|
SIR ISAAC NEWTON
(1642-1727)

Newton, tarihin gerçekten dahi olan bilim adamlarından biriydi. O, bilim
tarihinin kilometre taşlarının en büyüklerindendi;bir devdi. Bakın
yazdığına: " Çünkü camı parlatabiliyorum. Merak edip camı parlatabildiği
için beneklerin olamayacağını nereden çıkarıyor diye şaşırabilirsiniz.
Newton mercek ve aynalarını kendisi cilalardı; bu arada da cilalarken
cama ne yaptığını biliyordu: bir cam parçasının yüzeyine her seferinde
daha ince tozlarla çizikler kalıyordu. Çizimler inceldikçe camın yüzeyi
donuk grilikten (çünkü ışık kalın çizgilerden saçılır), şeffaf bir
açıklığa (çünkü aşırı ince çizgiler ışığı geçirir) döner. bundan da
ışığın, yüzeydeki çok küçük çizikler ve benekler gibi düzensizliklerden
etkilenemeyeceğini görmüştü; aslında bunun tam zıddının doğruluğunu
buldu: En ince çizikler ve dolaysıyla aynı küçüklükteki benekler ışığı
etkilemez. Bu yüzden benekler kuramında iş yoktur. "
Kuvvet nedir? Bu terimle ne denmek istendiğini sezgisel olarak anlarız.
Terim, itme, atma ya da çekme çabasından,bu eylemlerin her biri ile
ortaya çıkan kas duyumundan doğmuştur. Ama onun genelleştirilmiş biçimi
bu basit örneklerin çok dışına taşar. Bir arabayı çeken bir atı göz
önüne getirmeden de bir kuvvet düşünebiliriz! Güneş ile dünya, dünya ile
Ay arasındaki çekim kuvvetinden,gel-gitlere yol açan kuvvetlerden söz
ediyoruz. Dünyanın bizi ve çevremizdeki her şeyi kendi etki alanında
kalmaya zorlayan kuvvetinden, denizi dalgalandıran ya da ağaçların
yapraklarını kımıldatan kuvvetlerden söze diyoruz. Ne zaman ve nerede
bir hız değişmesi gözlesek,genel anlamda, bir dış kuvvet bundan sorumlu
tutulmalıdır. Newton, Principia’sında şöyle yazıyordu:
“Etkileyici bir kuvvet, bir cismi durumunu ya da durgunluk ya da doğru
bir çizgi üzerinde bir-biçimli hareketlilik durumunun değiştirmeye
zorlayan bir eylemdir. Bu kuvvet, yalnız etki olarak ortaya çıkar ve
etki bitince,artık o cisimde bulunmaz. Çünkü bir cisim,kazandığı her
yeni durumu yalnız kendi eylemsizlik kuvveti ile sürdürür.Etkileyici
kuvvetler,değişik kökenlidir;örneğin vurmadan, basınçtan merkezcil
kuvvetten ileri gelebilir”Bir kulenin tepesinden bırakılan bir taşın
hareketi asla bir-biçimli değildir; taş düştükçe hızı artar. Bundan şu
sonucu çıkarırız: Bir dış kuvvet, hareket yönünde etki yapmaktadır Başka
bir söyleyişle Dünya, taşı çekmektedir. Başka bir örnek alamı: Bir taş
yukarı doğru atılınca ne olur? Hız, taş en yüksek noktasına ulaşıp
düşmeye başlayıncaya dek azalır. hızdaki bu azalma, düşen bir cismi iv
melendiren aynı kuvvetten ileri gelir. Kuvvet, bu iki örnekten ilkinde
hareket yönünde,ikincisinde ise karşıt yönde etki yapmaktadır. kuvvet
aynıdır;ama taşın bırakılmış ya da yukarı doğru atılmış olmasına göre
ivmeye ya da yavaşlamaya yol açmaktadır. Bugün Newton'un sorularını
inceleyecek olursak bilmediklerinin de bildikleri kadar önemli olduğunu
hemen görürüz.
Newton'un zihninin nasıl çalıştığını ve bununun kendisini nereye
götürdüğünü anlamak için buraya Opticks'in sorularından bazıların yer
vermek gerekiyor:
Işıkla ilgili bir soruyla başlıyor Newton:
" Yolu üzerinde bulunan cisimler ışığı etkileyerek ışınların eğrilmesine
neden olmazlar mı? Bu etini gücü en kısa mesafede en fazla değil midir?"
Gördüğünüz gibi Newton burada kırınım olgusunu sorgulamaktadır. Bunu
izleyen iki soru şöyledir: "Birbirinden farklı biçimde kırılan ışınların
esnekliği de farklı değil midir?.Cisimlerin kenarlarından ve yanlarından
geçen ışık ışınları bu sırada bir yılanbalığının hareketlerini andırır
biçimde öne ve arkaya doğru birkaç kez kıvrılmazlar mı?"
Daha sonra Newton'un şunu sorduğunu görürüz:
"Işık ve yolu üzerinde bulunan cisimler karşılıklı olarak birbirlerini
etkilemezler mi? Cisimlerin ışığı kırması ve yansıtması gibi ışık da
onların ısınmasını ve bu yolla bir tür titreşim yapmalarını sağlamaz mı?
Ve bu titreşim ısı dediğimiz şey değil midir?" Doğruyu söylemek
gerekirse bunlar, bugün bile teorik fizikçilerin yanıtlamaya çalıştığı
türden sorulardır. "Siyah renkli cisimler diğerlerine kıyasla ışığın
ısısını daha fazla soğurmaz mı? Ve bunun nedeni b cisimlere çarpan
ışınların geri yansıtılmayıp tak tersine içeri sızması ve sonunda yok
olana dek içerde yansımayı ve dağılmayı sürdürmeleri değil midir?"
" Bundan sonra Newton'un kimya alanına giren bir tahminde bulunduğunu
görüyoruz. Bir imamın vaaz verdiği bir konuşma biçimiyle şöyle sorar:
"Işık ile kükürt içeren maddeler arasındaki etkileşimin çok güçlü
oluşundan dolayı bu maddeler, diğerlerine kıyasla daha çabuk ateş
almazlar ve daha şiddetli biçimde yanmazlar mı?"
İlginç bir görüş değil mi?
Bunu izleyen sorularda ışık yayımının çeşitli biçimleri ele
alınmaktadır. O zamanlra insanlar doğal olarak hala ateşin özelliklerini
araştırmaktaydılar; ama ilerde bu konuya ilişkin soruları yanıtlayacak
olan kimya bilimi, fiziği oldukça geriden izliyordu.
Ateş ve ısı konularıyla ilgilenenler arasında kimi zaman beklenmedik
isimlere rastlayabilirsiniz. Örneğin ünlü Fransız yazarı Voltaire,
çeşitli cisimleri büyük bir dikkatle ısıtıp tartarak bunların ısılarının
soğuk ya da sıcak oluşlarına göre değişmediğini ve dolaysıyla da ısının
cisimlerin içinde oluşan bir tür madde olmadığını saptamış ve bu konuda
uzun bir makale yazmıştı. Newton’un çalışmalarının daha ilerde
değineceğim ışık ve ısı etkileşimiyle ilgili bir yanı da şu soruda ifade
edilmektedir:
Büyük, katı ve sabit cisimler sıcaklıklarını en uzun süre koruyanlar
değil midir? ve sıcaklığı belli bir derecenin üzerine çıkarıldığı zaman
böyle bir cisim bu yükek sıcaklığın kendi içinde yansıması ve dağılmısı
nedeniyle ışık yaymaya başlayıp böylece daha da çok ısınmaz ve sıcaklığı
Güneyinki gibi olana kadar da ısınmayı sürdürmez mi?
Newton burada maddelerin belli bir dereceye kadar ısıtılması durumunda
ışık yaymaya başlayacaklarını ve bu noktadan sonra kendi kendilerini
otomatik olarak ısıtmayı sürdüreceklerini anlatmaktadır. Bundan sonra
ışığın ağtabaka üzerindeki etkilerine değinen ve böylelikle fizyolojik
optik alanına giren Newton’un sorularını şöyle sürdürdüğünü
görüyoruz:"Seslerin uyumu ya da uyumsuzluğunun havadaki titreşimlerin
özelliklerinden kaynaklanması gibi renklerin gösterdiği uyum ya da
uyumsuzluklar da buna benzer biçimde optik sinirler tarafından beyine
iletilen titreşimlerin niteliğine bağlı değil midir?” Aslında bu görüş
çoğu kimseye akla yakın gelmiş olacak ki bu yönde çeşitli araştırmaların
yapıldığını biliyoruz; ama sonunda bunun doğru olmadığı ortaya
çıkacaktı. Bundan sonra dalga kuramını ele alan Newton ışığın çeşitli
ortamlardaki yolculuğuna ilişkin düşüncelerini şu soruda dile
getirmektedir:
“Işığın kırınımı eter ortamının farklı yerindeki farklı yoğunlukların
sonucu değil midir? Ve ışık her zaman bu ortamın daha yoğun
bölümlerinden geri dönmez mi? Su, cam, kristal, değerli taşlar ve buna
benzer diğer maddelerin içindeki eter havanın ve diğer maddelerin
olmadığı geniş boşluklarda daha yoğun olarak bulunmaz mı?”
|
> Anahtar Kelimeler:
Sir Isaac Newton Hayatı,
Sir Isaac Newton Yaşamı,
Sir Isaac Newton Biyografisi,
Sir Isaac Newton Felsefesi Nedir,
Sir Isaac Newton Nerde Doğmuştur,
Sir Isaac Newton Nerde Ölmüştür,
Sir Isaac Newton Ne Zaman Doğmuştur,
Sir Isaac Newton Ne Zaman Ölmüştür,
Sir Isaac Newton Gençliği ve Eğitimi Nasıldır,
Sir Isaac Newton Yolculukları ve Çalışmaları Nedir,
Sir Isaac Newton Başardıkları Nedir,
Sir Isaac Newton Hastalığı ve Ölümü Nasıldır,
Sir Isaac Newton Özel Yaşamı Nasıldır,
Sir Isaac Newton İthaflar ve Atıflar Nedir,
Sir Isaac Newton Basılı Eserleri Nelerdir,
Sir Isaac Newton Yazışmaları Nelerdir,
Sir Isaac Newton Aldığı Ödüller Nelerdir,
Sir Isaac Newton Çalışmaları Nedir,
Sir Isaac Newton Bilimsel Eserleri Nelerdir,
Sir Isaac Newton Felsefesi Nedir,
Sir Isaac Newton Eğitimi ve İlk Çalışmaları Nelerdir,
Sir Isaac Newton Ödülleri Nelerdir,
Sir Isaac Newton Alanları Nelerdir... |
|