Popülasyon Büyümesine Etki Eden Etmenler

Popülasyonların büyümesi iç ve dış olarak gruplandırılabilecek faktörlere bağlı olarak değişir. İç faktörler popülasyona dahil olan canlı türleri ile ilgili iken, dış faktörler daha çok onları çevreleyen ekolojik faktörler ile ilgilidir.

İç Etmenler

Canlı türlerinin iç güdüsel ve sosyal davranışları ile doğum oranları, genetik özellikleri ve ölüm oranları popülasyon büyümesini etkileyen iç etmenlerdendir. Aslında iç güdüsel ve sosyal davranışlar, doğum oranını etkileyerek popülasyonun geleceğini belirler. Canlı türleri bir arada bulunma, avlanma, korunma gibi sosyal davranışları ile diğer canlı türleri ile ilişkiye girer. Bunu takip eden süreçte içgüdüleri sayesinde beslenir, büyüyerek gelişir ve üreme eylemini gerçekleştirir.

Doğum, popülasyondaki canlı türüne katılan birey sayısını ifade eder. Daha öncede belirtildiği gibi canlı türleri arasında farklı doğum oranları mevcuttur. Örneğin; bir anda 16 yavru dünyaya getirebilen kediye göre insanoğlu bu sayıya ulaşamaz. Canlıların doğumdan sonra hızla büyümeleri de popülasyondaki birey sayısının artmasını sağlayıcı bir faktördür. Çünkü hızla üreme çağına gelen her canlı, popülasyona yeni bir canlıyı katar.

Büyüyen popülasyonlarda yaş dağılımı da önemli bir değişkendir. Popülasyon eğer gelişmekte ise genç yaştaki canlı sayısı, yetişkin ve yaşlı canlı sayısından fazladır. Küçülen popülasyonlarda ise genç canlı sayısı, yetişkin ve yaşlı canlı sayısından azdır. Bu durumda popülasyonda, ilerleyen zamanla beraber canlı sayısında azalma beklenir.

Popülasyondaki yaş dağılımı

Popülasyondaki yaş dağılımı

Yukarıdaki 1. şekilde görüldüğü gibi; popülasyonda genç canlılar fazla ise üretkenlik fazla olacak ve dolayısı ile popülasyonda gelişme gözlenecektir. Aksi durumu simgeleyen 2. şekilde ise; yaşlı nüfusu fazla olduğundan üretkenlik azalacak ve sonuçta gerileme ve birey sayısında azalma gerçekleşecektir.

Ölüm oranı da popülasyon büyümesini olumsuz etkileyen bir faktördür. Eğer bir popülasyon doğum oranına göre fazla bir ölüm oranına sahip ise büyüme geriler. Ölüm oranı fazla iken doğum oranı da fazla ise popülasyon büyümesinden söz edilebilir.

Dış Etmenler

Popülasyonların büyüme hızlarını, o popülasyondaki canlı türlerinin isteği dışında gerçekleşen çevresel faktörler de etkiler. Bu faktörler; büyük afetler, besin bulunamamasına dayanan kıtlık, savaşlar, göç ve karbondioksit, oksijen, su, ısı gibi çevresel elemanlar ile mevsimsel farklılıklardan oluşur.

Göçler; popülasyonun büyümesini iki farklı şekilde etkiler. Eğer bir popülasyon göç alıyorsa yani popülasyona yeni bireyler katılıyorsa birey sayısı artacağından büyüme hızlanır. Eğer göç veriliyorsa birey sayısı azalacağından büyüme hızı geriler. Canlı türlerinin göç etmesinin en büyük nedeni çevresel faktörlerdir. Örneğin leyleklerin havaların soğuması ile daha ılıman bölgelere gitmeleri vb. Bu durumda leylekler, gittikleri popülasyonlardaki büyüme hızını arttır. Yine büyük orman yangınlarında hayatlarını kurtaran canlılar, kendilerine uygun yeni yaşam alanlarına gider ve oradaki popülasyonu hareketlendirir. Ayrıca savaşlar ve büyük afetler sonucunda da besin sıkıntısı çeken canlı türleri çareyi göç etmekte bulur.

Canlı türlerinin göç etmesinin en büyük nedeni çevresel faktörler

Canlı türlerinin göç etmesinin en büyük nedeni çevresel faktörler

İnsan popülasyonlarının büyüme hızlarında göçlerin büyük payı vardır. İnsanlar, yeni iş olanakları, ulaşım kolaylığı, iklim şartları ve sosyal nedenlerden dolayı göç edebilir. Aslında insanlar da diğer canlı türlerinde olduğu gibi besin bulma, barınma ve uygun iklim şartları bulabilmek için göç ederler.

İnsanlar, diğer canlı popülasyonlarının büyüme hızlarını etkileyebilmektedir. Örneğin, çeşitli kimyasallar kullanarak böcek popülasyon büyümelerini engelleyebilir, yine bazı müdahaleler ile de tavuk popülasyon büyümelerini arttırabilir.

Kaynakların bilinçsiz kullanımı ve kullanılan kimyasal ya da katı atıkların doğaya salınması sonucunda ekolojik denge bozulur. Bunun sonucunda popülasyonların yaşadığı coğrafi bölgelerde ısı, hava ve iklimsel değişimler gibi farklılıklar doğar. Bu farklılıklara uyum gösteremeyen canlı türleri de zamanla yok olarak popülasyon büyümesini azaltır.

Çevrenin Taşıma Gücü

Çevrenin taşıma gücü; popülasyondaki canlıların yaşamasına olanak sağlayacak besin ve barınma gibi çevresel faktörlerin miktarını ifade eder. Örneğin bir göl, küçük bir dereye karşı daha fazla taşıma gücüne sahiptir. Dolayısı ile göl bir çok popülasyona ev sahipliği yapabileceği gibi popülasyonların büyümesine de dereden daha fazla imkân sağlayacaktır. Taşıma gücü yetersiz olduğunda kaynak kıtlığı çekileceğinden göç ya da ölüm kaçınılmaz olur. Sözünü etiğimiz bu derede popülasyon çeşitliliği ve hızı artar ise taşıma gücü yetersiz kalacaktır. Örneğin, deredeki balık nüfusundaki hızlı artış balıkların besin bulmasına engel olabilir.

Doğumlar, taşıma gücüne azaltıcı etki yapmaktadır. Ancak taşıma gücü yeterli ise doğum oranı popülasyonu büyütecek niteliktedir. Çevrenin popülasyonları taşıma kapasitesi, bazen insan kaynaklı nedenler ile bazen de doğal afetler ile azalabilir. Örneğin insanların barınaklar yapmak için kestiği ağaçlar orman ekosisteminin dengesini bozarak çevrenin taşıma gücünü azaltacak ve buradaki popülasyonları tehlikeye sokacaktır.

İnsan Popülasyonu ve Nüfus Artışı

İnsan popülasyonu, aynı coğrafi bölgelerde yaşayan insanların oluşturduğu topluluklardır. Diğer canlı türleri, özellikle de mikroorganizma ve böcekler ile karşılaştırıldığında daha yavaş bir büyüme grafiği görülür. Çünkü insanlar, diğer canlılara göre daha yavaş büyüyerek üreme çağına gelirler, aynı zamanda doğumda onlarca canlı dünyaya getirmez. İnsan popülasyonu yavaş olmasına rağmen kararlı bir şekilde gelişir. Bunun en büyük kanıtı 18. yy’da 1 milyar civarında olan dünya nüfusunun bugün 6 milyarı aşmış olmasıdır. İnsan popülasyonlarının bu şekilde süreklilik göstererek büyümelerinin en önemli sebebi; insanoğlunun teknolojik gelişmeleri kullanarak çevre şartlarına hükmedebilmesidir. İnsanlar var olduklarından beri çevre elemanlarını kendi yaşam olanaklarına uydurmayı çoğunlukla becerebilmiş, bu yüzden de dünyadaki en gelişmiş canlı olmuşlardır.

İnsan popülasyonlarının büyümeleri daha çok nüfus artışı olarak ifade edilir. Dünyanın her yerinde nüfus artışı aynı oranda değildir. Farklı coğrafi alanlarda farklı büyüme hareketleri görülür. Örneğin Asya kıtası, insan popülasyonu açısından hızla büyürken Avrupa kıtası için aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Bu faklılık gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler bazında gruplandırıldığında sonuç çok daha açıktır.

Gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde doğum ve ölüm oranı fazladır. Gelişmiş ülkelerde ise doğum ve ölüm oranı paralellik göstererek azalır. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki doğum ve ölüm oranlarının fazla olmasının en büyük nedeni, tıp ve teknoloji alanındaki gelişmelerin yavaş yol almasıdır. İran ve Hindistan bu ülkelere örnek olarak verilebilir. İsveç ve İngiltere ise doğum ve ölüm oranları arasındaki denge nedeni ile nüfus açısından gelişmiş ülkelerden sayılır.

İnsan popülasyonunun dünya üzerindeki büyüme hızı dağılımı

İnsan popülasyonunun dünya üzerindeki büyüme hızı dağılımı

İnsan popülasyonundaki bu yavaş ancak sürekli büyüme beraberinde ekolojik sorunları da getirmektedir. Çünkü dünya nüfusuna katılan her birey fazladan su, ağaç ve oksijen gibi doğal kaynakların kullanımını; aynı zamanda ekosisteme fazladan kimyasal ve katı atık birikimini ifade eder. İnsanların barınmak için ormanlardaki ağaçları kesmeleri ve beslenmeleri için ormanları tarlalara çevirmeleri orman ekosistemini bozmaktadır. Bunun yanında artan nüfus; insanların akarsu, göl, deniz gibi su biyomlarındaki canlıları besin olarak tüketilmelerini artırabilir. Bu durumda su biyomlarınının ekolojik dengesi de bozulacaktır. Sonuç olarak artan nüfus, dünyamızdaki doğal kaynaklar üzerinde ciddi bir baskı oluşturur. Bu yüzden kontrol altına alınıp insanlar bilinçlendirilmelidir.

Doğal kaynakların azalmasının en büyük nedeni, insan popülasyon büyümesi olarak bilinse de insanların psikolojik davranışları da kaynakları azaltmaya yöneliktir. Günümüzde insanlar, doyumsuzlaşmış ve aşırı tüketme arzusu ile orman, su, tarla ve bunun gibi birçok ekosistemi bozucu davranışlarda bulunmuştur. Örneğin, gereksiz yere kullanılan her kâğıt yaprağı binlerce ağaca, yine gereksiz yere açık bırakılan musluklar su kaynaklarımızın azalmasına sebep olmaktadır. Bu yüzden nüfus artışının kontrol altına alınmasının yanında insanlar kaynak kullanımı konusunda eğitilmelidir.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir