Funguslarda Somatik Yapılar

Funguslardaki vücut yapısına Tallus veya Soma adı verilir. Somatik yapılar, basitten daha karmaşıklara doğru oldukça değişiklik arz eder. Gerçek funguslarda somatik yapı hypha (hif) adı verilen ipliksi yapılardan oluşur. Bir hif; içerisinde sitoplazma bulunan, ince çeperli, boru şeklinde ipliksi bir yapıdır. Hifler genellikle bölmelidir ve bu bölmelere septum (çoğ., septa) adı verilir. Bazı funguslarda septa bulunmaz ve hif içinde pek çok çekirdek bulunur. Böyle hiflere coenocytic hif adı verilir. Bunların içindeki çekirdekler belirli aralıklarla yer alırlar.

Septum yapısı genelde 2 tipte oluşur. Bunlar primer ve adventif septum’lar dır. Primer septum’lar gerçek mayoz ve mitoz bölünmeleriyle ilişkili olarak oluşurlar ve oluşan yavru çekirdekleri birbirinden ayırırlar. Adventif septum’lar da ise böyle bir durum söz konusu değildir. Bunlar hif sitoplazmasındaki lokal konsantrasyonlardaki değişikliklerle oluşur. Aslında gerçek bir bölme değildir, sitoplazmanın yoğunluk farklılıklarının karşılaştığı bölgelerdir. Bu nedenle hif içerisinde bir yerden diğer bir yere hareket edebilirler (Talbot, 1971).

Septum’lar; hiflere yapısal destek sağlarlar, hifin bir kısmı zarar gördüğü zaman ilk savunma hattı olarak hizmet ederler. Septum’ larda yer alan delikler (pore) bölmeler arasındaki sitoplasmik akımı sağlarlar. Değişik fungus gruplarında farklı tiplerde septum vardır. Bunlar;

Ascomycota ve bazı mitosporic fungus’lar; Bu funguslarda hifler belirli aralıklarla delikli septum’lar içerirler. Bu septum nispeten büyük bir deliği olan (50-500 nm) bir ara bölme halindedir. Bu delik çekirdeklerin hücreler arasında hareketini sağlar.

Sitoplasmik akım aynı zamanda fungus hiflerinde mevcut olan apical dominansı sağlar. Yani besin ve gerekli enzimlerin büyüme noktasına taşınmalarını sağlar. Bu septum tipi bazı basidiomycota bireylerinde de görülür. Septum ile birlikte bulunan ve proteinden oluşan Woronin bünyeleri, sitoplasmik hareketi engellemez, gerektiğinde deliği kapar. Tüm ascomycota bireyleri Woronin bünyeleri içermezler.

Birçok mitosporic funguslar yukarıda belirtilen, ascomycota’ da görülen yapıda septum içerirler, ancak diğer bazıları aşağıda görülen çok delikli septum içerirler.

Her bir septum’daki delik sayısı en fazla yaklaşık 50 kadar olabilir. Bu septum’da sitoplasmic akımı sağlar ama iri delikli olanlar kadar etkili olmaz.

Basidiomycota’ da genellikle farklı bir septum tipi görülür. Bu septum’a Dolipore septum adı verilir.

Her bir septum’un deliğinin her iki etrafında bir şişkinlik bulunur. Bu şişkinliğin etrafında da yarı küremsi, delikli bir şapka (parenthosome) vardır. Bu delikli parenthesome sitoplazmik sürekliliği sağlar ama büyük organellerin hareketini engeller.

Oomycota ve Zygomycota bölümlerinde septum’larda delik yoktur. Aslında bu gruplarda düzenli septum oluşmaz, septum ancak mycelium’ da zarar görmüş kısımları ayırmak için ve de somatik hiflerden üretken yapıları ayırmak için oluşur.

Eşeyli ve eşeysiz çoğalma organlarına (üreme organlarına ) Fruktifikasyon organları adı verilir. Bazı funguslarda tallus bir protoplazma kitlesinden ibarettir. Bu kitlenin gerçek bir çeperi yoktur, hyaloplasma formundadır (renksizdir). Bu yapıya Plasmodium adı verilir. Bu en basit, en ilkel tallus yapısıdır (Talbot, 1971).

Yüksek fungusların ilkel bazı üyelerinde somatik yapı tek bir hücreden oluşabilir. Mayalar tomurcuklanmak suretiyle yeni hücreler oluştururlar. Bu esnada oluşan tomurcuklar belli bir süre birbirinden kopmadan zincir gibi kalırlar. Bu yapı mikroskop altında bölmeli bir hifi andırır, o nedenle bu yapıya Pseudohypha (Yalancı hif) adı verilmektedir.

Fungusların hifleri bulundukları ortamda dallanarak hif yumağı oluştururlar, buna mycelium (= yoğun hif kümesi) adı verilir. Bazı funguslar konukçularına geçtiklerinde mycelium şeklinde bir tallus oluştururken, yapay ortamlara ekilirlerse maya benzeri bir gelişme gösterirler (hif veya misel oluşturmazlar). Bunlara Dimorphic funguslar denir. Yani gelişmeleri ortama göre farklılık gösterir. Örneğin Taphrina deformans.

Birçok fungusta somatik yapının (tallus) belirli bir kısmı vegetatif olarak gelişirken diğer kısmı generatif devreye dönüşür. Yani aynı anda thallus üzerinde hem generatif hem de vegetatif yapı görülür. Böyle funguslara Eucarpic funguslar denir.

Bazılarında ise somatik yapı belli bir dönemde tamamen vegetatif iken şartlar gereği başka bir dönemde tamamen generatif bir yapıya dönüşür. Yani aynı tallus üzerinde hem vegetatif hem de generatif yapıyı görmek imkansızdır. Bunlara Holocarpic funguslar denilir.

Eucarpic funguslar, holocarpic funguslara göre daha mütekamildirler. Yani daha gelişmişlerdir.

Bölmeli hiflerde iki bölme arası bir fungus hücresini ifade eder. Bir fungus hücresi elektron mikroskobu altında incelenecek olursa; en dışta hücre duvarının bulunduğu görülür. Hücre duvarı 2 veya daha fazla tabakadan oluşmuştur, sitoplazmayı çepeçevre sarar.

Fungus hücre duvarı; altındaki protoplasma’yı korur, fungal hücre veya hypha’ nın şeklini belirler, fungus ve çevresi arasında bir ara yüzey oluşturur, bazı enzimlerin bağlanma noktasını oluşturur,  antijenik yapı taşları içerir.

Hücre duvarının kimyasal yapısı; chitin (bazılarında ise seluloz) den ibaret polimerik fibriller; glucan, protein, lipid ve mannose, galactose, fucose ve xylose’dan ibaret olan heteropolimerler (karışık polimerler) den ibaret olan amorph matriks yapı taşlarından oluşur. Bu yapı taşları tipi ve miktarları farklı fungus grupları arasında değişiklik gösterir.

Hücre duvarı yapı taşlarının düzenlenmesi genelde aşağıdaki gibi olmaktadır.

Hücre duvarının altında 2 katmandan oluşan “plasma mebrane” olarak da adlandırılan hücre zarı bulunur. Hücre zarı sitoplazmayı kuşatır, bunun sitoplazma içerisine doğru yaptığı cep biçimindeki oyuklara Lomasome adı verilir.

You may also like...