Biyoloji Sözlüğü

a | b | c | d | e | f | g | h | i | k | l | m | n | o | p | r | s | t | u | v | z | ç | ö

abiyotik -  Çevredeki su ve toprak gibi cansız maddeler.
adenozin trifosfat -  Hücrelerin metabolik faaliyetlerinde kullandığı enerji tipi.
aerobik -  Oksijenli ortamda yaşayabilen canlı.
aktivatör -  Enzimlerin etkinliğini artıran maddeler.
alel -  Aynı karaktere etki eden genlerden her biri.
alg -  Su yosunu
alkaloid -  Bitkisel kaynaklı ve molekülünde tuz verebilecek en az bir azot atomu bulunan azotlu maddelere verilen ad.
alzheimer -  Sağlıklı beyin dokusunda madde birikimine bağlı olarak meydana gelen bozulmalar ile gelişen hastalık.
amino asit -  Proteinlerin yapı taşı olan organik madde.
anabolizma -  Hücrelerdeki yapım reaksiyonları.
anaerobik -  Oksijensiz ortamda yaşayabilen canlı.
anatomi -  Biyolojinin canlıların iç yapıları ile uğraşan dalı, yapı bilimi.
anolog organ -  Görevleri aynı, kökenleri farklı olan organlar.
antijen -  Bağışıklık cevabına sebep olan herhangi bir madde. İmmünojen.
antikor -  Vücuda giren herhangi bir yabancı maddeye karşı vücudun meydana getirdiği savunma maddeleri.
apoenzim -  Bileşik enzimlerin protein kısmı.
arı döl -  Genotipi herhangi bir özellik bakımından homozigot durumda olan bireyler.
asit -  Çözündüğü zaman çözeltiye hidrojen iyonu veren bileşik.
aşılama -  İstenilen bitkiden alınan parçanın aynı türden veya yakın akraba türünden bir bitkinin üzerine eklenmesiyle sağlanan çoğaltma yöntemi.
atom -  Bir elementin özelliklerini taşıyan en küçük birim.
bakteriyofaj -  Bakterilerin ölümlerine neden olabilen virüsler.
başkalaşım -  Özellikle böceklerde ve kurbağalarda bir hayvanın embriyo evresinden ergin olana kadar geçirdiği şekil ve yapı değişikliği.
baz -  Çözündüğü zaman çözeltiye hidroksil iyonu veren bileşik.
besi yeri -  Laboratuvar ortamında hücrelerin normal metabolik aktivitelerini sürdürebilmeleri için oluşturulan ortam.
besin zinciri -  Güneş enerjisinin besin enerjisine dönüşerek üreticilerden tüketicilere doğru aktarılması.
bileşik -  İki ya da daha fazla farklı element atomlarının oluşturduğu saf madde.
biyoinformatik -  Biyolojik bilgilerin üretilmesi ve saklanması için veri tabanlarının oluşturulması.
biyokütle -  Belirli bir alan ve hacimde bulunan toplam canlı ağırlığı.
biyosfer -  Yeryüzünde canlıların yaşayabildiği alanlar.
biyotik -  Canlı organizmalara ait, yaşayan organizmalarla ilgili.
buharlaşma -  Katı veya sıvı maddelerin yapısında bulunan su veya herhangi bir bileşenin ısı değişikliği nedeniyle gaz hâline geçmesi .
çenek -  Tohumlu bitkilerin tohumlarındaki embriyonik yaprak, kotiledon.
cins -  Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir kategori.
defosforilasyon -  ATP molekülünün parçalanması reaksiyonu.
dehidrasyon -  Bir doku, organ ya da maddeden suyun çıkarılması, uzaklaştırılması.
denatürasyon -  Proteinlerin yapısının bozulması.
denek -  Üzerinde deney yapılan canlı veya şey.
denitrifikasyon -  Toprak azotunun atmosferdeki serbest azota dönüşmesini sağlayan reaksiyonlar.
deoksiribonükleik asit -  Hücrenin kalıtsal bilgilerini taşıyan nükleik asit tipi.
deoksiriboz şeker -  DNA’nın yapısında bulunan beş karbonlu şeker tipi.
deplazmoliz -  Hipotonik çözeltiye konulan plazmolize uğramış hücrenin su alıp şişmesi.
difüzyon -  Moleküllerinin çok yoğun bölgeden az yoğun bölgeye doğru yayılması.
dihibrit çaprazlama -  İki özellik bakımından heterozigot olan canlıların çaprazlanması.
diploit hücre -  Kromozomları homolog çiftler hâlinde bulunduran hücre.
disakkaritler -  İki tane monosakkaritin birleşmesiyle oluşan karbonhidrat tipi.
diyaliz -  Çözünmüş maddelerin seçici geçirgen zardan difüzyonu.
döllenme -  Dişi ve erkek eşey hücrelerinin dolayısıyla çekirdeklerinin birleşmesi olayı. İç döllenme şeklinde organizmanın eşey organında ya da dış döllenme şeklinde eşey hücrelerinin vücut dışına çıkarılmasından sonra (özellikle suda) olabilen döllenme.
doymamış yağ asitleri -  Yapısındaki karbon atomları arasında çift bağa sahip olan yağ asitleri.
doymuş yağ asitleri -  Yapısındaki karbon atomları arasında çift bağa sahip olmayan yağ asitleri.
ekoloji -  Canlıların birbiriyle ve çevresiyle olan etkileşimlerini inceleyen bilim dalı.
ekosistem -  Belirli bir alanda bulunan canlılar ile bunları saran çevrenin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik gösteren ekolojik sistem.
eksplant -  Doku kültürü çalışmalarında ana bitkiden alınan küçük doku parçası.
ekzositoz -  Büyük moleküllerin hücre içinden dışarıya doğru aktif olarak taşınması.
element -  Benzer özellik gösteren atomların oluşturduğu madde topluluğu.
embriyo -  Canlı vücudu veya yumurta içinde bulunan genç organizma.
emme kuvveti -  Osmotik basınç ve turgor basıncı arasındaki farktan dolayı oluşan kuvvet.
endemik bitki -  Ekolojik şartlarından dolayı yalnızca belirli bir bölgede yetişebilen bitki.
endemik canlı -  Yeryüzünde sadece belli bir bölgede yaşayabilen canlı.
endositoz -  Büyük moleküllerin zardan oluşan kofullarla aktif olarak hücreye alınması.
enfeksiyon -  Hastalık yapan mikroorganizmaların vücuda girişi ve yayılışı.
entomolog -  Böcek bilimci.
eş baskınlık -  Heterozigotların fenotipinde her iki alel çiftinin de etki göstermesi durumu.
ester bağı -  Yağ asitleri ile gliserol arasındaki kimyasal bağ.
fagositoz -  Katı maddelerin endositozla hücre içine alınması.
fakültatif anaerob -  Hem oksijenli hem de oksijensiz ortamda yaşayabilen canlı.
fenotip -  Genotipin fiziksel yansıması veya dışarıdan gözlenebilir özellikler.
fizyoloji -  Hücrelerde meydana gelen metabolik olayları inceleyen bilim dalı.
fizyoloji -  Organizmaların görev ve faaliyetlerini inceleyen bilim dalı.
flora -  Bir bölgenin bitki örtüsü topluluğu.
fosforilasyon -  ATP molekülünün sentezlenmesini sağlayan reaksiyon tipidir.
fotoototrof canlı -  Besinlerini üretirken ışık enerjisini kullanan canlı.
fotoreseptör -  Işığı algılayabilen duyu hücresi.
gamet -  Dişi ve erkek üreme hücresi.
gelişme -  Doku ve organların görevlerini yerine getirebilecek olgunluğa erişmesi.
gen -  Kromozom üzerinde belirli bir yer işgal eden kalıtımın temel birimi.
genetik -  Kalıtsal karakterlerin nesilden nesile nasıl aktarıldığını araştıran bilim dalı.
genom -  Bir hücrenin genetik bilgisini içeren DNA.
genotip -  Homozigot veya heterozigot olarak ifade edilen alellerin tümü.
glikojen -  Karbonhidratların hayvan dokularındaki depo formu.
glikozit bağı -  Bir disakkariti oluşturan iki monosakkarit arasındaki bağ.
granum -  Kloroplast stromasındaki zar yapısındaki yassı kesecikler.
guanin -  DNA ve RNA’ nın yapısında bulunan azotlu organik baz.
günlük ritim -  Canlılarda yaklaşık her 24 saatlik periyotlarda birbirini izleyen metabolik ve yapısal değişimler.
haploit hücre -  Kromozomları homolog çiftler hâlinde bulundurmayan hücre.
heksoz -  Altı tane karbon atomuna sahip olan karbonhidrat.
herbivor canlı -  Sadece bitkisel kaynaklı beslenen canlı.
hermafrodit -  Erkek ve üreme organlarını birlikte bulunduran canlı.
hermafrodit canlı -  Dişi ve erkek üreme organlarını bir arada taşıyan canlı.
heterotrof -  Besinlerini dışarıdan hazır olarak alan canlı.
heterotrof canlı -  Besinlerini ortamdan hazır olarak almak zorunda olan canlı.
heterozigot -  Özelliği belirleyen alellerin ikisinin farklı olması durumu.
hidroliz -  Büyük organik maddeleri su kullanarak parçalayan reaksiyon tipi.
hif -  Mantarlarda bulunan ipliksi yapı.
hipertonik çözelti -  Hücre öz suyuna göre daha yoğun olan çözelti.
hipervitaminöz -  Vitamin fazlalığında meydana gelen hastalıkların genel adı.
hipotonik çözelti -  Hücre öz suyuna göre daha az yoğun olan çözelti.
hipotonik çözelti -  Hücre öz suyuna göre daha az yoğun olan çözelti.
holoenzim -  Apoenzim ve kofaktörün birlikte oluşturduğu yapı.
holozoik canlı -  Besinlerini bir bütün veya küçük parçalar hâlinde alan canlı.
homolog organ -  Kökenleri aynı, görevleri farlı olan organlar.
homozigot -  Özelliği belirleyen alellerin ikisinin de aynı olması durumu.
hormon -  Memelilerde büyüme, gelişme ve metabolizmayı düzenleyen madde.
hücre döngüsü -  İki hücre bölünmesi arasındaki dönem.
hücre kültürü -  Hücrelerin vücut dışında yapay ortamlarda yetiştirilmesi.
humus -  Organik madde bakımından zengin olan toprak tipi.
inceleme ortamı -  Preparat hazırlarken kullanılan sıvı.
inhibitör -  Enzimlerin etkinliğini yavaşlatan ya da durduran maddeler.
inorganik bileşik -  Yapısında karbon elementi bulundurmayan bileşikler.
interferon -  Virüslere karşı konak hücrelerin sentezlediği madde.
izotonik çözelti -  Hücre öz suyu ile aynı konsantrasyona sahip çözelti.
kalıtım -  Bir canlının sahip olduğu özelliklerin nesilden nesile aktarılması.
kallus -  Doku kültürü çalışmalarında oluşan farklılaşmamış hücre topluluğu.
kapsit -  Virüsleri dıştan saran protein yapısındaki kılıf.
karnivor canlı -  Sadece hayvansal kaynaklı beslenen canlı.
karoten -  Kromoplastlarda bulunan ve turuncu renk veren pigment maddesi.
karyolemma -  Hücre çekirdeğinin etrafını saran zar.
karyoplazma -  Hücre çekirdeğinin iç kısmını dolduran sıvı.
kas distrofisi -  Beslenme bozukluğu sonucu biçimlenen kaslarda zayıflık, miyoglobinin kan dolaşımına karışması ve atrofi ile belirgin ilerleyici kas dejenerasyonu.
katabolizma -  Hücrelerdeki yıkım reaksiyonları.
kemoototrof canlı -  Besinlerini üretirken inorganik maddelerdeki kimyasal bağ enerjisini kullanan canlı.
kemosentez -  Besin sentezinde kimyasal enerjinin kullanılması.
keratin -  Memelilerde saç, tırnak ve boynuz gibi yapılarda bulunan protein tipi.
kinetokor -  Sentromerin üzerinde iğ ipliklerinin bağlandığı özelleşmiş proteinler.
kitin -  Mantar hücrelerinin çeper yapısında bulunan polisakkarit tipi.
kiyazma -  Mayozun I. profazında, iki kromatit arasında gözlenebilen bağlantı ya da krossing over yeri.
koenzim -  Bileşik enzimlerin organik bileşikten oluşan kofaktör kısmı.
kofaktör -  Bileşik enzimlerin protein olmayan kısmı.
kohezyon -  Su moleküllerinin birbirini çekmesi.
kök hücre -  Kendini yenileyebilen, farklı hücre ve dokulara dönüşebilen hücre tipi.
koloni -  Aynı türden olan organizmaların oluşturduğu birlik.
komünite -  Belli bir alanda yaşayan ve birçok türe ait bireylerin oluşturduğu topluluk.
konjugasyon -  Tek hücreli olan iki organizma arasındaki kalıtsal materyal değişimi.
kontrol çaprazlaması -  Baskın görünüşlü bireylerin homozigot ya da heterozigot olduklarını belirlemek üzere çekinik görünüşlü bireyle çiftleştirilmesi.
kozalak -  Açık tohumlu bitkilerde tohumları taşıyan yapı.
krista -  Mitokondri iç zarının matrikse doğru oluşturduğu kıvrımlar.
kromatin ağı -  Hücre bölünme aşamasında değilken dağınık, ipliksi ve yumak şeklindeki DNA.
kromoplast -  Bitki hücrelerinde çeşitli renk pigmentlerini taşıyan plastit çeşidi.
krossing over -  Homolog kromozomların kardeş olmayan kromatitleri arasındaki gen alışverişi.
ksantofil -  Kromoplastlarda bulunan ve sarı renk veren pigment maddeleri.
larva -  Ergin karakterlerini kazanmadan önceki genç hayvan.
liken -  Mantar ve alglerin oluşturduğu ortak yaşam birliği.
likopen -  Kromoplastlarda bulunan ve kırmızı renk veren pigment maddeleri.
lipit -  Yağ asitleri ve gliserolden oluşan ve suda erimeyen organik maddeler.
lokus -  Belli bir gen ya da bu genin alellerinden birinin kromozom üzerinde bulunduğu yer.
madde döngüsü -  Ekolojik döngü. Canlıların yaşamı için gerekli olan maddelerin canlı ve cansız çevre arasındaki çevrimi.
matriks -  Mitokondrinin içini dolduran yarı akışkan sıvı.
mayoz -  Eşey organlarında eşey hücrelerinin oluşması sırasında diploit kromozom sayısının yarıya indiği ve dört haploit hücrenin oluştuğu hücre bölünmesi tipi.
mesajcı RNA -  Protein sentezi için DNA’dan aldığı şifreyi ribozoma taşıyan RNA çeşidi.
metabolizma -  Hücredeki yapım ve yıkım reaksiyonlarının tümü.
mezozom -  Prokaryotlarda hücre zarının sitoplazmaya doğru oluşturduğu çıkıntılar.
miselyum -  Bir küf mantarının ipliğimsi gövdesi.
mitokondri -  Hücrede enerji üretiminden sorumlu olan ve oksijenli solunumu gerçekleştiren organel.
mitoz -  Bir hücreden genetik olarak birbirleri ve ata hücre ile tamamen aynı olan iki hücrenin oluşması.
molekül -  Aynı veya farklı cins atomların bir araya gelmesiyle oluşan atom grubu.
monohibrit -  Bir karakter bakımından farklı olan ana babanın melez dölü, bir alel çifti bakımından heterozigot birey.
monohibrit çaprazlama -  İki özellik yönüyle heterozigot olan bireylerin çaprazlanması.
monomer -  Hücre zarından geçebilecek büyüklükteki organik maddeler.
monosakkarit -  Sindirime uğramadan hücre zarından geçebilen basit karbonhidratlar.
morfoloji -  Canlıların dış yapısını inceleyen bilim dalı.
mukus -  Mukus hücreleri tarafından salgılanan musin salgısının suyla teması sonucu biçimlenen bir glikoprotein olan özellikle balıklara özgü koku ve kayganlığı oluşturan salgı maddesi.
mutasyon -  Genomik DNA dizilerinde kendiliğinden ya da ışın, kimyasal maddeler gibi etkenler sebebiyle meydana gelen herhangi bir değişiklik.
mutualizm -  Hem konağın hem de konakçının fayda gördüğü bir çeşit ortak yaşama şekli.
nişasta -  Karbonhidratların bitki dokularındaki depo formu.
nükleotit -  Nükleik asitlerin yapı birimleri. DNA ya da RNA’nın tekrarlanan birimleri, riboz ya da deoksiriboz şekerine bağlı bir pürin ya da pirimidin bazından (adenin, guanin, sitozin, timin ya da urasil) oluşan nükleozitin fosfat esteri.
ökaryot hücre -  Etrafı zarla çevrili çekirdeğe ve organellere sahip olan gelişmiş hücre tipi. Zarla çevrili çekirdeği ve organelleri olan gelişmiş hücre.
omnivor canlı -  Hem bitkisel hem de hayvansal kaynaklı beslenen canlı.
omurga -  Bazı hayvanların sırt bölgesinde bulunan ve omurlardan oluşan sütun.
omurilik -  Omurga içinde uzanan sinir dokusu.
orta lamel -  Hücre duvarının ilk oluşan ve pektin içeren tabakası. Hücre çeperinin oluşan ilk tabakası.  
osmotik basınç -  Hücre içindeki çözünmüş madde miktarı ya da osmotik değer.
osmoz -  Suyun, seçici geçirgen zardan yoğunluk farkına göre hareketi.
otoliz -  Lizozom enzimlerinin sitoplazmaya dağılması ve hücreyi sindirmesi.
ototrof -  Besinlerini kendisi sentezleyen canlı. İnorganik maddelerden organik maddeler sentezleyebilen canlı.
özgül ısı -  Bir bileşiğin sıcaklığını 1 °C derece artırmak için gerekli ısı miktarı.
patojen -  Hastalık oluşturan canlı organizma.
pelikula -  Kamçılıları dıştan saran ince, esnek ve koruyucu örtü.
pentoz -  Beş tane karbon atomuna sahip olan karbonhidrat.
peptidoglikan -  Bakterilerin hücre duvarında bulunan madde.
peptit bağı -  Protein sentezi sırasında amino asitleri birbirine bağlayan kimyasal bağ.
pH -  Bir çözeltideki hidrojen iyonu konsantrasyonunu ifade eden kavram.
pH Değeri -  Bir litre sıvıdaki hidrojen iyonu konsantrasyonunun negatif logaritması. pH 7’den düşük çözeltiler asidik, pH 7 olanlar nötr, pH 14’e kadar olanlar ise bazik çözeltiler olarak adlandırılması.
pigment -  Bitki ve hayvan hücrelerinde çeşitli renkleri oluşturan maddeler.
pilus -  Bakterilerin zemine veya besine yapışmasını sağlayan uzantılar.
pinositoz -  Sıvı maddelerin endositozla hücre içine alınması.
pirimidin -  Nükleik asitlerin yapısındaki tek halkalı azotlu organik bazlar.
plazmit -  Bakterilerde sitoplazmada bulunan halkasal yapıdaki kalıtım molekülü.
plazmoliz -  Hipertonik çözeltiye konulan bir hücrenin su kaybederek büzülmesi.
pleiotropi -  Tek bir genin birden fazla karakterden sorumlu olması.
polimer -  Hücre zarından geçemeyecek kadar büyük olan organik maddeler.
polisakkarit -  Çok sayıda monosakkaritin birleşmesiyle oluşan karbonhidratlar.
por -  Çekirdek zarında madde alışverişini sağlayan delik.
preparat -  Mikroskkopta incelenmek üzere lam, lamel ve kesitten oluşan örnek.
primer duvar -  Selülozdan oluşan hücre çeperinin ikinci tabakası.
prokaryot hücre -  Etrafı bir zarla çevrili çekirdeği ve organelleri bulunmayan ilkel hücre tipi. Küçük ve basit yapılı hücreler olup DNA ve RNA materyali bir zarla çevrili çekirdeği olmayan hücre.
pürin -  Nükleik asitlerin yapısındaki çift halkalı azotlu organik bazlar.
rejenerasyon -  Organizmada yıkımlanmış doku ve hücrelerin yerine aynı morfolojik yapıda ve aynı işlevi gören yeni bir dokunun meydana gelmesi.
rekombinasyon -  Homolog kromozomlardaki genlerin krossing overde yer değiştirmesi sonucu meydana gelen yeni düzenleme.
replikasyon -  DNA’nın kendini kopyalaması olayı.
resesif -  Baskın (dominant) alelin varlığında etkisini göstermeyen alel.
ribonükleik asit -  Hücrelerde protein sentezinde rol oynayan bir nükleik asit tipi.
riboz şeker -  RNA’nın yapısında bulunan beş karbonlu şeker tipi.
ribozomal RNA -  Proteinlerle birlikte ribozomun yapısını oluşturan RNA çeşidi.
rizom -  Genellikle toprak altında bulunan ve yukarı doğru filizler, aşağı doğru kökler veren kalın yatay gövde.
sekonder duvar -  Bitkilerde hücre duvarının üçüncü tabakası.
selüloz -  Bitkilerde hücre duvarının yapısında bulunan polisakkarit.
sentromer -  İki kromozom kolunun birbirine bağlanmasını sağlayan bölge.
serum -  Kanın pıhtılaşmasından sonra ayrılan sıvı kısım.
sinapsis -  Çiftler hâlinde dizilmiş homolog kromozomların fiziksel olarak birbirine bağlanması.
sitokinez -  Hücre bölünmesi sırasında kromozomların bölünmesinden sonra sitoplâzmanın ikiye ayrılması.
sitoloji -  Hücrenin yapısını inceleyen bilim dalı.
sitozin -  DNA ve RNA’ nın yapısında bulunan azotlu organik baz tipi.
siyanobakteri -  Yapısında klorofil içeren, fotosentez yapan bakteri.
soğurma -  Absorbe etme, emme.
sonar -  Balık sürülerinin akustik dalgalarla görüntülenmesinde kullanılan cihaz.
spor -  Bitkilerin ya da bir hücreli canlıların çok özelleşmiş olan ve hayatın devamını sağlayan üreme yeteneğindeki hücreleri.
stroma -  Kloroplastların içini dolduran yarı akışkan sıvı.
substrat -  Enzimin etki ettiği veya parçaladığı madde.
taşıyıcı RNA -  Sitoplazmadaki serbest amino asitleri ribozoma taşıyan RNA çeşidi.
telomer -  Ökaryot kromozomunda telomerazla katalizlenerek karakteristik telomer dizilerini içeren kromozomun uç kısmı.
tendon -  Kasları kemiklere bağlayan yoğun ve düzenli bağ dokusu.
tetrat -  İki homolog kromozom veya dört kromatitten oluşan yapı.
tilakoit zar -  Kloroplastların stromasında bulunan içsel zar sistemi.
timin -  Sadece DNA’ nın yapısında bulunan azotlu organik baz tipi.
trigliserit -  Lipitlerin bitki ve hayvan hücrelerindeki depo şekli.
trikosist -  Bir hücreli kirpiklilerin plazma zarında bulunan özel savunma organelleri.
trofik düzey -  Besin piramidinde canlıların oluşturduğu beslenme basamakları.
turgor basıncı -  Osmoz sonucu hücreye giren suyun hücre duvarına yaptığı basınç.
tuz -  Asitlerle bazların reaksiyona girmesi sonucu oluşan bileşikler.
urasil -  Sadece RNA’nın yapısında bulunan azotlu organik baz tipi.
vejetatif üreme -  Basit hücre bölünmeleri veya ana bitkiden ayrılan vejatatif kısımların bağımsız fertler hâlinde gelişmesi.
zigot -  Haploit olan dişi ve erkek gametlerin çekirdeklerinin kaynaşması ile oluşan diploit yapı.