Türkiye’nin Ekosistemi ve Biyolojik Çeşitliliği

Ülkemizin genetik ve tür çeşitliliği ekosistem çeşitliliği ile yakından ilgilidir. Orman, step, sulak alan, deniz ve kıyı, dağ ekosistemleri farklı tür canlılar barındırır.

Orman ekosistemleri

Akdeniz, Doğu ve Batı Karadeniz orman alanlarında iğne yapraklı ya da yaprak döken birçok ağaç türü görebiliriz. Örneğin, çam, göknar, kayın, meşe, dişbudak, akçaağaç, gürgen gibi. Akdeniz bölgesi Toros dağlarındaki sedir ormanları dünyadaki en geniş sedir ormanıdır.

Ülkemizdeki endemik ağaç türlerinin en önemlilerinden birkaçı Kaz Dağı’nda orman meydana getiren Kaz Dağı göknarı, Eğridir’in güneyindeki kasnak meşesi, Köyceğiz-Dalaman arasında yaygın olan sığla ağacı veya günlük ağacı ormanları, Beşparmak dağlarındaki kral eğreltisi, Datça ve Teke yarımadalarındaki Datça hurması ile Kastamonu, Yozgat ve İspir çevresindeki İspir meşesidir.

Ülkemizin ormanları bitki çeşitliliğinin yanında hayvan türleri açısından da çok zengindir. Ayı, tilki, çakal, vaşak, geyik, dağ keçisi, yaban domuzu türleri, bazı yılan türleri, kaplumbağalar, ağaçkakan ve çeşitli baykuş türleri için de ormanlarımız doğal habitat oluşturmaktadır. Biyolojik çeşitliliğin yanında Avrupa’da nesli tehdit altında olan şah kartal (Aquila heliaca) ve esmer akbaba (Aegypus monachus) Türkiye ormanlarında üremektedir.

Step ekosistemleri

Stepler genellikle otsu bitkilerin oluşturduğu doğal çayırlık alanlardır. Ülkemizin %28’ini stepler kaplar. Özellikle İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgemizdeki bu alanlar biyolojik çeşitlilik açısından önemlidir. Burada yetişen türlerin bazıları tarım, endüstri ve sağlık alanları için değerlidir. Bu stepler özellikle bazı endemik türler bakımından gen merkezidir. Gen merkezi türlerin ortaya çıktığı ve ilk yayılmaya başladığı yerdir. Örneğin, buğdayın gen merkezi Anadolu’dur. Ülkemizde farklı yabani (ıslah edilmemiş) buğday türleri varlığını sürdürmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1960’larda başlayan bir salgın hastalık her yıl buğday üretiminin %30 kaybına neden olmuştur. Türkiye’deki yabani buğdaylarla yapılan genetik çaprazlamalar sonucunda bu buğdaylardan aktarılan genlerle sorun çözülmüştür. Bu örnek, gen merkezlerinin korunmasının önemini göstermektedir.

Türkiye’deki ekosistemler açısından bakıldığında en zengin endemik bitki türlerinin steplerde olduğu görülmüştür. 3000 endemik bitki türünden 1200’ü step bitkisidir. Örneğin, Ankara çiğdemi (Crocus ancyrensis), yanardöner çiçeği (Centaurea tchihatcheffi), çoban dikeni (Centaurea vivillei) bu bitki türlerindendir.

Bitkilerin yanısıra steplerdeki hayvan türlerine de şu örnekleri verebiliriz; Anadolu miflonu (Ovis orientalis anatolica), step vaşağı (Felis caraca), gelengi (Citellus citellus).

Üç kıta arasındaki konumu nedeniyle Türkiye’de görülen farklı ekolojik ortamlar dünyadaki tür çeşitliliğinin korunmasına katkıda bulunur. Örneğin, Avrupa’da nesli tehlikede olan kuş türlerinden toy, küçük kerkenez, yılan kartalı, şahin, doğan, ibibik, bıldırcın gibi türler ülkemiz steplerinde yaşamaktadır. Stepler böcek türleri açısından da zengindir.

Sulak alan ekosistemleri

Sulak alanlar; doğal veya yapay, tatlı veya tuzlu sular, durgun ya da akıntılı farklı derinliklerdeki bütün sular, sazlık ve bataklıklardır. Sulak alan ekosistemleri tropikal bölgelerden sonra biyolojik çeşitliliği en fazla olan ekosistemdir. Başta su kuşları olmak üzere çok zengin hayvan ve bitki türleri için yaşama alanlarıdır. Ülkemizde Van Gölü, Tuz Gölü, Kızılırmak, Fırat, Seyhan gibi büyük ırmaklar, baraj gölleri sulak alanlardır. Bu alanlar, sadece Türkiye’deki kuşlar için değil göçmen kuşların göç yolları üzerinde olması nedeniyle de büyük öneme sahiptir. Örneğin, dünyada nesli tehlike altında olan tepeli pelikan Manyas Kuş Gölü ve Çamaltı Tuzlasında, dik kuyruk ördeği Burdur Gölü’nde kışlar. Tuz Gölü flamingoları da bu bölgede yumurtalarını bırakarak yuva oluşturur.

Türkiye’nin sulak alanlarında saz, kamış, hasır otu, nilüfer vb. bitkilerin yanı sıra su mercimeği gibi su altı bitkilerine de rastlanır.

Deniz ve kıyı ekosistemleri

Ülkemizin Karadeniz, Akdeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizi geniş bir ekosisteme sahiptir. Ege Denizi bir çok ada, adacık, deniz mağaraları ve kayalıklar yönüyle ekosistem çeşitliliği açısından önemli konumdadır. Örneğin Ege Denizi’ndeki mağaralar Akdeniz foku (Monachus monachus) ve birçok balık türü için barınak oluşturmaktadır. Bu denizler ve kıyı ekosistemleri su canlılarının çeşitliliği açısından önemlidir. Çok çeşitli balık türleri vardır. Kalkan, uskumru, kılıç balığı nesli tehdit altında olan balık türleridir.

Dağ ekosistemleri

Alp-Himalaya dağ kuşağında yer alan ülkemizin yarısında dağ ekosistemi görülmektedir. Dağların uzanışı ve yüksekliği, farklı bitki ve orman ekosistemlerinin ortaya çıkmasını etkilemiştir. Örneğin, Doğu Karadeniz bölümündeki ladin ormanlarının zenginliği Karadeniz’den gelen nemli havanın dağlar boyunca yükselerek su oluşturmasıyla ilgilidir.

Ülkemizin farklı ekosistemlerinin varlığı dolayısıyla biyolojik çeşitliliğin zenginliği dünyadaki doğal yaşamın varlığı ve sürdürülebilirliği açısından önemlidir.

Besin maddesi, ilaç ham maddesi, sanayi ham maddelerinin sağlanması açısından biyoçeşitlilik ekonomik öneme sahiptir. Örneğin, besin olarak tüketilen balık, tahıl türleri; ilaç ham maddesi olarak kullanılan yabani otlar; sanayi ham maddesi olarak pamuk, keten vb. türlerin kullanıldığı alanlar dikkate alındığında biyolojik çeşitliliğin önemi ortaya çıkmaktadır.

İnsan etkisinden kaynaklanan bazı uygulamalar biyolojik çeşitliliği tehdit etmektedir. Bu tehditlerin başlıcaları aşırı otlatma, orman yangınları, çevre kirlilikleri, kontrolsüz avcılık, yol ve baraj inşaatları, nüfus artışı, çarpık kentleşme, petrol sızıntıları, bireylerde doğaya karşı sevgisizliğin ve duyarsızlığın var olmasıdır.

Ülkemiz tarihî ve kültürel mirası ile çevre değerleri bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Sahip olduğumuz bu zenginliğin korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda toplumun her kesimine büyük sorumluluklar düşmektedir. Türkiye’nin doğal güzelliklerine ulusça sahip çıkmalıyız. Eğer bunu başaramazsak biz de doğal güzelliklerimiz gibi bir gün yok olacağız.

Türkiye hâlâ yeni bitki türlerinin tanımlandığı bir alandır. Ülkemizde son yıllarda yapılan çalışmalarda, bugüne kadar bilinmeyen 130’dan fazla bitki türü tespit edilmiştir. Aşağıda ülkemizin biyolojik çeşitliliğini ortaya koyan bazı bitki ve hayvan türlerinden birkaç örnek görüyorsunuz.

Ülkemizin Biyolojik Çeşitliliğini Ortaya Koyan Bitki ve Hayvan Türleri

Doğal çiçek soğanları

Doğal soğanlı, yumrulu, rizomlu bitkiler yeni çeşitlerin elde edilmesi ve hastalıklara dayanıklılığı artırma gibi konularda ıslah materyali olarak kullanılmaktadır. Bu bitkiler genellikle sonbaharın sonlarından ilkbahara kadar çiçek açar. Bazıları tıbbi bitkidir. Doğal çiçek soğanları, hızlı şehirleşme ve sanayileşmenin yanı sıra yapılan bazı aşırı sökümler nedeni ile azalmış hatta Galantus (kardelen), Cyclamen (sklamen), Sternbergia (kara çiğdem) türleri tehlike altına girmiştir. Bu durumu önlemek amacıyla Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı koruma projeleri düzenlemiştir.

Manisa Lalesi (Tulipa orphanidae)

Anavatanı Anadolu’dur. Spil dağında, yüksek kesimlerde yetişir. Soğanlı, yabani yetişen bir çiçek türüdür. Çiçekleri kırmızı renklidir. Spil dağında Mart-Nisan aylarında yoğun olarak görülebilir. 15-20 cm boyunda gölge seven bir bitkidir.

Safran (Crocus sativus)

Safran ülkemizde çok eskiden beri yetiştirilen önemli bir bitkidir. Soğanlı bir bitki olan safran eylül, ekim aylarında çiçek açar ve çiçeği açık mor renktedir. Boya maddesi, baharat, ilaç ve kozmetik sanayisinde, halk hekimliğinde, aşure, zerde yapımında, lokum imalatında kullanılmaktadır.

Sklamen (Cyclamen cilicium)

Türkiye’nin güneyinde Toros dağları üzerinde yabani olarak yaşar. Soluk pembe renkli ya da beyaz çiçeklidir. Çiçeklerinin uç kısmında mor lekeler bulunur.

Konya Gaşağı (Centaurea iconiensis)

Türkiye’nin endemik bitkilerinden olan Konya gaşağı dünyada sadece Konya’da yetişmektedir. 2006 yılında bilim insanları tarafından doğada yalnız 9 kök gaşak bitkisi kaldığı belirlenmiş, tülüşah ya da Konya peygamber çiçeği olarak da bilinen Konya gaşağının, koruma projesi kapsamında tohumları özel olarak yetiştirilmiş ve doğal yaşama ortamına dikilmiştir.

Eber Sarısı-Piyan (Thermopsis turcica)

Küresel ısınma nedeniyle yaşanan kuraklık, sulak alanların kurumasına, yer altı su seviyesinin düşmesine neden olmuştur. Topraktan ihtiyacı olan suyu alamayan bitkilerden biri de Eber sarısıdır. Dünyada sadece Akşehir ve Eber gölleri çevresinde yaşayan bu endemik tür, önlem alınmaması durumunda kuraklığa yenik düşerek yok olacak. Dünya Doğal Hayatı Koruma Konseyi’nin çalışmaları ile Türkiye’de korunması gereken ilk 10 bitki arasında yer alan, üç dişi organa sahip yabani bir baklagil olan dünyaca önemli bir türdür.

Uzun Kulaklı Kirpi (Hemiechinus airutus)

Böcekçil bir memelidir. Uzun kulaklı çöl kirpisi de denir. Boyu 15-20 cm’dir. Dikenleri 2 cm kadardır. Kütle 280 g’a kadar çıkabilir. Gece avlanır. Senede iki üç defa 5-6 adet doğurabilir. Ortalama ömürleri 6 yıldır. Açlığa ve susuzluğa yaklaşık 10 hafta kadar dayanır.

Ülkemizde yayılış gösteren endemik bitki türlerine badem, orkide, tere, kuşkonmaz, pancar, kiraz, nohut, keten, kekik, madımak, armut, çavdar, çemen, üvez, adaçayı, safran, turp; endemik hayvan türlerine ise Ankara kedisi, Ankara keçisi, Hopa engereği, yaban koyunu, Sivas kangalı ve yan tarafta resmini gördüğünüz Van kedisi örnek verilebilir.

Ayrıca ülkemiz birçok hayvan türünün ana vatanı olarak bilinmektedir. Örneğin, alageyiğin ana vatanı Akdeniz Bölgesi, yan tarafta resmini gördüğünüz sülünün ise Samsun’dur.

İlginizi çekebilecek konular: