Sinir Sistemi Hastalıkları

Sinir sistemi, içsel ve dışsal çevrenin algılamasını sağlayan, bilgiyi işleyen, uyarıları vücudun çeşitli bölgelerine ileterek organların ve kasların çalışmasını sağlayan en önemli sistemlerden biridir. Bu sistemde meydana gelen aksamalar multipl skleroz (MS), parkinson, alzheimer, epilepsi (sara) ya da depresyon gibi çeşitli hastalıklara neden olabilir. Sinir sistemindeki bu hastalık ya da bozuklukların nedeni çevresel ya da kalıtsal etkenler olabilir.

Multiple Skleroz (MS): Beyin ve omurilik sinirlerindeki miyelin kılıfın hasar görmesi sonucu oluşan bir hastalıktır. MS belirtileri, etkilenen sinir sistemi bölgesine göre farklılık gösterir. Bu belirtilerin başında; hâlsizlik, karıncalanma, uyuşma, duyu eksikliği, denge bozukluğu, çift görme, görme azlığı, konuşma bozukluğu, titreme, kol ve bacaklarda güçsüzlük, idrar kaçırma sayılabilir. MS’in kesin tedavisi yoktur ama erken teşhis ve tedaviyle hastalığın ilerlemesinin önüne geçilebilir. Böylece ataklar kontrol altında tutulur ve hastalar günlük yaşamlarına sorunsuz devam edebilir ancak tedavisinde geç kalınırsa kalıcı hasarlar oluşabilir.

Parkinson: Parkinson hastalığı, dopamin üreten nöronların kaybedilmesiyle oluşur. Dopamin; sinir hücreleri arasında mesaj iletimini, hareket kontrolünü ve vücut dengesini sağlayan bir maddedir. Yeterli üretilemediğinde sinir hücreleri arasında iletişim bozulduğu için motor sinirler düzenli çalışamaz. Buna bağlı olarak titreme, hareketlerin yavaşlaması, denge bozukluğu gibi sorunlar ortaya çıkar. Yavaş ve sinsi seyreden bir hastalıktır. Genellikle 60 yaş üzerindeki insanlarda görülür. Erkeklerde kadınlara göre daha yaygındır.

Alzheimer: Genellikle yaşlılıkta ortaya çıkan ve tüm bilinçli davranışların bozulmasına neden olan bir sinir sistemi hastalığıdır. Hastalığın en erken belirtisi hafıza kaybıdır. Hastalığın nedeni; beynin belirli bölgelerinde anormal protein birikimi olmasıdır. Biriken bu proteinler sinir hücrelerini hasara uğratarak birbirleri ile olan bağlantılarını koparır. Sinir hücreleri arası iletişimin bozulmasıyla unutkanlık, gündelik işleri yapamamak (yemek yapmak, alışveriş yapmak gibi), kelimeleri hatırlamakta zorlanmak, eşyaların yerini karıştırmak, tarihleri hatırlayamamak gibi durumlar ortaya çıkar. Bu hastalıkta beynin iletişim ağı bozulduğu için bilgiler ve zihinsel beceriler birer birer yitirilir. Zihinsel sorunlarla birlikte depresyon, hayal görme, saldırganlaşma, nedensiz ağlama, uykusuzluk ve amaçsız dolaşma gibi davranış bozuklukları da ortaya çıkar. Alzheimer hastalığında genetik yatkınlık en önemli risk faktörüdür.

Epilepsi: Nöronların aşırı uyarılması sonucu ortaya çıkan yüksek elektriksel akıma bağlı olarak beyin hücrelerinin normal işlevini yapamaması durumudur. Bunun sonucunda görme korteksinde ışık çakmaları, görsel ya da koku halüsinasyonları, titreme görülebilir. Epileptik nöbetlerin bazılarında bilinç kaybı oluşurken bazılarında oluşmaz. Bilinç kaybı olan nöbetlerde kişi yere düşebilir, kontrolsüz kasılmalar yaşayabilir, ağzı köpürebilir, dilini ısırarak koparıp yutabilir. Bunu önlemek için nöbet geçiren kişinin ağzına dişlerini aralık tutacak şekilde bir nesne konulması ilk yardım açısında oldukça önemlidir.

Depresyon: Sinir hücreleri arasında kimyasal iletimde görev alan bazı kimyasal maddelerin azalması depresyona neden olur. Bu azalma kendiliğinden olabildiği gibi travmatik olaylardan sonra da olabilir. Yaşanan kayıplar, üzüntüler, sorunlar, zorlayıcı yaşam olayları depresyonu tetikleyebilir. Depresyonun belirtileri başında hoş olmayan duygu durum, ilgi ve zevk azlığı, umutsuzluk ve karamsarlık gelir. Bu kişiler derin bir üzüntü yaşar. Gelecekleri ve yaşadıkları ile ilgili olarak kötümser düşünürler. Enerji düzeyleri azalır. Doktor kontrolünde yapılan tedavi ile kontrol altına alınabilen ve iyileşebilen bir rahatsızlıktır.

 

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir