Nedir,
İnsanda Boşaltım Sistemi Nasıldır,
Boşaltım Sisteminin
İşlevleri Nedir,
Boşaltım Sisteminin Diğer Sistemlerle İlişkisi
Nasıldır,
Boşaltım Sistemini Oluşturan Organlar Nedir,
Böbrekler
Nedir,
Böbreğin Yapısı Nedir,
Nefron Nedir,
Böbreklerin
İşlevleri Nedir,
Süzme İşlevi Nedir,
Geri Emme İşlevi Nedir,
Düzenleyici İşlev Nedir,
Boşaltım Sistemi Hastalıkları Nedir,
Üremi Nedir,
Nefrit Nedir,
Böbrek Taşları Nedir,
Albumin
Hastalığı Nedir,
Böbrek Düşüklüğü Nedir,
Böbrek Yetmezliği
Nedir,
Böbrek Veremi Nedir,
İdrar Torbası İltihaplanması Nedir,
Böbrek İltihaplanması Nedir,
Ürik Asit Nedir,
Alantoin Nedir,
Alantoik Asit Nedir,
Üre Nedir,
Amonyak Nedir,
Bir Hücrelilerde
Boşaltım Nasıldır,
Bitkilerde Boşaltım Nasıldır,
Omurgasızlarda
Boşaltım Nasıldır,
Omurgalılarda Boşaltım Nasıldır,
Pronefroz
Böbrek Nedir,
Mezonefroz Böbrek Nedir,
Metanefroz Böbrek Nedir... |
|