|
EBU HAMİT EL-GAZALİ
(İS. 1058 - 1111)

Bir akşam üstü
oturup
hapishane kapısında
rubailer okuduk Gazali'den:
"Gece
büyük laciverdi bahçe.
Altın parıltılarla devranı rakkaselerin.
Ve tahta kutularda upuzun yatan ölüler."
Bir gün eğer,
benden uzak,
karanlık bir yağmur gibi,
canını sıkarsa yaşamak
tekrar Gazali'yi oku.
Ve Pirayende'm benim,
ben eminim
sen sadece merhamet duyacaksın
ölümün karşısında onun
ümitsiz yalnızlığı
ve muhteşem korkusuna.
Bir akarsu getirsin Gazali'yi sana:
"Toprak bir kasedir
çömlekçinin rafında tacidar,
ve zafer yazılar
yıkılmış duvarlarında Keyhüsrevin..."
Birikip sıçramalar.
soğuk
sıcak
serin.
Ve büyük laciverdi bahçede
başsız ve sonsuz
ve durup dinlenmedin
devranı rakkaselerin...
Nazım Hikmet (Tüm Eserleri 4, Dört Hapishaneden)
İslam felsefesinin en büyük adlarından biri kuşkusuz Gazali'dir.Ebu
Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali, İS. 1058'de Horasan,
İran'da doğmuştur. O henüz çok genç iken babası öldü fakat Nişapur ve
Bağdat'ta hakim olan müfredat programında eğitim alma şansına sahip
oldu. Çok geçmeden din ve felsefede yüksek bir ilim standardı elde etti
ve İslam tarihinin altın çağında en ünlü öğrenim kurumlarından biri olan
Bağdat Nizamiye Medresesi'ne bir Profesör olarak tayini ile
şereflendirildi.
Bununla birlikte, birkaç yıl sonra,otuz beş yaşlarında bunalıma girdi;
akademik uğraşlarından ve dünyevi çıkarlarından vazgeçti ve başıboş bir
zahit (zevklerden el çekmiş) oldu.Medreseyi ve ailesini bırakarak on yıl
bir lokma bir hırkadolaştı.Şam'a,
Kudüs'e,İskenderiye'ye,Kahire'ye,Mekke'ye ve Medine'ye gitti. Bu bir
mistik değişim süreci (dönemi) idi. Daha sonra, öğretim görevlerine geri
dönmüş ve tekrar bunları bırakmıştır. Düşünmeye ve ardından gelen çok
sayıda sonu gelmeyen kitapların yazarlığına yol açan yazmaya adanmış
yalnız bir yaşam dönemi. Kuşkudan kurtulup durulduğuna inandığında
yurduna döndü,Nişabur'da dersler verdi ve 1111'de Bağdat'ta öldü.
Gazali'nin asıl katkısı din, felsefe ve tasavvufta yatmaktadır. Çok
sayıda Müslüman filozof, Neoplatonik felsefe dahil, Yunan felsefesinin
çeşitli bakış açılarını izlemekte ve geliştirmekteydiler ve bu da birkaç
İslami öğretiyle uyuşmazlığa yol açmaktaydı. Öte yandan, tasavvuf
hareketi, İslam'ın namaz ve görevlerinin zorunlu yerine getirilmesinden
kaçınmak gibi aşırı tenasüpleri üstlenmekteydi. Şüphe götürmez alimliği
ve kişisel mistik deneyimini esas alarak, Gazali hem felsefede hem de
tasavvufta bu eğilimleri düzeltmeye çabaladı. İbni Sina'ya karşı dinin
doğrularını savundu.
Felsefede, Gazali matematik ve asıl bilimlerin yaklaşımını tamamen doğru
olarak onayladı. Bununla beraber, Aristotelesçi mantığın tekniklerini ve
Neoplatonik yöntemleri benimsemiş ve bu araçları, Aristotelesçi ve aşırı
usçuluğun negatif etkilerini azaltmak için o zaman hüküm süren
Neoplatonik felsefe kuraklığının kusur ve eksikliklerini açıkça ortaya
koymak için kullandı. Farabi gibi bazı Müslüman filozofların tersine,
mutlak ve sonsuzu kavramak için aklın (usun) yetersizliğini savundu.
Usun hakikate ulaşması olanaksızdı ve izafi olanın gözlemlenmesi ile
sınırlıydı. Birkaç Müslüman filozof ,aynı zamanda, evrenin boşlukta
sonlu fakat zamanda sonsuz olduğunu savunmuşlardır. Gazali, sonsuz bir
zamanın sonsuz bir boşluk ile ilişkili olduğunu iddia etmiştir. Düşünce
açıklığı ve iddia gücüyle, us ile dini inanç arasında bir denge
yaratabildi ve bunların ardışık kürelerini sırasıyla sonsuz ve sonlu
olarak tanımladı.
Dinde, özellikle mistisizmde, tasavvufun yaklaşımını aşırılıklarını
temizlemiş ve geleneksel dinin otoritesini yeniden yerleştirmiştir. Yine
de, mutlak hakikate ulaşmak için gerekli yol olduğunu iddia ettiği
gerçek tasavvufun önemini vurguladı.
Gazali, üretken bir yazardı. Ölümsüz kitapları; Tehafütü'l-Felasife
(Filozofların Tutarsızlığı), İhya el-'Ulum el-İslamia (Din Bilimlerinin
Uyanışı), "Rehberliğin Başlangıcı ve onun Otobiyografisi", "Hatadan
Kurtulma"yı içermektedir. Eserlerinin bazıları Orta Çağlarda Avrupa
dillerine çevrilmiştir. Bir de astronominin özetini yazmıştır.
Gazali'nin etkisi derin ve sonsuzdur. İslam'ın en büyük
ilahiyatçılarından biridir. İlahiyatla ilgili doktrinleri Avrupa'ya
nüfuz etmiş, Yahudi ve Hıristiyan Skolastisizmini etkilemiştir ve
görüşlerinin bazıları Aziz Thomas Aquinas tarafından Batı'da geleneksel
Hıristiyan dininin otoritesini aynen yeniden yerleştirmek için
benimsenmiştir. Dinin lehine iddiaları öylesine güçlüydü ki felsefenin
amacına zarar vermekle suçlandı ve Müslüman İspanya'da, İbn Rüşd
(Averros) onun Tehafüt'üne bir cevap yazdı.
Bağdat' ta, insanlardan uzak yaşayan filozof vardı: İmam Gazali
(1058-1111). Gazali, Horasan' da Tus (Meşhed) doğdu. Gençliğinde
Nizam-ül Mülk’ün himayesini kazanmış ve bu güçlü vezirin Bağdat’ta
açtığı medreseye hoca olarak gönderilmişti. Ne var ki derin bir bunalım
içine düşmüş ve o ana kadar daha çok hukuki yönleriyle incelediği İslami
inançlardan ve giderek her türlü bilgiden şüphe etmeye başlamıştır. İmam
Gazali, bu buhranı esnasında İslam felsefesini derinlemesine incelemiş;
ama sonunda tüm filozofları reddetmiştir. Gazali, bunalımını ölümünden
kısa bir süre önce kaleme aldığı totbiyografik nitelikteki bir kitabında
(Hatadan Kurtuluş : Al-Münkid min al-Dalal) anlatmıştır. Yazar bu
eserinde, filozofların hatalarını uzun uzun açıklamış ve gerek Eflatun
ve Aristo’yu, gerekse onlardan esinlenen Farabi ve İbn Sina’yı
inançsızlıkla suçlamıştır. Bu sırada kaleme aldığı ilk eserde felsefenin
amaçlarını oldukça tarafsız bir şekilde anlatmış (Makasid al Falasifa) ;
daha sonra da filozofların görüşlerindeki tutarsızlıklarını ve Şerita
aykırı fikirlerini sergilemiştir( Tehafüt al-Falasifa). Gazali
bunalımından, gerçeğe ancak vecd içinde tanrıyla buluşma sayesinde, yani
tasavvuf yoluyla ulaşılabileceğine inanarak kurtulmuştur. Ancak İslam
felsefesini çok iyi iblen Gazali, sufiliği benimserken, Kelamı da
reddetmemiş bu ilmi İslamı inancı destekleyeceği ve güçlendireceği
ölçüde kabul etmiştir.
Gazali, temel eseri olan İhya’ul Ulum ve Din ’i mistik bunalımından
sonra yazmıştır. Bu dev eser, İslami akidelerin, ibadet şekillerinin ve
insanları cennete ya da cehenneme götürecek davranışların tümünü
açıklama iddiasındadır.
Bu eser hakkında Katip Çelebi şöyle demiştir:
" Eğer bu eser hariç, tüm İslami eserler tahrip olsaydı, İslamiyet yine
de bir şey kaybetmezdi. ”
Acaba Katip Çelebi’nin bu saptaması ne derece doğru?
Abdülbaki Gölpınarlı, Gazali’nin ünlü eseri İhyau Ulum’id-din adlı
kitabı için bakın ne diyor:
Gazali’nin tasavvufa dair İhyau Ulum’id-din adlı kitabı yalan hadislerle
doludur.
Bu yorum, İslama büyük zararlar vermiştir ”
(Abdülbaki Gölpınarlı, 100 Soruda Tavvuf, Gerçek Yayınevi, 2. Basık,
1985 İstanbul)
Ebu Hamid ibn Mehmed ibn Mehmed Gazali: “İmam Gazali”. Zamanının en ünlü
kelamcısı, eleştirmeni ve imancı filozofuydu. Şafii mezhebindendir.
Horasan’daki Tus kentinde, 1058'de doğdu. Oradan Nişabur’a öğrenime
gitti. Genç yaşında büyük bir yetenek olduğunu gösterdi. Kelam ve
felsefedeki derin bilgisi, Selçukluların büyük veziri Nizamül Mülk’ün
dikkatini çekti. Nizamül Mülk, Bağdat’ta kurmuş olduğu Nizamiye
Medresesi’nin yönetimini ona verdi. Gazali o zaman 33 yaşındaydı ve
oldukça büyük bir ün kazanmıştı. Birkaç sene sonra hacca gitmek için
görevini bıraktı. Dönüşte zaman zaman Kudüs,Ş am, İskendireye’de
araştırmalar ve çalışmalar yaptı. İskendireye’den Mağribe giderek
Murabitin hükümdarı Yusuf bin Taşfin’i ziyaret ettiği söylenir. Yusufun
ölümünden sonra yeniden Kudüs’e döndü ve orada inziva hayatı yaşamaya
başladı. Bu sırada pek çok eser yazdı: Bu eserlerin genel konusu
İslamiyetin diğer dinlere üstünlüğü,dinin felsefeye üstünlüğünü
savunmadır.
Gazali, yaşamının sonlarına doğru inzivasını bozdu ve Nişabur’a döndü.
Bağdat medresesinin yönetimini yeniden üstlendi. Bir süre yeniden
öğretim hayatına girdi. Fakat bu uzun sürmedi ve Kudüs’e dönerek orada
mutasavvıflar için bir tekke kurdu. 1111'de ölünceye dek bu inzivada
kaldı. Gazali’nin yaşamı ve düşüncelerinin gelişimi konusundaki bilgiyi
bizzat kendisinin yazdığı El-Munkiz ’den öğreniyoruz. Felsefe tarihinde
bu tarzda hayatıyla eseri arasındaki sık bağlantıyı gösteren pek az
örnek vardır. Bunun için yalnız Saint Augustin’in Confessions’u ile
Descartes’in discours’unu gösterebiliriz.
Gazali, Eşariliğe büyük bir hamle vermiş ve kelamın en büyük
üstatlarından sayılmıştır.En büyük esiri altı ciltlik nakli ilimler
ansiklopedisi ve önemli kelam kitaplarından biri olan İhya’dır. Meşşai
felsefesini özetlmeyen Makasid-ül-felasife ile bu felsefeye karşı
yapılan şiddetli saldırıları içeren Tefahüt-ül-felasife ve mantığa dair
risaleni burada anmalıyız.
Gazali, El-Munkiz ’de bir dostunun sorularına yanıt vermek için çeşitli
doktrinler arasında gerçekle hatayı ayırmanın güçlüklerini, 20 yaşından
beri gerçek bilgiye ulaşmak için yaptığı mücadeleleri anlatıyor. Bütün
dinsel ve felsefi doktrinleri sırayla inceledikten sonra sonunda her
şeyden şüphe ederek mutlak septisizme ulaşıyor.
Bizi çok kere çelişkili hükümlere sevk eden zekadan ve idrak
galatlarıyla aldanan duygulardan şüphe ediyor. Akıl da ona güven
vermiyor. Zira onun prensipleri kesin olan hiçbir şey ifade etmez.
Uyanıklık halinde gerek duyuların idraki gerek zeka ile doğru
zannettiğimiz şey ancak içinde bulunduğumuz hale göre doğrudur. Fakat
başkasının varolmayacağından emin miyiz? Örenğin uyanıklık halimizin
uykudaki halimize oranı bu halin uyanıklığa oranını aynı olabilir. O
durumda aklımızla doğru sandığımız bu yeni hal gerçekte rüyadan ibaret
olabilir.
Bununla birlikte Gazali, felsefeye yöntem olarak kullandığı bu
şüphecilikten geri dönüyor. Fakat bu dönüş, Descartes’te olduğu gibi
aklın zaferi ile sonuçlanmıyor. Gerçeği hararetle ararken kelamcıların,
Batınilerin, filozofların, mutasavvıfların doktrinlerini derinden derine
tahlil ediyor. Onların gerçeğe ulaşmak konusundaki yetersizliklerini
açıklıyor. Bu tahliller arasında en önemlisi Gazali’nin akla dayanan
disiplinleri yani riyaziyet( geometri), mantık,doğa bilimleri ve
felsefeyi eleştirisidir. vardığı sonu şudur: Bunlardan hiçbiri, mutlak
gerçeğe ulaşmak için kesin bir yol gösteremiyor. Bunlardan örneğin
riyaziyet,mantık ve felsefeye ilişkin bazı eleştirilerini görelim:
Matematik konusu:
Matematik, ispatın basit ve açık vetirelerle mümkün olduğunu kabul
ettiği için tabiatın bütün karmaşıklığını ve akılla açıklaması (izahı)
mümkün olmayan sırlarını reddetmeye varıyor. Bunun için matematikle
uğraşan insanların zaruri olarak mutlak ve iman sahasını terk etmeleri
gerekli oluyor.
Mantık konusu:
Mantık, herhangi bir şeyi ispata yarayan bir alettir(araçtır). Bu alet
aynı fikrin hem lehinde hem aleyhinde kullanılabilir. Kelamcılar ve
filozoflar birbirlerini reddetmek için aynı aleti kullanıyorlar. Eğer
obje olarak gerçeği göstermeye yeterli olsaydı, yalnızca tek bir amaca
hizmet etmeliydi.
Felsefe konusunda Gazali’nin itirazları daha esaslıdır Bunlardan yalnız
El-Munkiz ’de değil, daha birçok eserinde uzun uzadıya sözeder. Bu
itirazlara özellikle makasid-ül-felasife ve Tehafüt-ül-felasife adlı
kitaplarını ayırmış olup bu eserlerden ikincisi Batıda çok tanınmıştır.
Birinci Kitapta Gazali, filozofların kuramlarını açıklıyor (s: 218) ve
asılların gösteriyor. İkincisinde onları kendi doktrini bakımından
eleştiriyor. Makasıd 12. yy’da Gundissalvi (Yahya bin Davud) tarafından
Latince’ye çevrildi...
Gazali, duyuların ve zekanın eleştirisini yaptıktan sonra akli bilgi
derecesinde yalnız matematikte saf kesinliği buluyor. Matematiğin
ilkelir konusunda herkesle birleşir. mantığın temelleri de genellikle
doğrudur; hata yüzdesi azdır. Fakat metafiziğin hükümlerinde çok farklı
görüş vardır. Ve genellikle gerçeğe aykırıdır. Görülüyor ki,riyaziyat ve
mantıktan sonra metafiziğe bu hücum Kant’ın kuramsal akıl eleştirisinde
yaptığı hücumun aynı tarzdadır. kant, mantığın, metafiziğin ve fiziğin
hudutları iyi çizilmiş olduğunu, fakat metafiziğin hudutları
sınırlandırılmadığı için onda aynı kesinlik ve yakınlığın bulunmadığını
açıklamaktadır.
Fizikte gerçek ve hata Gazali'ye göre karışık olarak bulunur. Böylece
bütün eserini filozofların metafiziğe ait görüşlerini eleştirmeye
adıyor.
1. Bütün eski filozofların doktrinlerini tartışmaya girmediği için
onların en ünlü olan Aristo’nun fikirlerini tenkitle başlıyor. Metafizik
doktrinlerinin hiçbir zaman mantık ve matematik gibi kesin ve
reddedilemez düşüncelere dayandığını iddia ediyor. Bu bakımdan İslam
filozoflarının en moderni Gazali’dir. Fikirlerinde şüphecilik ile
imancılık arasında bulunur. Aristo’nun eserini her şerh eden (açıklama
yazan) aynı şekilde anlamıştır ve aralarında hiçbir ilişki yoktur.
Bunlardan en önemlisi olan Farabi ile İbn Sina’nın fikirleri arasındaki
çelişkileri gösterir. Gazali’ye göre ikisi de Aristo’ya dayanmaktadır(
Gerçekte bu iddia tamamıyla yerinde değildir.).
2. Filozofları kulalndıkları bazı kavramlar örneğin yaratıcı için cevher
veya ilk sebep demek gibi kavramlar üzerinde tartışmıyor. Çünkü
özellikle kavrama verilen anlamda anlaşmak söz konusudur: Cevher deyince
kendi varlığıyla varolan şeyin anlaşıldığını bilmek yeterlidir. Gazali,
Descartes gibi başlar,ama Pascal gibi bitirir. Şüpheciliği bütün eski
ilim ve felsefeye saldırır, aklın yetersizliğini işler; yerine imanı
koymaya çalışır.
|
> Anahtar Kelimeler:
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Hayatı,
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Yaşamı,
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Biyografisi,
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Felsefesi Nedir,
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Nerde Doğmuştur,
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Nerde Ölmüştür,
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Ne Zaman Doğmuştur,
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Çalışmaları Nedir,
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Bilimsel Eserleri Nelerdir,
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Felsefesi Nedir,
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Eğitimi ve İlk Çalışmaları Nelerdir,
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Ödülleri Nelerdir,
Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi'l el-Gazali Alanları Nelerdir... |
|