|
KIRIM - KONGO KANAMALI ATEŞİ
VE KENE NEDİR?

Son yıllarda daha sıkça duyulmaya başlayan,
bahar-yaz dönemlerinde artış gösteren ve ağırlıklı olarak keneler aracılığıyla
bulaşan virütik bir hastalıktır. İlk olarak 1944 yılında Kırım’da, sonra 1956
yılında Kongo’da tanımlanmış ve sonra aynı hastalık olduğu anlaşılmıştır.
Keneler, kan emerek beslendikleri için hemen tüm yabani ve evcil hayvanların
(inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde
bulunabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilirler. Ayrıca, çalılık ve yeşil,
yüksek otlu alanlarda bulunan keneler, beslenmek için doğrudan insanlara da
geçip ısırabilirler. Bu nedenle daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla
uğraşan kişilerde görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da
bulunabilirler.
Virüs ile bulaşmış keneler, kan emişini tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı
salgılarlar. Virüs genellikle bu sıvı ile bulaşır. Kan emdikleri ve virüsü
bulaştırdıkları tüm canlılar hasta olabilir fakat hastalık genellikle
hayvanlarda hafif ve bulgusuz seyreder. Bu nedenle daha az görülmekle birlikte
hasta hayvanların salgıları ve kanları aracılığıyla da hastalık bulaşabilir.
Kenelerin kan emişi genellikle uzun bir süreçtir. Sinekler gibi hemen sokup kısa
sürede kan emişini bırakmazlar. Kan emmeye başlayan kene, ağız kısmındaki
hortumunu cilt içine sokar ve doyuncaya kadar çıkartmaz. Bu hortum, geri çıkışı
engellemek için çıkıntılar içerdiğinden kolay çıkmaz. Bu nedenle keneyi
çıkartmak için zorlamamak gerekir. Çok zorlandığında sıvıyı erken salgılayıp
virüsü bulaştırabilir veya boru kısmı koparak cilt içinde kalabilir. Ayrıca,
zorlama kenenin patlayarak enfekte sıvı ve kanının cildimizdeki çiziklerden ya
da gözümüze sıçrayarak bulaşmasına yol açabilir. Bu nedenle vücuda yapışık kene
görüldüğünde bir cımbızla ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola oynatılıp
bir vida gibi çıkartılmaya çalışmalı ya da bir sağlık kurumuna başvurularak
çıkartılması sağlanmalıdır.

Hastalık oluşması ve bulguları:
Hastalık genellikle kene ısırığı ile virüsün bulaşmasından 1-3 gün sonra ortaya
çıkar. Bu süre en fazla 9 güne kadar uzayabilir. Hasta hayvanın kan ve vücut
sıvıları bulaşmış ise bu durumda hastalığın ortaya çıkışı 13 güne kadar
uzayabilmektedir.
Ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, aşırı duyarlılık, kol, bacak ve sırtta
şiddetli ağrı ve belirgin iştahsızlık bulguları ile başlar. Bazen kusma, karın
ağrısı ve ishal olabilir.
İlk günlerde yüz ve göğüste küçük cilt altı kanamaları, gözlerde kızarıklık,
gövde, kol ve bacaklarda bir yere çarpmış gibi cilt altı kanamalar oluşabilir.
Burun kanaması, kanlı kusma, kanlı dışkılama, kanlı idrar görülebilir. Vajinal
kanamaya da rastlanabilir. Ağır olgularda hepatit, karaciğer, böbrek, akciğer
yetmezlikleri oluşabilir.
Tedavi: Diğer çoğu virüs hastalıklarında olduğu gibi bu hastalığın da doğrudan
bir tedavisi ve etkili bir ilacı olmayıp daha çok destek tedavisi ve bulguları
gidermeye yönelik tedaviler ve bazı antivirütik ilaçlar uygulanmaktadır.
Erken dönemde başlanılan destek tedavi daha başarılı sonuç vermektedir. Geç
başlanılan tedavi ve ağır seyredebilen hastalık öldürücü olabilmektedir.
Hastalığa karşı aşı çalışması yürütülmekle birlikte henüz koruyucu bir aşı
geliştirilememiştir.

Korunma:
Hastalık, kenelerin sokması sonrası salgıladıkları sıvıyla, kenelerin
çıkartılırken ezilmesi sonucu çıkan sıvı ve kanıyla veya kene sokması sonucu
virüsü alıp hasta olmuş hayvanların kan ve salgıları ile bulaşabilmektedir. Bu
nedenle:
Mera ve meskenlerde yerleşik keneler kan emerek beslenirler. Hayvanları
kenelerden uzak tutarak kenelerin yayılmaları engellenmelidir.
Yeşil ve piknik alanlarına gidildiğinde (su kenarları, otlaklar, çalılık ve
yüksek otlu alanlar) uzun giysiler giymeli, bacakları açıkta bırakmamalı,
paçalar çorap içine konulup kenenin vücuda ulaşması zorlaştırılmalıdır. Dönüşte
tüm vücut kontrol edilip yapışık kene olup olmadığına bakılmalıdır.
Yeşil alanlara giderken böcek kaçırıcı sıvı ve jeller cilde sürülebilir veya
giysilere emdirilebilir. Bu maddelerin az da olsa sağlık sakıncaları olduğu
dikkate alınmalıdır. Hayvan besliyorsanız hayvanlarınızı dolaştırırken onlara da
bu sıvılardan sürebilirsiniz.
Vücuda yapışık kene tespit edildiğinde keneyi çıkartmak için fazla zorlamamalı,
halk arasında yaygın olduğu şekliyle sigara veya kibritle yakma, kenenin üzerine
kolonya, alkol veya diğer kimyasal maddeler uygulanmamalıdır. Bu maddeler
kenenin daha erken aşamada kusmasına ve enfekte sıvıyı vücudumuza salgılamasına
neden olabilir.
Vücuda yapışık kene tespit edildiğinde eldiven takarak ve bir cımbız ile kene
vücuda yapışık ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola sallanarak bir vida
gibi çıkartılmalı veya bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması
sağlanmalıdır.
Hasta kişiler ile temasta vücut sıvıları aracılığıyla bulaşma olabileceği
unutulmamalıdır.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA veya Kırım-Kongo Hemorajik Ateş, KKHA) keneler
(özellikle Hyalomma cinsi) yoluyla bulaşan, zoonotik enfeksiyona yol açan bir
viral hastalıktır.
Evcil ve vahşi hayvanların yanı sıra insanlara da bulaşabilir. Özellikle Doğu ve
Batı Afrika'da yaygın olan patojenik virüs Bunyaviridae ailesinin Nairovirüs
grubuna bağlı bir RNA virüsüdür. Enfekte olmuş memelilerde klinik hastalık nadir
de olsa, insanlarda çoğunlukla ağır geçer ve mortalite oranı %30'dur. Endemik
bölgelerde virüs keneler yoluyla bulaştığı için özellikle tarım ve hayvancılık
ile uğraşan kişiler yüksek risk grubundadır.

Kene nedir ? Nasıl bir canlıdır?
Kene (Ixodoidea), eklem bacaklıların örümceğimsiler (Arachnida) sınıfından kan
emici ve gözsüz bir dış parazittir. özellikle göçmen kuşlarla hastalıkları
yayıldıkları bilinmektedir. İnsan, koyun, köpek, kedi, deve gibi canlıların
derilerine yapışarak kanlarını emer. “Asıl kene” olarak bilinir.

Kenelerin üremesi ve yaşam yerleri
Ayrı eşeylidir ve yumurta ile çoğalır. Dişi yumurtalarını yaprak, çöp veya
hayvan kılları arasına bırakır. Gelişimlerinde metamorfoz vardır.
Yumurtalarından üç çift bacaklı larvalar çıkar. Bunlar bir pupa devresi
geçirerek 8 bacaklı nimfalara (tam gelişmemiş yavrular) dönüşürler. Nimfalar da
bir pupa safhası geçirdikten sonra ergin hale gelirler. Larva ve nimfalar
genellikle kertenkeleler üzerinde, erginler ise insan, koyun, sığır, köpek gibi
memeliler üzerinde parazit yaşarlar.
Kenenin anatomik yapısı
Vücutları başla kaynaşmış bir göğüs ve torba biçimli dişi 11-12 mm’ye kadar
sişer. Erginlerinde dört çift bacak bulunur. Bacakların uçlarında çengeller ve
vantuzlar vardır. Deriye rahatça yapışarak hortumlarıyla kan emerler. İyice
şiştikten sonra kendilerini yere atarak konaklarından uzaklaşır, ot veya
ağaçlara tırmanırlar. Ön ayaklarının uçları dokunma ve koku alma için
özelleşmiştir. Ormanlarda bulunduğu ağacın altından bir hayvan geçtiği takdirde
üzerine düşüp derisine yapışır ve etine hortumunu sokarak kanını emer. İlk iki
bacak çifti öne, son iki çifti geriye yönelmiştir. Bugün 889 kene türü
bilinmektedir. Kenelerin hepsi zararlı, parazit ve kör değildir. Sığır ve köpek
kene türleri gözlüdür. İnsan ve ehil hayvanlarda parazit yaşayanlar çeşitli
hastalık mikroplarını bulaştırdıklarından sağlık bakımından zararlıdır ve birçok
bakteri de üretmektedir.

Kene Özellikleri
Boy: 5 mm. (yeni kan emmiş dişi 1,2 cm)
Renk: Koyu kızıl kahverengi.
Kırmızı kahverenginde yassı, oval bir parazittir. Kan emerek büyürler.keneler
köpek dışında hayvanlarla insanlara da yapışıp kan emerler. Dışarıda keneler
çimenlerde, çalılıklarda ve hayvan barınma yerlerinde bulunurlar ve buradan
geçen hayvanlara yapışırlar. Hayvanlar vasıtası ile evlerin içine kadar
gelirler. Ev içinde bir dişi çatlağa, yarığa yumurta bırakırsa bir kene hafta
içerisinde yüzlercesi oluşur.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA veya Kırım-Kongo Hemorajik Ateş, KKHA) keneler
(özellikle Hyalomma cinsi) yoluyla bulaşan, zoonotik enfeksiyona yol açan bir
viral hastalıktır.
Evcil ve vahşi hayvanların yanı sıra insanlara da bulaşabilir. Özellikle Doğu ve
Batı Afrika'da yaygın olan patojenik virüs Bunyaviridae ailesinin Nairovirüs
grubuna bağlı bir RNA virüsüdür. Enfekte olmuş memelilerde klinik hastalık nadir
de olsa, insanlarda çoğunlukla ağır geçer ve mortalite oranı %30'dur. Endemik
bölgelerde virüs keneler yoluyla bulaştığı için özellikle tarım ve hayvancılık
ile uğraşan kişiler yüksek risk grubundadır.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Tarihçesi
Sendroma ilk kez 1944 yılında Batı Kırım'da rastlanmıştır[1]. Bu hastalığa Orta
Asya'da daha önceleri, "Kara Humma" denilen hastalıkla aynı olduğu tespit
edilmiştir. Bir başka adı ise Orta-Asya Kanamalı Hummasıdır. Afrika dışında
Türkiye dahil birçok Asya ve Doğu Avrupa ülkesinde rastlanmıştır. Sendrom
Türkiye'de ilk kez 2002 yılında ortaya çıkan epidemi sırasında tanımlanmıştır.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Epidemiyoloji
Sendromun insanlardaki sporadik enfeksiyonu genelde Hyalomma kenesinin ısırığı
nedeniyle olur. Yine de hastalığı bulaştırabildiği bilinen 30 kene türü
mevcuttur. Sığır, koyun ve keçi gibi çiftlik hayvanlarının yanı sıra, tilki gibi
vahşi hayvanlarda da etken virüse rastlanmıştır[2][3]. Ayrıca kuşlara ve küçük
memelilere de bulaşabilir. Afrika-Avrupa arasında göç yolu bulunan bazı kuşlarda
virüse rastlanması kuşların virüsün kıtalararası geçişini sağlamış olabileceği
fikrini doğurmuştur.
Enfekte çiftlik hayvanlarının etinin işlenmesi veya yenmesi sonucu insanlarda
ortaya çıkabilir. Ayrıca enfekte olmuş kan ve kusmukla temasa geçmiş sağlık
(hizmeti) çalışanlarında da görülmüştür. Nozomokiyal yol bilinen bir bulaşma
yoludur[4]. İnsanlara bulaşmasının yaygın bir yolu da kene ısırığıdır. Bunların
dışında enfekte hastalarla temas da bulaşmada önemli bir etkendir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı Bulaştıktan Sonraki Süreç
İlk kene ısırığından itibaren yaklaşık 2 ile 12 gün arasında değişen bir
enkübasyon süresi vardır. Hastane kaynaklı enfeksiyonlarda ise (nozokomiyal
enfeksiyon) enkübasyon süresi 3 ile 10 gün arasında değişir.
Enkübasyon süresinin ardından grip-benzeri semptomlar görülmeye başlar. Bunlar
yaklaşık bir hafta sonra dinebilir. Bununla birlikte hemoraj belirtileri
rahatsızlığın ilk 3-5 gününde görülmeye başlar: öncelikle duygudurumda
dalgalanma, ajitasyon, zihinsel karmaşa ve boğaz peteşileri. Daha sonra burun
kanaması, kanlı idrar ve kusma görülür. Karaciğer şişer ve ağrır. Bunların
dışında trombositopeni ve lökopeni laboratuvar bulguları arasındadır. Ayrıca
aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT) ve laktat
dehidrogenaz (LDH) oranlarında yükselme görülür.
Semptomların ilk ortaya çıkışından 9-10 gün sonra hastalar iyileşme belirtileri
gösterir, fakat %30'u rahatsızlığın 2. haftasında ölür.
Dokunması halinde bile doktora gidilmelidir.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı Teşhisi
Kırım-Kongo Hemorajik Ateşinin teşhisi sendroma yol açan virüsün veya virüsün
RNA'sının kan ve doku örneklerinden izolasyonunu, virüse karşı vücutta oluşmuş
antikorların ve virüs antijeninin varlığının saptanmasını içerir.
Ayrıca teşhisin konması için kullanılacak laboratuvarların biyogüvenlik
açısından tam güvenli olması çok önemlidir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı Tedavisi
Spesifik bir tedavisi olmadığı için tedavi çoğunlukla semptomatik ve
destekleyicidir. Tam kan veya kan içeriklerinin replasmanı (yenilenmesi)
uygulanabilir. Ribavirin etkili olabilir.
Henüz bir aşı mevcut değildir. Hastalığı geçirenlerin ömür boyu bağışıklık
kazanabileceği bilinmektedir.
Kamu Sağlığı ve Korunma
Bulaşıci hastalık olduğu için Kırım-Kongo Hemorajik Ateşine karşı toplumu
bilinçlendirmek ve kamu sağlığı açısından önlemler almak çok önemlidir.
Kenelerin aktif olduğu dönemlerde, örneğin bulaşmanın en sık aracısı olan
Hyalomma cinsinin aktif olduğu Nisan ve Ekim aylarında, kenelerin bulunduğu
ortamdan halkın kaçınması; kenelerin büyük sayılarda bulunabileceği ortamlarda
(örneğin ahırlarda vs.) çalışan kişilerin muayene edilmesi faydalı
önlemlerdendir. Yine kenelere karşı önlem olarak keneleri kaçıracak
kimyasalların yani repellant kullanılması, açık alanlarda özellikle çok yoğun
oldukları noktalara insektisit uygulanması da olası önlemler arasındadır.
Epidemi dönemlerinde kişi üzerinde kene bulursa bunu çıkarmaya çalışmaması
önemlidir, uygun bir sağlık hizmeti merkezine (hastane gibi) gitmeli ve keneyi
burada uzmanlar çıkarmalıdır.
Hastaların kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Eğer bir temas
olmuşsa, temas etmiş kişi dikkatlice gözlenmeli ve belirtiler görülürse mutlaka
gerekli müdahalenin yapılmasını sağlamak önemlidir.
Kesimhaneye yollanmadan önce hayvanlardan kenelerin ayrıştırılması yaygın bir
uygulamadır. Hasta hayvanların kan ve dokularına doğrudan temasın bulaşmaya yol
açabileceği bilinmektedir.
Ribavirin stoklamak da farklı durumlarda yararlı bir önlem olabilir. ABD askeri
güçleri Afganistan ve Irak'taki personellerini çeşitli virütik hastalıklara
karşı korumak amacıyla ribavirin stokları barındırmaktadır.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Salgınları
1944'de tanımlanmaya yol açan salgın Batı Kırım'da olmuştur. Virüs hastalardan
alınan kan örneklerinde ve Hyalomma marginatum marginatum isimli kenelerde
saptanmıştır. Araştırmacılar kısa bir süre sonra benzer bir hastalığın Orta Asya
Cumhuriyetlerinde de olduğunu fark ettiler. Çin'deki ilk olgu 1965 yılında
tanımlanmıştır. 1969'daki bir analizde ise 1956 yılında Zaire'deki (Kongo)
epidemide febril bir çocuktan alınmış kan örneğinde aynı virüse rastlanmış,
buradaki hastalığın Kırım'da görülmüş olanla aynı olduğu belirlenmiştir. Tüm bu
bulgular hastalığın bugünkü ismi ve tanımına neden olmuşturlar. Verilere göre
Güney Afrika'da 1981 yılına kadar 123 olgu tanımlanmış, bunlardan %22'si ölümle
sonuçlanmıştır.
1976'da Makedonya'da (toplamda 10 olgulu)[9] ve 1979'da Irak'ta, küçük çaplı,
epidemiler görülmüştür. Irak'taki bilinen ilk epidemi olan 1979'daki epidemideki
10 olgudan ikisinin sağlık personeli ve bulaşmanın nozokomiyal olduğu ifade
edilmiştir.
Asya ülkelerinden Pakistan, Afganistan ve Kazakistan'da ölümle sonuçlanan
olgular tespit edilmiştir. Bildirilere göre Pakistan'daki büyük (majör)
epidemiler 1975, 1986, 1996, 1998, 1999 ve 2000 yıllarında olmuş, son olgu 2002
yılında tanımlanmıştır. Aynı yıl Türkiye'de Tokat ilinde sendroma rastlanmıştır.
Bu Türkiye'deki ilk bilinen epidemidir. Daha sonra 2003 ve 2004 yıllarında
Türkiye'nin farklı illerinde sendroma rastlanmıştır. Türkiye'de son olarak 2006
yılında bildirilen olgulardan bazılarının ölümü sonucu sendrom medyaya da
yansımıştır.
Bunların dışında sendrom Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerinde (Birleşik
Arap Emirlikleri, Umman...) de görülmüş, sendrom sebebiyle ölüm vakaları ortaya
çıkmıştır. Örneğin, 1989-1990 arasında Suudi Arabistan'daki Mekke şehrinde
tanımlanan 40 olgudan 12'si ölümle sonuçlanmıştır.

KKKA HASTALIĞI NEDİR ?
Türkiye'de halk arasında kene; sakırga, yavsı, kerni gibi isimlerle de
biliniyor. Keneler zorunlu kan emici artropodlar olarak dünyanın her bölgesinde
yaşıyorlar. Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 850 kene türü olduğu biliniyor. KKA
virüsü ise Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan geliyor. Virüs 56
derece ve 30 dakikada inaktive oluyor. 40 derecede 10 gün yaşayabiliyor.
Ultravviyole ışınlarıyla da hızla inaktive oluyor. KKKA ilk kez 1944-1945
yıllarında yaz aylarında Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım
eden Sovyet askerleri arasında görüldü. Hastalığa Kırım hemorajik ateşi adı
verildi. 1956'da Zaire'de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edildi.
1969'da ise Kongo virüsü ile Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs
olduğu belirlendi ve hastalık KKKA ile yeniden adlandırıldı. Doğu Avrupa ve
Asya'daki Kırım-Kongo hemorajik ateş salgınlarının genellikle insanlar
tarafından oluşturan çevresel şartlara bağlı olarak geliştiği düşünülüyor.
Kırım'daki ilk salgının, 2. Dünya Savaşı yıllarında kene ile enfekte olmuş
bölgelerin tarıma açılması nedeniyle oluştuğu sanılıyor. Daha sonra eski
Sovyetler Birliği ve Bulgaristan'da olan salgınlarda ise ziraatçılık ve
hayvancılıktaki değişmelerin rol oynadığı belirtiliyor.

DÜNYADA NERELERDE GÖRÜLDÜ ?
KKKA, Nairovirüslerin neden olduğu ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi
bulgular ile seyreden kene kaynaklı bir enfeksiyon. Son yıllarda tedavide
görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonların ölüm oranı hala yüksek (ölüm
oranı ülkeye göre yüzde 8 ile 80 arasında değişiyor). KKKA Afrika, Batı ASya ile
Kuzey ve Doğu Avrupa'da görüldü.
KKKA virüsünün Bulgaristan, Makedonyada, Pakistan, Irak, Afganistan, İran,
Kosova, Kazakistan, Sahra altı Afrika ülkeleri, eski Sovyetler Birliği,
Yugoslavya, Yunanistan, Arap yarımadası, Dubai, Kuveyt, Çin ve Moritanya'da
salgınlar yaptı. Hastalık Türkiye'de 2002'de Tokat, Çorum ve Sivas çevresinde
görüldü, daha sonra 22 ile yayıldı.
Virüs, sığır, koyun, keçi, yabani tavşan ve tilki gibi hayvanlarda tespit
edildi. Virüs, sığır ve koyun gibi Hyalomma keneleri için konak olan hayvanlarda
belirtisiz enfeksiyon ve bir hafta kadar süren geçici viremi (kanda virüsün
bulunması) oluşturmasına rağmen, insanlarda hastalığa neden oluyor. Küçük memeli
hayvanlarda da viremi ve hafif enfeksiyon oluşup keneler için kaynak
oluşturabiliyor. Bir bölgede, kenelerin ve keneler kan emdiğinde bulaşmayı
sağlayacak kanında virüs bulunan hayvanların bol olması salgın için önemli bir
faktör olduğu belirtiliyor. Hyalomma soyuna ait keneler en etkin ve yaygın
olmakla birlikte, 30 kene türünün KKKA virusunu bulaştırabileceği bildiriliyor.

İNSANLARA NASIL BULAŞIYOR ?
İnsanlara, ''enfekte kenelerin yapışması/kan emmesi sırasında salgıladıkları
tükürük salgısı ile, enfekte kenelerin çıplak elle ezilmesi halinde temasla,
viremik hayvanların kesilmesi sırasında hayvana ait kan ve dokularla temasla,
viremik hastalarla (kan ve diğer vücut sıvıları) temasla'' bulaşabiliyor.
Hastalık için çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, et
ve et ürünleri market işçileri gibi tarım çalışanları ve hayvancılık ile
uğraşanlar, veterinerler, hasta hayvan ile teması olan ve akut hastalarla temas
olasılığı bulunan salgın bölgelerde görev yapan sağlık personeli, askerler, kamp
yapanların risk altında olduğu belirtiliyor.

KENE ISIRDIĞINDA NE YAPILMALI ?
Yapışan keneler ise kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden / patlatılmadan ve
kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle doğrudan alınması gerekiyor.
Isırılan yerin bol sabunlu suyla yıkanıp,alkolle temizlenmesi de tavsiye
ediliyor. Ayrıca vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol,
kolonya, gazyağı v.b) dökülmemesi gerekiyor. Çünkü bu maddeler kenenin kusmasına
sebebiyet vereceğinden hastalık bulaştırma riskini arttırıyor. Kenenin ısırdığı
kişinin iki hafta süreyle ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi de
gerekiyor.

KKKA'DA BELİRTİLER NELER ?
İnsanlarda hastalık, ateş, üşüme-titreme, yaygın kas ağrıları, bulantı-kusma,
ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösteriyor.
Genelde ölümler hastalığın 6 ile 14. günleri arasında oluyor. Hastalar sıklıkla
yoğun kanama ve kalp durmasından kaybediliyor.Tarım Bakanlığı'nın söz konusu
hastalığa vatandaşlara şu uyarılarda bulunuyor:
- Kene bulunan hayvanlarla temastan kaçınmalı.
- Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında
da gerekli korunma önlemleri alınmalı.
- Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekiyor.
- Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak
ayakla veya kısa giysilerle girilmemeli.
- Özelikle kırsal alanlarda dolaşılırken çizme giyilmeli veya pantolon paçaları
çorap içine alınmalı.
- Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı,
çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalı.
|
> Anahtar Kelimeler:
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA Nedir, Kene Nedir, Nasıl Bir
Canlıdır, Kenelerin Üremesi ve Yaşam Yerleri Nasıldır, Kenenin
Anatomik Yapısı Nasıldır, Kene Özellikleri Nelerdir, Kırım-Kongo
Kanamalı Ateşi Epidemiyoloji Nedir, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi
Hastalığı Bulaştıktan Sonraki Süreç Nasıldır, Kırım-Kongo
Kanamalı Ateşi Hastalığı Teşhisi Nasıldır, Kırım-Kongo Kanamalı
Ateşi Hastalığı Tedavisi Nasıldır, Kamu Sağlığı ve Korunma
Nedir, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Salgınları Nedir, Hastalık
Oluşması ve Bulguları Nedir, Korunma Nedir, Kene Isırığı Nedir,
Kene Resimleri, Kene Nasıl Çıkarılır, KKKA Hastalığı Nedir,
Dünyada Nerelerde Görüldü, İnsanlar Nasıl Bulaşıyor, Kene
Isırdığında Ne Yapmalı, KKKA'da Belirtiler Neler...... |
|