|
ULUĞ BEY
(1393-1449)

Timur' un Torunu. Unvanı: Mugisiddin Mirza. Asıl
adı: Torazan Mehmet olmakla birlikte Uluğ Bey diye ünlenmiştir. Şahruh
oğlu. Sultaniye' de(günümüz İran’ı) 1393' te doğdu. Çok genç yaşta
yönetim işleriyle uğraşmaya başladı. Uluğ Bey’in matematikteki ve
astronomideki başarılarıyla ilgilenmemize karşın,onun yaşamındaki önemli
etkisini anlayabilmemiz için bölgenin tarihine kısaca göz atmalıyız.
Dedesi Timur, bugünkü Özbekistan’ın Transoksanya’da yaşayan bir Moğol
kabilesi olan Türki-Barlas aşiretinden gelmektedir. Timur, birçok
Türk-Moğol kabilesini (aşiretini) önderliği altında birleştirdi ve bugün
İran,Irak ve Türkiye’nin doğusunu içine alan bir bölgeyi süvari
okçulardan oluşan ordularıyla fethe koyuldu. torunu Uluğ Beyin
doğumundan kısa bir süre sonra Hindistan’ı işgal etti ve 1399'da
Delhi'nin denetimini ele geçirdi. Timur 1399-1402 arasında Suriye'deki
Mısırlı Memluklular ve Ankara yakınlarındaki bir savaşta Osmanlılar
üzerinde zafer kazanarak imparatorluğunu batıya doğru genişletmeye devam
etti. Timur 1405'te Çin’e doğru giderken ordularının başında öldü.
Timur'un ölümünden sonra imparatorluk oğulları arısında pay edildi.
Timur’un dördüncü oğlu olan,Uluğ Beyin babası Şah Ruh,1407'de
Semerkant’ın denetimini yeniden ele geçirdi;İran ve Türkistan
dahil,imparatorluğun çoğuna egemen oldu. Semerkant,Timur
imparatorluğunun başkenti olmuştu. Ancak, Timur’un torunu Uluğ Bey,onun
saray erkanında yetişmiş olmasına karşın bu şehirde nadiren bulunuyordu.
Timur askeri seferde değilken de bir yerden bir yere ordusuyla giderdi
ve torunu Uluğ Bey dahil saray halkı da onunla birlikte seyahat ederdi.
Şah Ruh 1409'da Horasandaki Herat kentini (bugünkü batı Afganistan) yeni
başkenti yapmaya karar verdi. Şah Ruh, bir ticaret ve kültür merkezi
yaparak buraya hükmetti. Burada bir kütüphane kurdu.. Bununla
birlikte,Şah Ruh, Semerkant’tan vazgeçmedi. Bunun yerine bu şehri
siyaset ve askeri fetihten çok,bir kültür merkezi yapmakla ilgilenen
oğlu Uluğ Bey’e verdi. Uluğ Bey Semerkant’ın kontrolü kendisine
verildiğinde 16 yaşındaydı ve babasının vekili olarak Maveraünnehir
bölgesinin egemeni oldu.
Uluğ Bey, aslında özellikle bir matematikçi ve astronomdur. Bununla
birlikte, edebiyatı, şiir ve tarih yazmayı ve Kuran çalışmayı kesinlikle
ihmal etmemiştir. Astronomi çalışmalarını ilerletmek için 1417'de bir
medrese yaptırmaya başladı.
Semerkant’taki Rigestan Meydanının karşısında duran medrese, 1420'de
tamamlandı ve Uluğ Bey, döneminin en ünlü bilim adamlarını buraya
çağırdı.
Uluğ Bey 60 kadar bilim adamını Semerkant’taki Medreseye katılmaya
çağırdı. Hiç şüphe yok ki,Uluğ Beyin kendisinden başka El-Kaşi de
Semerkant’ın önde gelen bir astronom ve matematikçisiydi. El-Kaşi’nin
babasına yazdığı mektuplar günümüze kadar ulaşmıştır. Bunlar,
Semerkant'ta yazılmıştır ve oradaki bilimsel yaşamın harika bir
betimlemesini yapmaktalar. El-Kaşi bu mektuplarında Semerkant’taki diğer
bilim adamlarından çok Uluğ Bey’in matematiksel yeteneklerini
övmektedir.Yalnızca kadızade saygınlığını kazanmıştır. Uluğ Bey,
astronomiye ilişkin sorunların serbestçe tartışıldığı bilimsel
toplantılara başkanlık etmekteydi. Bu sorunlar genellikle El-Kaşi
dışında hepsi için zordu. Bu mektuplar Semerkant’taki medresede Uluğ
Beyin en yakın yardımcısının El-Kaşi olduğunu doğrulamaktadır.
Uluğ Bey, medreseye ek olarak,1428'de Semerkant’ta bir de Gözlemevi
yaptırdı. Dairesel bir şekli olan Gözlemevi üç seviyeye sahipti: çapı 50
metrenin üzerinde ve yüksekliği 35 metre idi. Gözlemevinin müdürü
Müslüman bir astronom olan Ali Kuşçu idi. El-Kaşi ve medreseye atanan
diğer matematikçiler ve astronomlar aynı zamanda Gözlemevinde
çalışıyorlardı
Gözlemevi için özel olarak kurulmuş aletler arasında, zemini o bölümü
için çok büyük olduğundan Gözlemevine yerleştirilebilmesi için sökülmesi
gerekil olan bir kadran vardı. Aynı zamanda,bir mermer sekstant,bir
tiküetram ve bir halkalı küre vardı.
Başlıca başarılar şöyleydi: Kübik denklemlerin doğru yaklaşık çözümleri
için yöntemler, iki terimli teorem ile çalışma;Uluğ Bey’in sekiz ondalık
kesre kadar doğru olan kesin sinüs ve kosünüs tabloları;kküresel
trigonometri formülleri ve özellikle önemli olan Batlamyusunkinden beri
ilk kapsamlı yıldız cetveli olan,Uluğ Bey’in Yıldızlar Cetveli.
Bu yıldız kataloğu 17. yy’a kadar bu tür çalışmalar için standart
oluşturmuştur. Katalog,Uluğ Bey, El-Kaşi ve Kadızade başta olmak üzere
Gözlemevinde çalışan çok sayıda bilim adamının ortam ürünüydü. Uluğ
Beyin kadrosu gözlem tabloların yanısıra takvim hesapları ve
tirgonometrik işleler yapmışlardı.
Trigonometrik sonuçlar, 1 dereceleik aralarla sinüs ve tanjantların
tablolarını içermekteydi. Bu tablolar en azından 8 ondalık eksre kadar
doğru olan, yüksek bir doğruluk derecesi göstermektedir. Hesaplama,Uluğ
beyin sayısal yöntemlerle çözdüğü kübik bir denklemin çözümü olarak
göstererek çözdüğü sin 1 derecenin doğru bir saptamasına dayanmaktadır:
Sin 1°=0.017452406437283571'i elde etmiştir.
Doğruya yakın tahmini şöyledir:
Sin 1°=0.017452406437283512820
Bu da Uluğ Beyin başardığı kayda değer doğruluğu göstermektedir.
Gözlemevindeki gözlemler, o zaman dek sorgusuz kabul edilmiş olan
Batlamyus’un hesaplamalarındaki bir dizi hatayı ortaya çıkarmıştır.
Gözlemlerden elde edilen veriler,Uluğ beyin bir yılın uzunluğunu oldukça
doğru bir değer olan 365 gün 5 saat 49 dakika 15 saniye olarak
hesaplamasını sağlamıştır. Güneş’e ,Ay’a ve gezegenlere ilişkin veriler
elde etmiştir. Gezegenlerin hareketleri için bir yılın üzerindeki
verileri, çoğu çalışmasında olduğu gibi oldukça doğrudur:
“... (Satürn,Jüpiter,Mars,Venüs)'e ilişkin Uluğ beyin verileri ve modern
zamanlarınkiler arasındaki fark iki ila beş saniye limitleri arasına
düşmektedir ”
Uluğ beyin siyaseti bilim akadari yi değildi. 1447'de babasının
ölümünden sonra,sadece tek oğul olmasına rağmen iktidarı elinde tutmayı
başaramadı. Kendi oğlu Abdüllatif’in kışkırtması sonucu Semerkant’ta
öldürüldü. Mezarı, Timur tarafından Semerkant’ta inşa edilmiş olan
mozolede 1941'de keşfedildi. Uluğ Beyin elbiseleriyle gömüldüğü
anlaşılmıştır. Bunun, Uluğ Beyin bir şehit olarak kabul edildiğini
gösterdiği bilinmektedir. Vücudu incelendiğinde açılan yaralar çok
bellidir:
“...üçüncü boyun omuru,gövdenin ana bölümü ve bu omurun bir yayı açıkça
yarılmış bir şekilde keskin bir aletle kesilmiştir.”
Uluğ Bey,dedesi Timur, 1404 yılında öldüğünde Semerkant' taydı.
Babasının torunu Mirza Halil Sultan Semerkant ve tüm Maveraünnehir' i
işgal edince babasının yanına Herat' a döndü. Baba Şahruh 1409' da
buraları geri alınca daha 16 yaşındaydı ve Türkistan ile Maveraünnehir i
yönetmek için görevlendirildi. Bu tarihten itibaren Uluğ bey kendine
Semerkant' ı başkent yaptı hem yönetmeye, hem öğrenmeye başladı.
"Uluğ Bey'in dillere destan rasathanesi, şehrin doğu yönünde, varoş
sayılabilecek bir noktada, alçak bir tepenin üzerindedir. Yanıbaşındaki
kır lokantasında lezzetli bir şaşlık yemeyi ihmal etmeden rasathaneden
bugüne kalan yapıya tırmanınca, gökyüzünü eller gibi olursunuz. Ve, Uluğ
Bey'in büyük bir bilim adamı ve astronon olmasının tesadüf olmadığını da
anlayabilirsiniz. Gök mü, Semerkant'la öpüşmek için o kadar alçalmıştır,
Semerkant' mı gökyüzüne dokunmak için o kadar yükselmiştir; yoksa Uluğ
bey gibi bir anıt insanın orda çalıştığını biliyor olmak mı size bu
duyguları aşılıyor, bilinmez." (Cengiz Çandar, 28 Aralık 1997, Sabah)
1421 yılında Kadızade' nin yönettiği medreseyi kurdu. Aynı tarihlerde
rasathaneyi ( gözlemevini) de kurmaya başladı. Babasının sağlığında tam
39 sene aralıksız yönetimde bulundu. Babası ölünce de yalnız üç yıl
Herat' ta Gürgani Hanedanının tahtına geçti. Semerkant' taki huzur devri
sona ermişti! Gerçi eski anılar da vardı: Örneğin 1426' da Özbek Hanı
olan Buruk Oğlan' ın saldırısı üzerine Uluğ bey büyük bir yenilgiye
uğramıştı. Bu olay onu, intihar edebilecek derecede üzmüştü. Bereket
versin tüm Maveraünnehir' i işgal etmek isteyen Burak Oğlan' a karşı
babası Sultan Şahruh kendisine yardıma gelmiş ve kurtarmıştı. Baba
Şahruh ölünce (1446), Uluğ Bey tahta çıkacak tek veliahttı. Herat' a
gitti. Bir de ne görsün? Vilayetlerde bulunan Mirza' ların her biri
bağımsızlığını açıklıyordu. Uluğ Bey sonunda Horasan' da oğlu
Abdüllatif' in yardımıyla düşmanlarını alt etti. Ancak 1448 yılında
Herat' a girince babası Şahruh' un tüm hazinelerine el koydu; Şahruh' un
torunu ( kendi oğlu) Abdüllatif için ayırdığı payı kendisine vermedi.
Uluğ Bey, küçük oğlu Mirza Abdülaziz' i çok seviyordu. Bu yüzden kendi
başarısını ve tasarrufunu onun eseri gibi göstermeye kalktı. Bu olay,
baba ile diğer oğul arasındaki soğukluğu büsbütün artırdı.Abdüllatif
babasının Semerkant’a hareketi üzerine bir hafta Herat’ta kaldıktan
sonra,babasından ayrılan askerin başına geçerek isyan etti. Uluğ bey,
oğluyla uzun mücadaleler sonunda galip geldi. Ne yazık akış değişti.
Timur' un torunlarından ve Uluğ Bey' in yetiştirmelerinden Ebu Sait
Bahadır Han, bu sırada Uluğ Bey’in küçük oğlu Abdülaziz' in elinde
kalmış olan Semerkant şehrini zaptetti. Onu kurtarmak için Uluğ bey,
Semerkant' a doğru hareket etti; ama mağlup oğlu Abdüllatif' in
topladığı askerlerin baskınına uğradı ve yenildi. Babalar ve oğullar
savaşıyordu. Asker dağılmıştı, bunun üzerine küçük oğlu Abdülaz ile
birlikte Şahruhiye kalesine sığınmak istedi; ama kale dizdarı kendisini
içeri almadı. Sonunda Abdüllatif'e teslim olmaya mecbur oldu. Oğul,
babayı teslim alıyordu. Önce hürmetle karşıladı. Sonra şehirdeki
karşıtlarına teslim etti. Ve bu bilgin hükümdar, 1449 yılında asilerce
öldürüldü(1449).
Uluğ Bey, bilgindi ve iyi bir insandı. Zamanının çoğunu düşünmekle ve
bilginler topluluğunu toplamakla geçirirdi. Çevresine zamanının en büyük
düşünürlerini ve bilginlerini toplamışt:. Kadızade, Gıyasettin Cemşit'
ten başka devrin ünlü ozanlarından ( şairlerinden) Hoca İsmetullah
Buhari, Mevlana Bedahşii Semerkandi; nakli ilimlerde ünlü olan Mevlana
Celaleddin Neffasi, Uluğ Bey meclisinin sürekli konuklarıydı. Uluğ Bey'
in güçlü bir hafızası vardı. Matematik ve astronomi ile doğrudan
ilgileniyordu. Ama o zamanlarda çok revaçta olan müneccimlik (
astroloji, fal bakma) hevesinden de kendisini kurtaramamıştı.
Hareketlerinin bazılarını, müneccimlerin verilerine göre yapmak gibi bir
huyu vardı.
Daha babası hayatta iken Semerkand'da Kadızade 'nin yönettiği medreseyi
kurdu(1421). Aynı tarihte rasathaneyi kurmaya başladı. Semerkant'ta
Kühenk tepesinin üzerinde kurulmuş olan bu rasathane aletlerinin
mükemmelliği ve binasının güzelliği ile de ünlüydü. Gözlemevinin (rasathanenin) yönetimini yukarıda adı geçen bilginlerin ölümünden sonra
Ali Kuşçu'ya verdi. Onun yardımı ile de bu rasathanede meşhur olan
Zeyc-i Gurgani diye ünlenen gözlemlerini oluşturdu.
|
> Anahtar Kelimeler:
Uluğ Bey Hayatı,
Uluğ Bey Yaşamı,
Uluğ Bey Biyografisi,
Uluğ Bey Felsefesi Nedir,
Uluğ Bey Nerde Doğmuştur,
Uluğ Bey Nerde Ölmüştür,
Uluğ Bey Ne Zaman Doğmuştur,
Uluğ Bey Ne Zaman Ölmüştür,
Uluğ Bey Gençliği ve Eğitimi Nasıldır,
Uluğ Bey Yolculukları ve Çalışmaları Nedir,
Uluğ Bey Başardıkları Nedir,
Uluğ Bey Hastalığı ve Ölümü Nasıldır,
Uluğ Bey Özel Yaşamı Nasıldır,
Uluğ Bey İthaflar ve Atıflar Nedir,
Uluğ Bey Basılı Eserleri Nelerdir,
Uluğ Bey Yazışmaları Nelerdir,
Uluğ Bey Aldığı Ödüller Nelerdir,
Uluğ Bey Çalışmaları Nedir,
Uluğ Bey Bilimsel Eserleri Nelerdir,
Uluğ Bey Felsefesi Nedir,
Uluğ Bey Eğitimi ve İlk Çalışmaları Nelerdir,
Uluğ Bey Ödülleri Nelerdir,
Uluğ Bey Alanları Nelerdir... |
|