Bitkiler, Damarlı – Damarsız ve Tohumlu – Tohumsuz Bitkiler
  1. Anasayfa
  2. Bitki Biyolojisi

Bitkiler, Damarlı – Damarsız ve Tohumlu – Tohumsuz Bitkiler

0

Dünyada yaşam 3 milyar yıl öncesinde vardı. Ozon tabakasının oluşmasıyla karalarda yaşam 430 milyon yıl önce başladı. Su kenarlarındaki çamurlarda yaşamaya başlayan bitkiler kara yaşamına uyum sağlayan ilk türler oldu. Sulardan karaya geçiş bu canlılara bazı üstünlükler kazandırdı.

Karasal ortam bitkilerinin fotosentez için daha fazla güneş ışığı, karbon dioksit ve inorganik maddeyi elde edebilmelerini sağladı. Ancak bu ortam bitkiler için bazı sorunlara da yol açtı. Karadaki bitkiler suyun buharlaşması nedeniyle kurumaya açık hâle geldi. Bu sorunun üstesinden gelmek için bazı bitkilerin yaprak yüzeyi su kaybını önleyen mumsu kütiküla ile kaplandı.

Yaprak yüzeyinde gaz değişimini sağlayan gözenekler farklılaştı. Bazı bitki türlerinde su ve besin maddelerini taşıyan borulardan oluşan iletim demetleri damarları oluşturdu. İletim demeti bitkide madde taşınmasını kolaylaştırdı. Aynı zamanda bitkilere desteklik sağladı.

Karaya uyum sağlayan bitkilerde üreme hücrelerini kurumaya karşı korumak için spor (koruyucu bir tabaka ile kaplı ve üreme hücresini içeren yapılar) gelişti. Sporlar uzak bölgelere taşınarak bitkilerin o bölgede yayılmasını sağladı. Daha sonra bitkilerde tohumlar oluştu. Tohumlar bitkilerin karalarda yayılmasında sporlardan daha etkili oldu.

Bitkiler ökaryot hücre yapısına sahip çok hücreli canlılardır. Ototrof, iyi gelişmiş bir organizasyona sahip canlı olan bitkiler toprağa bağlı olarak yaşar.

Bitkilerin en önemli özelliği klorofil içermeleridir. Klorofilleri sayesinde ışık enerjisini kullanarak inorganik maddelerden organik madde üretirler. Böylece kendi besinlerini kendileri sentezlerler.

Tohumlu bir bitkinin temel kısımları
Tohumlu bir bitkinin temel kısımları

Bitkiler, damarsız tohumsuz, damarlı tohumsuz ve damarlı tohumlu olmak üzere üç gruba ayrılır.

Damarsız Tohumsuz Bitkiler

Bu grupta yapılarındaki gelişmişlik düzeyine göre ciğer otları, boynuzlu ciğer otları ve kara yosunları yer alır. Ciğer otları çoğunlukla nemli topraklarda, kayalarda ve ağaç kütükleri üzerinde yaşar. Ciğer otları ince ve yapraksı yapılardan oluşur. Bu yapılar toprak yüzeyinden suyun alınmasını sağlar. Bunların üzerinde sperm ve yumurtanın üretildiği şemsiye benzeri yapılar gelişmiştir.

Damarsız tohumsuz bitki örnekleri
Damarsız tohumsuz bitki örnekleri

Boynuzlu ciğer otları görünüş olarak ciğer otlarına çok benzer. Bu bitkiler de nemin yüksek olduğu bölgelerde yaşar. Spor oluşturan yapıları boynuza benzetildiğinden boynuzlu ciğer otları olarak adlandırılır.

Nemli topraklarda yaşayan kara yosunlarını çevremizde sıklıkla görebiliriz. Kara yosunları topraktaki su ve minerali rizoit denilen ipliksi yapılarıyla alır. Eşeyli ve eşeysiz üreme evrelerinin birbirini takip etmesi şeklinde ürer. Başlangıçta yeşil olan kara yosunları sporların olgunlaşmasıyla kahverengi olur. Kara yosunları ılıman ve tropik ormanlarda farklı türler bakımından yaygın olduğundan çeşitli hayvan türleri için habitat oluşturur. Bazı kara yosunları ise çöl yaşamına uyum sağlamıştır.

Damarlı Tohumsuz Bitkiler

Damarlı bitkilerde topraktan alınan su ve mineral tuzları yapraklara, yapraklarda üretilen besinler bitkinin diğer bölümlerine özel bir taşıma sistemi olan damarlarla iletilir. Bu bitkilerin gerçek kök, gövde ve yaprakları vardır. Damarlı bitkiler damarlı tohumsuz bitkiler ve damarlı tohumlu bitkiler olmak üzere iki grupta incelenir.

Ilık ve nemli bölgelerde yaşar. Rizom adı verilen toprak altı gövdelere sahiptir. Tohumları yoktur. Sporla çoğalır. Üremeleri eşeyli ve eşeysiz üremenin birbirini takip etmesi şeklindedir. Damarlı tohumsuz bitkilere kibrit otları, atkuyrukları ve eğrelti otu örnek verilebilir.

Damarlı tohumsuz bitkiler yaklaşık 290-360 milyon yıl önce geniş ormanlık alanlar oluşturmuştur. Bu bölgeler zamanla suyla kaplanarak bataklıklara dönüşmüş, yer kabuğu hareketleri, ısı ve basıncın etkisiyle de kömür yatakları oluşmuştur.

Damarlı Tohumlu Bitkiler

Damarlı tohumlu bitkilerde gerçek kök, gövde ve yaprak görülür. Genellikle karasal ortamlarda yaşar. Eşeyli ya da eşeysiz ürer. Tohum oluşturur.

Tohum yapısına göre açık tohumlu ve kapalı tohumlu olarak iki grupta incelenir.

Açık Tohumlu Bitkiler

Çoğunlukla ağaç, ağaççık ya da çalı biçiminde bitkilerdir. Yaprakları çoğunlukla iğnemsidir. Pulsu ve şeritsi vb. tip yapraklı olanları da vardır. Gerçek çiçekleri yoktur. Genellikle rüzgârla tozlaşırlar. Tohum bir örtüyle kaplanmamıştır. Tohum meyve içinde değil, kozalak yapraklarının altında, açıkta bulunur. Bu nedenle açık tohumlu denir. Kozalaklılar açık tohumlu bitkilerin en iyi örnekleridir.

Çam, ardıç, ladin, köknar, sedir, servi açık tohumlu kozalaklı bitkilerdendir. Sekoya, ginkgo ise diğer açık tohumlu bitki örnekleridir.

Açık tohumlu bitki örnekleri
Açık tohumlu bitki örnekleri

Kapalı Tohumlu Bitkiler

Bitkiler âleminin en geniş grubunu kapalı tohumlu bitkiler oluşturur. Yapıları bakımından yeryüzünün en gelişmiş bitkileridir. Gerçek çiçek, meyve ve tohumları vardır. Tohum, yumurtalık içinde yer alır. Yumurtalık gelişerek meyveyi oluşturur.

Kapalı tohumlu bikiler tohumdaki çenek sayısına göre tek çenekli ve çift çenekli olarak ikiye ayrılır. Çenek, (kotiledon) tohumlu bitki embriyosunun oluşturduğu ilk yapraktır.

Tek ve çift çenekli bitkiler yaprak damarları ve kökleri bakımından bazı ayırt edici özellikler gösterirler.

Bitkide damarlarına göre yaprak ve yapısına göre kök çeşitleri
Bitkide damarlarına göre yaprak ve yapısına göre kök çeşitleri

Bitkide yaprak damarlarının kalınlığı birbirine yakın, paralel ve düz çizgi hâlinde bulunuyorsa bu yapraklara paralel damarlı denir.

Yaprağın ortasındaki ana damardan daha ince ve yaprağın her yönüne yan damarlar ayrılıyorsa bu yapraklara ağsı damarlı denir.

Gövdeden birden fazla eşit kalınlıkta kök çıkıyorsa bu saçak köktür. Gövdeden kalın bir ana kök, ana köke bağlı daha ince yan kökler çıkıyorsa buna da kazık kök denir.

Tek Çenekli Bitkiler (Monokotiledon)

Çoğunlukla tek yıllık, otsu bitkilerdir. Gövdelerinde kalınlaşmayı sağlayan büyüme dokusu bulunmaz. Bu yüzden gövdeleri genellikle incedir. Genellikle yaprakları ince, uzun ve paralel damarlıdır. Kökleri de genellikle saçak köktür.

Ekonomik önemi olan buğday, palmiye, muz, zencefil, zambak, lale, orkide, pırasa vb. bitkiler tek çenekli bitkilerdendir.

Tek çenekli bitki örnekleri
Tek çenekli bitki örnekleri

Çift Çenekli Bitkiler (Dikotiledon)

Tek yıllık ya da çok yıllık çiçekli bitkilerdir. Bazıları otsu, bazıları odunsu gövdelidir. Gövdelerinde enine büyümeyi sağlayan büyüme dokusu bulunur. Bu yüzden gövdeleri kalınlaşabilir. Embriyolarında iki çenek vardır. Yaprakları ağsı damarlıdır. Yaprak gövdeye yaprak sapı ile bağlanır. Kökleri kazık kök yapısındadır.

Bitkiler, fotosentez ile organik bileşikleri sentezleyip depolayarak insan ve hayvanların temel besin kaynağını oluşturur. Sofralarımızdan eksik etmediğimiz ekmek çoğunlukla buğday unundan yapılmaktadır. Önemli bir besin olan balın yapısına katılan bal özü, bal şebnemi, meyve özsuları, çiçek tozu (polen), uçucu yağlar bitkilerden elde edilmektedir.

Çift çenekli bitki örnekleri
Çift çenekli bitki örnekleri

Beslenme ve bazı sanayi dallarında önemli olan yağ; zeytin, ayçiçeği, pamuk, susam vb. yağ bitkilerinden elde edilir. Ayrıca soya fasulyesi, yer fıstığı, hint yağı, lavanta, gül gibi bitkilerin tohumları ekonomik önemi olan yağlar içerir.

Adaçayı, ıhlamur, nane gibi bitkilerin çiçek ve yaprakları evlerde bitki çayı olarak; kırmızı çiçekli yüksük otu, eğrelti otu, siyah ban otu gibi tıbbi bitkiler de ilaç yapımında kullanılır.

Bazı bitkilerden selüloz ve kâğıt sanayiinde yararlanılır. En önemli selüloz kaynağı, iğne yapraklı bitkilerdir. Ayçiçeği, mısır, buğday, arpa, yulaf, tütün, pamuk gibi bitkiler de önemli selüloz kaynağıdır. Pamuk, keten, kenevir, ebegümeci gibi bitkiler tekstil sanayisinde yararlanılan lifli bitkilerdir. Evlerimizde ve parklarda süs bitkilerinden de yararlanırız.

Bitkilerin üretilmesi sırasında verimi artırmak amacıyla kullanılan gübrelerden nitratlı, fosforlu, potasyumlu bileşikler bitkiler yoluyla insanlara geçebilir. Bu maddeler böbrek, karaciğer, kemik, akciğer vb. organlarda hastalık ve kansere yol açabilir. Ayrıca çinko fazlalığı kansere ve solunum yolu hastalıklarına, bakır fazlalığı siroza neden olabilir.

Zararlı canlılarla mücadelede kullanılan pestisitler karın ağrısı, baş dönmesi, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, deri ve göz sorunlarına neden olmaktadır.

Tüketilen besinin üzerinde ve içindeki kalıntılar nedeniyle uzun süre pestisitlere maruz kalındığında ortaya çıkan solunum yolu hastalıkları, kanser, depresyon, doğum kusurları vb. ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı yapılan bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.

Bitkilerin bilimsel sınıflandırılmasını ve bu sınıflandırmanın temel özelliklerini öğrendiniz. Bitkiler farklı özellikleri ile yaşamımızı birçok yönden etkiler. Bu etkilerinin neler olabileceğini bir araştırma ödevi ile öğrenebilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir