Hücresel Yapılar ve Görevleri Nelerdir?

Bazı canlılar tek hücreli, bazı canlılar ise çok hücrelidir. Fakat ne olursa olsun tüm hücreler ya prokaryot ya da ökaryot hücre tipine sahiptir.

Prokaryot Hücreler

Zarla çevrili çekirdeği ve organelleri olmayan hücrelerdir. Bakteriler ve arkeler prokaryot hücre yapısına sahip canlılardır. Bakterilerin birbirlerine ve bulundukları ortama tutunmalarını sağlayan uzantılarına pilus denir.

Prokaryotik hücre yapısına sahip bakteri hücresi ve kısımları

Prokaryotik hücre yapısına sahip bakteri hücresi ve kısımları

DNA molekülü çift zincirli, sarmal yapılı ve halkasaldır. Zarla çevrili değildir. Sitoplazmada serbest olarak bulunur. DNA’nın bulunduğu bu bölgeye nükleoit denir. Sadece ribozom organeline sahip hücrelerdir. Kamçı adı verilen uzantılar bazı bakterilerde bulunur ve bakterinin aktif hareketini sağlar.

Tüm bakteriler yapılarındaki glikozu glikojen şeklinde depolar. Bakterilerin bazı türleri hücre duvarına ek olarak polisakkarit yapılı kapsüle sahiptir. Kapsüllü olan bakteriler hastalık yapıcı patojen bakterilerdir.

Bazı bakterilerde asıl DNA’dan farklı olarak küçük halkasal genler bulunur. Bu genlere plazmit denir.

Ökaryot Hücreler

Zar ile çevrili çekirdek ve organellere sahip hücrelerdir. Bakteri ve arke dışında kalan tüm canlılar ökaryot hücre yapısına sahiptir. Ökaryot hücreler üç kısımdan oluşur.

Ökaryotik hücre yapısına sahip bitki ve hayvan hücresi ve kısımları

Ökaryotik hücre yapısına sahip bitki ve hayvan hücresi ve kısımları

  • Hücre zarı
  • Sitoplazma Organeller
  • Çekirdek

Hücre Zarı

Hücre zarının yapısı Seymour Jonathan Singer (Seymur Jonatan Singer) ve George Nicholson (Corç Nikılsın) tarafından 1972 yılında açıklanmıştır. Hareketli yapıya sahip olması nedeniyle “Akıcı-mozaik zar modeli” olarak adlandırılmıştır.

Akıcı mozaik hücre zarı modeli

Akıcı mozaik hücre zarı modeli

Hücre zarı canlı, esnek ve seçici-geçirgendir. Hücre zarının seçici geçirgen olması demek her maddenin hücre içine girip yine her maddenin hücre dışına çıkamayacağı anlamına gelir. Hücreyi korur, sitoplazmanın dağılmasını önler. Hücre zarı karbonhidrat, protein ve yağ yapılıdır. Karbonhidrat olarak glikoz, yağ olarak fosfolipit bulunur.

Fosfolipitler hücre zarında çift sıralı olarak bulunur. Birbirlerine bağlı olmadıkları hâlde bu kadar düzgün durmalarının sebebi sahip oldukları hidrofobik ve hidrofilik kısımlarıdır.

Hücre zarının yapısındaki fosfolipitlerin gliserol ve fosforlu yan gruptan oluşan baş kısımları hidrofiliktir. Bu nedenle zarın her iki tarafında da yüzeye dönük hâlde bulunur. Yağ asidinden oluşan kısımları ise hidrofobiktir ve zarın iç kısmına dönük hâlde bulunur. Bu tabaka hareketli bir yapıya sahiptir.

Zar yapısında bulunan proteinler de fosfolipitler gibi serbest hâlde bulunabilir. Zarın her iki yüzeyinde, zar içine gömülü ya da zarı boydan boya katetmiş hâlde bulunabilir. Zarı boydan boya katedenler madde alışverişi için kanalları oluşturur. Bu kanallar madde alışverişi için sürekli açıktır.

Taşıyıcı proteinler ise açılıp kapanabilir ve taşıdıkları moleküle özgüdür. Bazı proteinler enzim görevi alır. Hücre zarının yapısında bulunan başka bir protein çeşidi de reseptör (almaç) görevi görür. Bu proteinler bazı hormonların ve hücre içine alınacak maddelerin tanınmasında görevlidir.

Vücudumuz milyarlarca hücreden oluşmuştur. Bu hücreler gruplaşarak dokuları oluşturur. Fakat hücreler, hangi hücrelerle bir araya geleceğini nasıl anlar?

Doku oluşumu hücrelerin zarında; sayısı, çeşidi, dizilimi değişim gösteren glikoproteinler (antijenler) sayesinde olur. Bu proteinler hücrelere özel kimlik kazandırır. Bu nedenle doku ve organ nakillerinde dikkate alınan kriterlerden biri de glikoproteinlerin uyumudur.

Karbonhidrat olarak zar yapısında bulunan glikozlar ise serbest hâlde bulunmaz. Proteinlere ya da yağlara bağlı olarak bulunur. Eğer proteinlere bağlı ise glikoprotein, yağlara bağlı ise glikolipit adını alır. Glikolipit ve glikoproteinler hücre zarının sadece hücre dışına bakan yüzeyinde bulunur.

Glikolipit ve glikoproteinlerin görevleri şunlardır:

  • Sayısı, çeşidi, dizilişi hücreden hücreye değişim gösterdiğinden hücreye özel kimlik verir. Doku ve organ nakillerinde bu yapıların uyumu esas alınır.
  • Hücrelerin birbirini tanımasını ve hissetmesini sağlar. Hücreler birbirlerine temas ettiklerinde gereksiz bölünmez yani kontrolsüz bölünme olmaz.
  • Hücrelerin hormonları tanımasında ve cevap oluşturmasında etkilidir.
  • Hücre zarına seçici-geçirgen özelliğini kazandırır.
  • Hücrelere antijenik özellik kazandırır. (Kan gruplarını oluşturur)

Hücre Zarının Görevleri Nelerdir?

  • Hücreyi dış ortamdan ayırır.
  • Hücreye madde giriş çıkışını düzenler.
  • Hücrenin dağılmasını önler.
  • Diğer hücrelerle haberleşmeyi sağlar.
  • Hücrelerin birbirini tanımasını sağlar.

Hücre Zarında Madde Taşınması

Hücrenin dış ortamındaki bir madde, hücre zarına ulaştığı zaman hemen hücre içine giremez. Büyüklüğüne, kimyasal özelliklerine göre farklı şekillerde karşılanır.

Zardan geçebilecek büyüklükteki maddelerin taşınması şu üç yolla gerçekleşir:

  • Difüzyon
  • Osmoz
  • Aktif Taşıma

Zardan geçemeyen büyük moleküllerin taşınması şu iki yolla gerçekleşir:

  • Endositoz
  • Ekzositoz

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir