|
MUHAMMED İBN ZEKERİYA EL-RAZİ
(İS. 864 - 930)

Ebubekir Muhammed İbn Zekeriya el-Razi İran'da , Rey'de doğmuştur. İlk
olarak, müzikle ilgilenmiş fakat daha sonra tıp ve diğer konuları eski
Yunan, Fars ve Hint sistemlerinde iyi bir üstat olan Huneyn İbn
İshak'tan tıp da öğrendi. Ünlü Muktadari Hastanesi'nde edindiği pratik
deneyimi onun tıp matematik, astronomi, kimya ve felsefe öğrendi. Ali
İbn Rabban himayesinde mesleğini seçmesinde yardımcı oldu. Erken bir
yaşta, tıp ve kimyada bir uzman olarak yüksek bir mevki kazandı, öyle ki
hastalar ve öğrenciler Asya'nın uzak bölümlerinden insanlar ona
geliyorlardı.
İlk olarak Rey'de Yeni Hastanesinin müdürü oldu, oradan kısa bir süre
sonra, uzun bir süre ünlü Muktadari Hastanesinin başhekimi olarak
kaldığı Bağdat'ta benzer bir pozisyona gitti. Zaman zaman çeşitli
şehirlere, özellikle Rey ve Bağdat arasında, gitti, fakat sonuçta yine
İS. 930 civarında öldüğü Rey'e döndü. İsmi Tahran yakınındaki Razi
enstitüsünde anılmaktadır. Razi bir Hekim; bir kimyacı ve bir filozof
idi. Tıpta, onun katkısı sadece İbn Sina ile kıyaslanabilecek kadar
önemlidir. Tıptaki eserlerinin bazıları, örneğin, Kitabü'l-Mansuri,
El-Havi, Kitabü'l-Maluki ve Kitabü'l-Cudari ve'l-Hasabah, sonsuz bir ün
kazandı. İS. 15'inci yüzyılda Latince'ye tercüme edilen
Kitabü'l-Mansuri, on ciltten oluşmakta ve ayrıntılı bir şekilde
Greko-Arap tıbbı ile ilgilidir. Ciltlerinin bazıları Avrupa'da ayrı ayrı
yayınlanmıştır. Kitabı el-Cudari ve'l-Hasabah, çiçek hastalığı ve
suçiçeği hastalığı üzerine yazılmış ilk ilmi eserdir ve büyük ölçüde
Razi'nin özgün katkılarına dayanmaktadır.
Çeşitli Avrupa dillerine
tercüme edilmiştir. Bu ilmi eser vasıtasıyla, çiçek hastalığı ve
suçiçeği hastalığı arasında açık kıyaslamalar yapan ilk kişi oldu.
El-Havi, o zaman itibarıyla derlenmiş en büyük tıbbi ansiklopedi idi. Bu
eser, Yunan ve Arap kaynaklarında mevcut her bir tıbbi konu üzerine tüm
önemli bilgileri içermekteydi ve bu onun tarafından kendi deneyim ve
görüşlerini esas alan uyarılarının verilmesiyle son buluyordu. Onun
tıbbi sisteminin belirli bir özelliği onun büyük ölçüde doğru v düzenli
gıda ile tedavi taraftarı olmasıydı. Bu onun sağlık üzerinde psikolojik
faktörlerin etkileri üzerine verdiği önemle birleşiyordu. Önerilmiş
ilaçları, etkilerini ve yan etkilerini değerlendirmek için ilk önce
hayvanlar üzerinde de deniyordu. Aynı zamanda, uzman bir cerrah idi ve
anestezi için afyon kullanan ilk kişi idi.
Bir hekim olmasına ilave olarak, ilaçlar hazırlamış ve daha sonraki
yıllarında, kendisini deneysel ve teorik bilimlere verdi. Onun kendi
kimyasını Cabir İbn Hayyan'dan bağımsız olarak geliştirmesi mümkün gibi
görünmekteydi. Birkaç kimyasal tepkimeyi oldukça ayrıntılı olarak
tanımlamıştır ve de kimyasal araştırmalarda kullanılan yirmi kadar
aletin tanımlarını ve dizaynlarını vermiştir. Onun kimyasal bilgiyi
tanımlaması, sade ve akla yakın bir dildedir. Kitabü'l-Esrar isimli
kitaplarından biri kimyasal maddelerin hazırlanması ve bunların
kullanımı ile ilgilidir. Bir diğeri Liber Experimentorum adı altında
Latince'ye çevrilmiştir. Maddeleri bitkiler, hayvanlar ve mineraller
olarak bölerek ve böylece başka bir deyişle inorganik ve organik
kimyanın yolunu açarak seleflerinin ilerisine geçmiştir.Bir kimyacı
olarak, başka asitlerle birlikte sülfürik asidi üreten ilk kişi idi ve
aynı zamanda tatlı ürünleri ekşiterek alkolü hazırlamıştır. O,doğa
olaylarının açıklamasında cevherlerin ve kimaysal değişimlerin rol
oynadığını savunmuştur.
Bir filozof olarak katkıları da ünlüdür.Müslüman Aristocuların tersine
olarak,felsefe ile dinin uzlaştırılamayacağını savunmuştur. Onun felsefi
sitemindeki temel elementler yaratıcı, ruh, madde, uzay ve zamandır.
Bunların özelliklerini detaylı olarak ele almıştır ve onun uzay ve
zamanı devamlı ve aralıksız bir bütün teşkil ettiği şeklindeki
kavramları göze çarpmaktadır. Ancak, onun felsefi görüşleri çağın çok
sayıda diğer Müslüman alimleri (örneğin Farabi,İbn Haysam,Ali b.Rizvan
ve İbn Meymun)tarafından eleştirilmekteydi. Din aleyhinde iki kitabı
vardır. Bu kitaplarında son derece yürekli şeyler söylemektedir: "Bütün
insanlar yaratılışta eşit olduklarından peygamberler, ruhsal ve akılsal
bakımdan üstünlük iddia edemezler. Peygamberlerin mucizeleri
olamaz;söylenenler, hileye ya da söylentiye dayanmaktadır. Dinlerin
kuralları gerçeğin tek olmasıyla çelişiktir;bunun kanıtı dinlerin
birbirlerini reddetmeleridir. İnsanları dinsel önderlerine bağlayan şey
gelenekler ve tembellik huyudur. İnsanlığı tahrip eden savaşların
biricik nedeni dinlerdir;bunlar, felsefi düşünceye ve bilimsel
araştırmalara düşmandır. Kutsal sayılan kitaplar değersiz kitaplardır.
Eflatun,Aristo,Euklit,Hippokrates gibi eski düşünürlerin kitapları
insanlığa daha büyük katkılar yapmıştır."
O, sayısız konu üzerine muazzam eserler bırakmış üretken bir yazar idi.
İtibarına yaklaşık yarısı tıp ile ilgili ve 21'i kimya ile ilgili
200'den fazla göze çarpan bilimsel katkıları olmuştur. Aynı zamanda,
fizik, matematik, astronomi ve optik üzerine de yazmış, fakat bu yazılar
korunamamıştır. Cami-fi'l-Tıb, Mansuri, El-Havi, Kitabü'l-Cudari
ve'l-Hasabah, el-Maluki, Makalah fi'l-Hasat fi Kuli ve'l-Metana,
Kitabü'l-Kalb, Kitabü'l-Mefasil, Kitabü'l-İlaç el-Guraba, Barü'l-Saah ve
El-Taksim ve'l-Tahsir dahil olmak üzere çok sayıda kitabı çeşitli Avrupa
dillerinde yayınlanmıştır. El yazmalarının yaklaşık 40 tanesi İran,
Paris, İngiltere, Rampur ve Bangipur müzeleri ve kütüphanelerinde halen
mevcuttur. Onun katkıları genel olarak bilimin ve özellikle tıbbın
gelişimini büyük ölçüde etkilemiştir.
|