Bitkisel Dokular

Yeryüzünün temel üreticilerinden olan bitkilerin yaklaşık 250.000’ini çiçekli bitkilerin oluşturduğu tahmin edilmektedir. Bitkiler besin ve oksijen ürettiklerinden canlılığın devamı için önemlidir.

Çiçekli (tohumlu) bir bitki kök, gövde, yaprak, çiçek ve meyve gibi organlardan oluşur. Bitkilerin organları kök sistemi ve sürgün sistemi olmak üzere iki temel sistemden oluşur. Kök; su ve minerallerin topraktan alınarak bitki tarafından kullanılmasını sağlar ayrıca bitkiyi toprağa bağlar. Bazı bitkilerde de besin depolar. Sürgün sistemi; toprak üstünde bulunan gövde, yapraklar, çiçekler ve meyvelerden oluşur. Gövde; kök ile yapraklar arasındaki madde iletiminden sorumlu ve yaprakları, çiçekleri, meyveleri taşımakla görevlidir. Yapraklar, fotosentezi; çiçekler, üremeyi; meyveler ise tohumun korunmasını ve yayılmasını sağlar.

Bitkisel Dokular

Benzer görevlere sahip bitkisel hücreler bir araya gelerek bitkisel dokuları oluşturur. Bunlar; meristem doku, temel doku, iletim doku ve örtü dokudur.

Meristem (Bölünür) Doku

Bitkinin kalınlaşmasını ve uzamasını sağlayan, mitoz bölünme yapabilme yeteneğindeki hücrelerin oluşturduğu dokudur.

Meristem doku hücrelerinde;

▶ Hücreler arası boşluk yok denecek kadar azdır.
▶ Bölünerek yeni hücreler üretirler. Oluşan bu hücrelerin bazıları meristem doku özelliği gösterirken, bazıları da farklılaşarak diğer dokuları oluştururlar.
▶ Büyümede etkili olan hormonları salgılarlar.
▶ Hücreleri küçük, ince çeperli, küçük kofullu, bol sitoplazmalı ve büyük çekirdeklidir.
▶ Metabolizmaları hızlıdır.
▶ Klorofil taşımadıklarından fotosentez yapamazlar.

Bir bitkinin büyüme ve gelişmesinde farklı meristem doku çeşitleri görev yapar. Bunlar, uç (apikal) meristem ve yanal (lateral) meristemdir.

Uç meristemler; bitkinin kök, gövde, dal ucu gibi kısımlarında yer alırlar. Uç meristem, gövde ve kökte primer (birincil) büyüme olarak adlandırılan dikey uzamanın gerçekleşmesini yani boyca büyümesini sağladığından primer meristem olarak da adlandırılır. Kök ucunda bulunan meristem doku hücreleri; kökü uç kısmından uzatarak, kökün toprağın derinliklerinden daha fazla su ve mineral bulmasına olanak sağlar. Gövde ucundaki meristem doku hücreleri de, bitkinin gövdesini uç kısımdan uzatarak yaprak, çiçek gibi organların daha fazla ışık ve karbondioksit almasını sağlar. Kökün ucunda yer alan kaliptra (kök şapkası) denilen kısım kök ucu meristemini korur. Kaliptra, kayganlaştırıcı bir madde salgılayarak kökün toprak içinde daha rahat uzamasında, köklerin yer çekimi doğrultusunda büyümesinde de etkilidir.

Sekonder (ikincil) büyüme ise parankima dokusu hücrelerinin hormonların etkisiyle yeniden bölünme özelliği kazanması sonucu oluşmuş hücrelerin oluşturduğu dokudur. Bazı çok yıllık bitkilerin kök ve gövdelerinin kalınlaşmasını sağlar. Lateral meristem, damar (demet = vasküler) kambiyumu ve mantar kambiyumu olmak üzere iki çeşittir.

Damar kambiyumu, kök ve gövdenin enine kalınlaşmasını sağlar. Ayrıca iletim doku elemanları olan ksilem (odun boruları) ve floem (soymuk boruları) oluşmasında da görevlidir. Odunsu bitkilerde kökü ve gövdeyi dışarıdan kuşatan mantar dokuyu ise mantar kambiyumu oluşturur. Gövdenin enine büyümesi sonucunda dıştaki koruyucu tabakaları parçalandığında, mantar kambiyumu bölünerek bu tabakaların düzenli olarak yenilenmesini sağlar. Ağacın dış kısmında yer alan mantar doku ayrıca bitkiyi elverişsiz çevre şartlarından ve hastalık yapıcılardan korur.

Özellikle ılıman bölgelerde yaşayan ağaçların gövdesinden enine kesit alındığında iç içe birçok halka görülür. Bu halkaların her biri bir yıl içinde meydana gelen iletim dokusu elemanı olan ksilemdir. Bunlara büyüme (yaş) halkaları denir. Gövdenin içinde kabuğun altındaki halkalar genç, merkeze yakın olan halkalar ise yaşlıdır. Ilıman bölgelerde ağaçlar genel olarak ilkbaharda büyümeye başlar, sonbaharda durur. Bu süreye büyüme mevsimi denir. Büyüme mevsiminin erken döneminde oluşan ilkbahar odununun hücreleri büyük ve hücre duvarları inceyken; büyüme mevsiminin sonuna doğru oluşan sonbahar odununun hücreleri daha küçük ve hücre duvarları kalındır. Bundan dolayı ilkbahar odununun yoğunluğu sonbahar odununun yoğunluğundan daha azdır. Bu yoğunluk farkı ilkbahar odununun açık renkli, sonbahar odununun ise koyu renkli halkalar şeklinde görülmesine neden olur. Ağacın yıllık halka genişliği o yıldaki iklimle ilişkilidir. Işık, sıcaklık, yağış ağacın gelişmesi için uygunsa oluşan yaş halkası geniş, uygun değilse dar olur. Bu bilgiye dayanarak, çok yaşlı ağaçların odun halkaları incelenir ve eski dönemlerden günümüze iklim değişiklikleriyle ilgili ipuçları elde edilir. Türkiye gibi ılıman bölgelerde yaşayan ağaçlarda da enine kalınlaşma sırasında yaş halkaları oluşur.

Temel Doku

Bitkinin kök, gövde, yaprak gibi organlarının tümünde bulunan doku çeşididir. Su ve besin depolamada, bitkiye desteklik sağlamada, fotosentezde görevlidir. Parankima, kollenkima ve sklerenkima şeklinde üç grupta incelenir.

Parankima

Bitkilerin yapısında en fazla bulunan doku çeşididir. Hücreleri genellikle ince çeperli, bol sitoplazmalıdır. Özümleme parankiması; yapraklarda bulunan, fotosentezin en yoğun biçimde gerçekleştiği parankimadır. Kök, gövde ve bazı meyvelerde bulunan depo parankiması besin ve su depolar. İletim parankiması, gövdedeki iletim dokusuyla diğer dokular arasında madde alışverişini gerçekleştirir. Kloroplast taşımaz. Fotosentez yapmayan hücrelerden oluşur. Ayrıca su ve bataklık bitkilerinde bulunan, hücreler arası boşluklarında gaz depolayan havalandırma parankiması da mevcuttur.

Kollenkima (Pek Doku)

Bitkinin yaprak, meyve gibi organlarına destek sağlamakla görevli olup, rüzgâr gibi mekanik etkiler karşısında bitkinin kırılmadan bükülmesini sağlar. Hücreleri canlı ve bol sitoplazmalıdır. Hücre çeperlerinin bazı bölgelerinde selüloz ve pektin maddelerinin birikmesi sonucu kalınlaşmalar görülür. Kalınlaşmalar begonya bitkisindeki gibi hücrelerin sadece köşelerinde olursa köşe kollenkiması, mürver ağacındaki gibi boyuna uzanan kalınlaşmalar ise levha kollenkiması olarak isimlendirilir. Kollenkima, yapısında bulunan pektin etkisiyle esneme yeteneğine sahiptir.

Sklerenkima (Sert Doku)

Sitoplazma ve çekirdekleri kaybolmuş, tüm çeperleri kalınlaşmış ölü hücrelerden meydana gelir. Bu dokuyu oluşturan hücreler ilk oluştuklarında canlıyken, çeperlerinde lignin adı verilen, odunlaşmayı sağlayan, sert ve dayanıklı maddenin birikmesiyle çeperleri kalınlaşır, madde alışverişi durur ve hücreler canlılığını kaybeder. Bitkilerde iki tip sklerenkima hücresi vardır. Keten ve kenevir gibi bitkilerde bu hücreler lif şeklinde olduğundan buna sklerenkima lifi; fındık ve ceviz kabuğu, ayva ve armut gibi meyvelerde ise hücreler yuvarlak ve köşeli olduğu için buna da taş hücreleri denir.

İletim Doku

Bitkinin yapraklarında fotosentez sonucu oluşan organik besin maddelerinin yapraklardan köklere, köklerle alınan su ve minerallerin yaprak gibi üst organlarına taşınmasını sağlayan dokudur. İletim sistemi, ksilem (odun boruları) ve floem (soymuk boruları) dir.

a) Ksilem (Odun Boruları): Meristem doku hücrelerinin üst üste gelerek zamanla çekirdek ve sitoplazmalarını kaybetmesi ve ölmesi sonucu oluşur. Ksilemi oluşturan hücrelerde ksilemin oluşumu sürecinde enine kalınlaşma ve boyca uzama görülür. Hücrelerin boyuna çeperleri lignin birikimi ile giderek kalınlaşır, enine çeperler tamamen eriyerek kaybolur. Böylece üst üste konumlanan hücrelerden madde iletimi için elverişli bir borucuk meydana gelir. Ksilem vasıtasıyla, kökler aracılığı ile topraktan alınan su ve suda çözünmüş mineraller üst organlara hızlı bir şekilde taşınır.

b) Floem (Soymuk Boruları): Yapraklarda fotosentezle üretilen organik besinlerin köke, kökteki depo besinlerin de bitkinin diğer kısımlarına iletilmesinden sorumludur. Hücreleri canlı olan floem, kalburlu borular ve arkadaş hücreleri olmak üzere iki hücre çeşidinden oluşur. Canlı olan kalburlu hücreler, olgunlaştıklarında çekirdeklerini ve ribozomlarını kaybeder. Kalburlu hücrelerin yanında çekirdekli ve ribozomlu arkadaş hücreleri bulunur. Arkadaş hücreleri çekirdekleri ve ribozomları sayesinde kalburlu hücrelerin metabolizması için de çalışır.

KSİLEM

▶ Odun borusudur.
▶ Kökten alınan su ve suda çözünen minerallerin gövde, yaprak gibi kısımlara taşınmasını sağlar.
▶ Ksilemde taşınma, aşağıdan yukarıya doğru tek yönlüdür.
▶ Floeme göre madde iletimi hızlıdır.
▶ Cansız hücrelerden oluşur.
▶ Büyüme halkası oluşumunda rol alır.
▶ Tek çenekli bitkilerin köklerinde bulunan merkezi silindirde rastgele dizilirler. Çift çenekli bitkilerin köklerinde bulunan merkezi silindirde ise daha düzenli bir yapıda bulunurlar.

FLOEM

▶ Soymuk borusudur.
▶ Fotosentez sonucu üretilen organik maddeleri yeni sürgün oluşumunda kullanmak üzere veya depo organlarında biriktirmek üzere ileten yapılardır.
▶ Tek sıra halinde üst üste dizilmiş hücrelerden oluşur.
▶ Hücreleri canlıdır.
▶ Madde iletimi çift yönlü fakat yavaştır.
▶ Tek çenekli bitkilerin köklerinde bulunan merkezi silindirde rastgele dizilirler. Çift çenekli bitkilerin köklerinde bulunan merkezi silindirde ise daha düzenli bir yapıda bulunurlar.

Örtü Doku

Bitkide kök, gövde, yaprak ve meyvelerin üzerini örter, çevresel etkenlere karşı korur ve su kaybını engeller. Örtü dokuyu oluşturan hücreler canlı ise epidermis, ölü ise periderm olarak adlandırılır.

a) Epidermis: Bitkinin yaprak, kök, genç gövde ve dallarında bitkiyi örter. Hücreleri canlı, büyük kofulludur. Kloroplastı olmadığından fotosentez yapamaz. Hücreler arası boşluk bulunmaz. Gövde ve yapraklardaki epidermis hücreleri, kütin adı verilen mumsu bir madde salgılayarak kütikula tabakasını oluşturur. Kütikula; bitkide terleme ile kaybedilen su miktarını azaltır, bitkiyi güneşin zararlı ışınlarından korur. Kurak ortam bitkilerinde bu tabaka kalın, nemli ortam bitkilerinde ise incedir. Epidermis hücrelerinin farklılaşmasıyla stoma (gözenek), tüy, hidatod (su savakları) ve emergensler (dikenler) oluşur.

Stomalar, fasulye tanesi şeklinde stoma hücreleri denilen iki hücrenin karşı karşıya gelmesiyle oluşur. Bitkilerin yeşil kısımlarında, özellikle yapraklarda ve otsu gövdelerde bulunur. Kloroplast taşırlar. Stomalar, açılıp kapanarak terleme sonucu oluşan su buharının dışarı atılmasını ve solunum/fotosentez sırasında gaz alışverişinin gerçekleşmesini sağlar.

Epidermis hücrelerinin farklılaşarak dışarı doğru uzamaları ile oluşan tüy hücreleri de, epidermis hücreleri gibi kloroplastsızdır. Canlı veya ölü olabilen tüy hücreleri, görev ve yapı bakımından farklılıklar gösterir. Yapraklardaki bazı tüyler, güneş ışınlarının doğrudan yaprak üzerine gelmesini engeller ve bitkiyi su kaybından korur. Silisyum ya da kalker taşıyan sivri uçlu, kalın çeperli tüyler bitkileri hayvanlara karşı korur. Sardunya gibi kokulu bitkilerin gövde, yaprak ve çiçeklerinde bulunan bazı tüyler aromatik kimyasallar salgılar. Böylece tozlaşmaya yardımcı olur. Kökteki emici tüyler ise kökün yüzey alanını arttırarak daha fazla su ve mineral emilimini sağlar.

Nemli ve sıcak ortam bitkilerinde görülen ve yaprak epidermisinde bulunan hidatodlar suyun damlama ile atılmasını sağlar. Bu olaya damlama ya da gutasyon denir. Havadaki nem oranı fazla olduğunda terleme ile atılamayan fazla su, hidatotlardan damlama yoluyla dışarı atılır. Hidatodların stomalarda olduğu gibi açılıp kapanma özelliği yoktur. Hava neme doymuşsa bitki terleme ile değil, gutasyonla su kaybeder. Havada nem oranı fazla olduğunda hidatod faaliyeti de yüksektir.

Gül ve böğürtlen gibi bitkilerde bulunan sivri yapılı emergensler koruma işlevlerinin yanında bazen tutunma görevi de görürler.

b) Periderm: Odunsu bitkilerin gençken kök ve gövdelerini saran epidermis dokusu, zamanla parçalanır. Mantar kambiyumu; kalın, su geçirmez bir madde olan süberin (mantar özü) içeren mantar dokunun oluşmasını sağlar. Bu doku; bitkiyi mekanik etkilerden, aşırı su kaybından korur. Mantar kambiyumu ve mantar dokunun birlikte oluşturduğu tabakaya periderm denir. Kök ve gövdenin iç kısmında bulunan hücrelerde gaz alışverişinin gerçekleşmesi için peridermin üzerinde lentisel (kovucuk) adı verilen açıklıklar oluşur.

Bitkilerde metabolizma faaliyetleri sonucu oluşan bazı maddeler (güzel kokulu uçucu yağlar, şekerli sıvılar vb.), salgılar hâlinde ya hücre içinde depolanır ya da hücreden dışarı atılır. Bitkilerde metabolizma sonucu oluşan bu ürünleri depolayan ya da dışarı veren salgı sistemi; salgı hücreleri, salgı cepleri ve salgı kanalları gibi yapılardan oluşur. Salgı üreten hücreler bol sitoplazmalı ve golgi organeli bakımından da oldukça zengindirler. Bu salgıların çok önemli görevleri vardır. Örneğin; reçine, bitkiyi zararlı mikroorganizmalardan koruyan antiseptik maddeler içerir. Çiçeklerde bulunan kokulu salgılar, böcekleri çekerek bitkinin tozlaşmasına yardımcı olur.

 

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir