|
BOTANİK PARK

Botanik: Bitkibilim olarak da bilinir, biyolojinin
bitkilerle ilgilenen ve bütün bitkisel yaşam biçimlerinin yapısını,
özelliklerini ve biyokimyasal süreçlerini inceleyen daldır.
Botanik genellikle dört ana bölüme ayrılır: Morfoloji, fizyoloji, ekoloji
ve sistematik botanik. Bitkilerin yapısal özellikleri ve biçimleriyle
ilgilenen morfolojinin altbölümleri, hücreyi inceleyen sitoloji ya da
hücrebilim, dokuları inceleyen histoloji ya da dokubilim, dokuları organ
düzeyinde ele alan bitki anatomisi, yaşam çevrimini inceleyen üreme
morfolojisi ve bitkilerin gelişmesini inceleyen morfogenez ya da
deneysel morfolojidir. Fizyoloji bitkilerin işlevsel birimleriyle
ilgilenir. Ekoloji, bitkilerin yaşadıkları çevreyle karşılıklı ilişki ve
etkileşimini konu alır. Sistematik botanik ise bitkilerin
tanımlanması, sınıflandırılması ve adlandırılmasıyla ilgilidir. Botaniğin
bu temel bölümlerine ek olarak, bakterileri inceleyen
bakteriyoloji, mantarları inceleyen mikoloji, algleri inceleyen algoloji
ya da fikoloji, karayosunlarını inceleyen briyoloji, eğrelti ve benzeri
bitkileri inceleyen pteridoloji, fosil bitkileri inceleyen paleobotani, canlı
ya da fosil sporları ve çiçektozlarını inceleyen palinoloji, bitki
hastalıklarıyla ilgilenen bitki patolojisi, insana yararlı bitkilerle
ilgilenen ekonomik botanik ile geçmişteki ve bugünkü gelişmemiş
toplumların çeşitli amaçlarla kullandıkları bitkileri araştıran etnobotanik gibi uzmanlık dalları gelişmiştir.
Öte yandan botaniğin tarım, bahçecilik, ormancılık, eczacılık gibi bilim
dallarıyla da yakın ilişkisi vardır.
Aristoteles’in öğrencisi olan ve botaniğin kurucusu olarak kabul edilen
Theophrastos’un bitki morfolojisi, sınıflandırması ve bitkilerin doğa
tarihiyle ilgili kavramları yüzyıllarca tartışmasız olarak
benimsenmiştir. Bu büyük bilginin tahminen 200 kadar botanik
incelemesinden yalnızca ikisi, De causis plantarum(Bitkilerin Nedenleri
Üstüne) ve De historia plantarum(Bitkiler Tarihi Üstüne) Latince
çevirileriyle günümüze ulaşabilmiştir. iS 1. yüzyılda yaşamış Yunanlı
botanikçi Pedanios Dioskorides ise Peri hyles iatrikes(Latince De
materia medica; Bitkiler Kitabi) adlı yapıtında, 600 kadar bitkinin
yetişme yerlerini, biçimsel özelliklerini ve tıbbi kullanımlarını
tanımlamıştır. Bitkileri ağaçlar, çalılar ve otlar biçiminde
sınıflandıran Theophrastos’a karşılık, Dioskorides aromatik bitkiler,
yenen bitkiler ve şifalı bitkiler olarak üç ana gruba ayırır. Dioskorides’in çağdaşı olan Romalı doğa bilgini Plinius, öncüllerinden daha özgün çalışmalar yapmadı ama, Historia naturalis(Doğa
Tarihi)adi altında derlediği 37 ciltlik büyük doğa ansiklopedisinin 16
cildini bitkilere ayırdı.
15 ve 16. yy’larda tıbbi bitkileri tanımlayan pek çok kitap
yayımlandı. 16. yüzyılda merceklerin bulunması ve birleşik mikroskobun
geliştirilmesi, bitkilerle ilgili zengin buluşlar çağını açtı. 17. yüzyıl
botanikçileri yalnızca tıbbi bitkileri incelemekten vazgeçip, dünyanın
her yerinde yetişen bütün bitkileri araştırmaya başladılar. Bu çağın en
önemli botanikçilerinden biri olan Gaspard Bauhin, bitkileri iki sözcükle
adlandırma sistemini Linnaeus’tan önce kullanan ilk botanikçidir. 1665’te
Robert Hooke, bitki dokuları üzerinde mikroskopla yaptığı gözlemlerin
sonuçlarını Micrographia(Mikro çizimler) adıyla yayımladı. İzleyen 10 yıl
içinde Nehemiah Grew ve Marcello Malphighi bitki anatomisi üzerinde
önemli çalışmalar yaptılar.
Stephen Hales, başarılı çalışmalarıyla deneysel bitki fizyolojisinin
temellerini attı ve Vegetable Statick’te (1727;Bitki Statiği) suyun
bitkilerdeki hareketini açıkladı. 1753’te Linnaeus, dünyanın çeşitli
yerlerinde yetişen 6 bin bitki türünü tanımladığı Species plantorum’u
(Bitki Türleri) yayımladı. Bugün bile bitki sınıflandırmasının temel
başvuru kitabi sayılan bu yapıtında, bitkileri cins ve tür adıyla
veren ikili adlandırma sistemini geliştirdi; ayrıca bitkileri eşey
organlarına göre tanımlayıp sınıflandırmayı önerdi.
Günümüzde, bitki coğrafyası, bitki ekolojisi, bitki
kimyası, topluluk genetiği gibi ilgili dalların ve bitki
hücresinin incelenmesinde başvurulan yeni tekniklerin (hücre genetiği, hücre taksonomisi) katkısıyla, sistematik botanik büyük bir
gelişmeye konu olmuştur.
Botanik park:Yalnızca çevreyi güzelleştirmek amacıyla düzenlenmediği
için öbür bahçe ve parklardan oldukça farklıdır. Bu parklar, bir yörenin
yerli bitkileriyle o iklimde yetişmeyen bitki örneklerini bir araya
derleyip özel bakım altında iklime uyum sağlamalarını amaçlayan zengin
bir bitki koleksiyonudur. Parkın görünümünü güzelleştirmek için bazen
aralarına ağaç ve çalılar dikilse de, bitkilerin yerleşme düzeninde
mutlaka bilimsel sınıflandırma gözetilir;yani aynı familya, cins ve
türden bitkilerin bir arada bulunmasına özen gösterilir. Böylece hem
aranan bitki kolayca bulunabilir, hem de türler arasındaki yapısal
benzerlikler ön plana çıkar. Her bitki örneğinin yanına ya da üstüne de
anayurdu, halk arasında bilinen adı ve Latince adı yazılır.
Özellikle bitki grupları arasındaki akrabalık ilişkilerini yansıtmak
amacıyla düzenlenmiş canlı bitki koleksiyonudur. Bugün botanik parkları
daha çok süs bitkilerini sergilerken akrabalıklarını yansıtmaya da özen
göstererek, hem göz beğenisini okşamak, hem de taksonomi bilgisi vermek
gibi ikili bir görev üstlenir. Bir zamanlar halk hekimliğinde kullanılan
ve ilk botanik parklarının en değerli örnekleri olan tıbbi bitkiler
bugün ancak tarihsel değer taşır ve çağdaş bitki koleksiyonunda özel bir
yer tutmaz. Odunsu bitkilerin (ağaç ve çalılar) yetiştirildiği botanik
parklarına arboretum denir. Arboretum, kendi başına ayrı bir koleksiyon
oluşturabileceği gibi, botanik parkları içinde ayrı bir bölüm olarak da
düzenlenebilir. Böyle bir koleksiyondaki bitki sayısı bahçeye ayrılan
alanın büyüklüğüne, kuruluşun bilimsel ve mali kaynaklarına bağlı
olarak da değişir.
Kentleşmenin artmasıyla botanik parkları da sanayileşmiş ülkenin kültür
kaynakları arasına girmiştir. Bu parklar, doğadan uzak yaşayan
kent insanlarına doğanın bir parçasını sunarak, istedikleri zaman
toplumdan ve gürültüden uzaklaşma olanağı sağlar.
Botanik parklarının en eski örneklerine Çin’de ve Akdeniz kıyısındaki
ülkelerde rastlanır. Bunlar gerçekte, meyve ağaçlarını, sebzeleri ve ilaç yapımında kullanılan şifalı bitkileri yetiştirmek için
kullanılmıştır.
Matbaanın bulunmasından sonra, bitki konusunda yüzyıllardır yazılmış
kitaplar geniş kitlelere yayıldı; ayrıca şifalı bitkiler konusundaki
yayınlar arttı. Bu gelişmeler botanik parklarının kurulması düşüncesini
akla getirdi. Avrupa’da 16. yüzyılın sonunda bu tür beş park varken, 20. yüzyıl ortalarına değin sayıları yüzleri buldu. Bu parklardan ilk ikisi
İtalya’da Padova ve Piza’da kurulmuştu(1545). Başlangıçta botanik
parkları üniversitelerin tıp okullarında kuruluyordu; o zamanın
botanikçileri de tıp profesörleriydi. Parklarda ilaç yapımında
kullanılan bitkilerin yetiştirilmesiyle ilgili eğitim yapılıyordu. Bu
botanikçiler ayrıca başka hizmetler de verirlerdi. Örneğin 16. yüzyıl
botanikçilerinden Carolus Clusius, Leiden’deki botanik parkında büyük
bir soğanlı bitki koleksiyonu oluşturmuştu. Bu koleksiyon Felemenk’te
soğanlı bitki endüstrisinin başlamasını sağladı.
İsviçreli bir hekim ve botanikçi olan Jean Gesner 1800’lerin
başlarındaki bir yazısında 18. yüzyılın sonunda Avrupa’da 1600 botanik
parkının bulunduğunu yazmıştı. 18 ve 19. yüzyıllarda botanik bilimi
hızla gelişti; bu dönemde önemli botanikçilerin bir çoğu botanik
parklarının yöneticileriydi. O zamandan bu yana, eğitim ve tıbbi
bitki parkı biçimindeki klasik botanik parkları azaldı, onların
yerini temelde bitki kültürünün ve süs bitkileri ile özel bitkilerin
sergilenmesinin amaçlandığı parklar aldı.
Büyük canlı bitki koleksiyonları, hem araştırmacılar için önemli
kaynaklar oluşturur hem de halkın bitkiler ve yetiştirilmeleri konusunda
bilgi edinmesine olanak sağlar. Bazı botanik parklarında her yıl
yetişkinler ve çocuklar için bitki yetiştirme kursları düzenlenir.
Botanik parkları, değerli genetik özellikler taşıyan türleri içerdiği
için, yeni bitki çeşitlerinin üretilmesinde çok önemli birer
kaynaktır. Örneğin Pennsylvania’daki Longwood Parkları, ABD Tarım
Bakanlığı’nın iş birliği ile süs bitkileri ve yeni çeşitler üretebilecek
türler toplamak üzere çeşitli geziler düzenlemektedir. İngiltere’deki Kew
Kraliyet Botanik Parkı da bitki toplama gezileri düzenlemekte ve
ekonomik değeri olan bitkileri, dünya üstünde yetişebildikleri en uygun
ortamın bulunduğu yerleri dağıtmaktadır. Burası ayrıca kauçuk ağacı (Hevea
brasiliensis), ananas, muz, çay, kahve, kakao, çeşitli kereste ağaçları ve kınakına gibi bitkilerle, ilaç ham maddesi elde edilen başka bazı bitkileri dünyaya tanıtmış ve
yaymıştır.
Bir botanik parkı düzenlenirken benzer bitkilerin bir araya konması
geleneksel bir uygulamadır. Gene de güzel görüntüler yaratmak göz ardı
edilmez, ağaç ve çalılar, kendi taksonomik gruplarından otsu
bitkilerin arasına serpiştirilir.
Botanik parklarında, genellikle bitkilerin çoğaltılmasında ya da mevsim
değişikliklerinden etkilenen bitkilerin yetiştirilmesinde seralar
kullanılır. Kışlar soğuk olan yerlerde tropik orkideler, tropik
eğreltiler, tropik ve astropik bölgelerin ekonomik bitkileri, kaktüsler, Afrika menekşeleri ve begonyalar gibi bitkiler bu
seralarda yetiştirilir.
Büyük bitki koleksiyonları oluşturulmak isteniyorsa, türler için belirli
mevsimlerde uygun sıcaklık koşulları sağlayan depolama alanları kurulur. Aşırı soğuğa dayanamayan, ama soğuk bir döneme de gereksinim duyan genç
bitkilerin kışı geçirmesi için de özel soğuk seralar da kullanılabilir. Gene sıcak yaz güneşine dayanamayan bitkilerin yetiştirilebileceği ve
bazı bitkilerin de geçici olarak depolanabileceği, çıtalardan
yapılmış gölgeliklerden yararlanabilir.
Birçok botanik parkında bir de herbaryum (kurutulmuş bitki koleksiyonu)
vardır. Herbaryumdaki bitki türleri bilimsel adlarının yanı sıra nereden
toplandıkları, nasıl büyüdükleri gibi bilgileri içerecek biçimde
etiketlenir. Türler familya ve cinslerine göre dosyalanır ve hazır
örnek olarak elde bulundurulur.
Birçok botanik parkı üniversitelerde işbirliği içinde çalışır. Böyle
bahçeler bitki taksonomistleri için gerekli hizmetleri de sunar. Büyük botanik parklarının çoğunda teknik dergiler ve halk için broşürler
yayınlanır, ayrıca resimli kitaplar ve filmler hazırlanır.
Bitki koleksiyonlarının korunmasında ilk koşul, kuskusuz bitki
kültürünün iyi yapılmasıdır. Kentlerdeki botanik parkları için
çimenliklerin bakimi özellikle önemlidir;halkın gözünde bir bahçenin
değeri bitki koleksiyonlarının yetkinliğinden çok, genel görünüşü ile
ölçülür. Ağaç ve çalı koleksiyonları sistemli budama ister ve hiçbir
önemli ağaç bakımsızlığa iki yıldan fazla dayanmaz. Yaslı ağaçların
budanması özel ilgi gerektirir; yaraların çürümemesine dikkat
edilmelidir. Parazit ve hastalıkların denetimi için sık sık ilaçlama
yapılmalıdır.
Eskiden botanik parklarında yeni bitki çeşitleri, toplayıcıların
çoğunlukla uzak yerleri araştırma gezilerine gönderilmesiyle elde
edilirdi. Bu toplayıcılar, doğada yetişen yeni türleri araştırıp, istenen
bitki örneklerini parka getirirlerdi. Günümüzde, fidecilik sanayisi çok
gelişmiş ve birçok küçük kuruluş belirli bitki gruplarında
uzmanlaşmıştır. Sayısız bitki türü ve kültür çeşidi dikilmeye hazır
olarak, doğrudan böyle kuruluşlardan satın alınabilmektedir. Botanik
parkları arasında da sık sık tohum ve nadir bitki değiş tokuşu
yapılır. Bazı parklar, yıllık tohum değiş tokuş listeleri
yayımlar.
|
> Anahtar Kelimeler:
Botanik Park Nedir,
Botanik Nedir,
Morfoloji Nedir,
Fizyoloji Nedir,
Ekoloji Nedir,
Sistematik Botanik Nedir,
Sitoloji Hücrebilim Nedir,
Histoloji Dokubilim Nedir,
Bitki
Anatomisi Nedir,
Üreme Morfolojisi Nedir,
Morfogenez Deneysel
Morfoloji Nedir,
Bakteriyoloji Nedir,
Mikoloji Nedir,
Algoloji
Fikoloji Nedir,
Briyoloji Nedir,
Pteridoloji Nedir,
Paleobotani
Nedir,
Palinoloji Nedir,
Bitki Patolojisi Nedir,
Ekonomik
Botanik Nedir,
Etnobotanik Nedir,
Tarım Bahçecilik Ormancılık
Eczacılık Nedir... |
|