Virüslerin Neden Olduğu Bazı Hastalıklar

Virüslerin çoğalmak için gereksinim duyduğu organizmaya konakçı denir. Virüsler; konakçı organizma olarak kullandıkları hayvanları, bitkileri, mantarları, protozoaları, arkeleri ve bakterileri enfekte ederek pek çok hastalığa sebep olmaktadır.

İnsanlarda görülen viral hastalıklar arasında; kuduz, grip, nezle, hepatit, uçuk, AIDS, kabakulak, frengi, kızamık, çiçek, sarıhumma ve viral zatürre sayılabilir. Ayrıca çeşitli kanser tipleri ile virüslerin bağlantısı olduğu da bilinmektedir.

Virüslerin neden olduğu birçok hastalığın etkin tedavi yöntemi bilinmemektedir. Viral hastalıklar, bakteriyel hastalıklar gibi antibiyotik ve diğer ilaçlarla tedavi edilememektedir. Günümüzde viral hastalıklardan sadece çiçek, çocuk felci, kuduz, hepatit gibi bazı hastalıklara karşı aşı geliştirilebilmiştir. Doğal bağışıklık, virüsler söz konusu olduğunda oldukça geç ortaya çıkmaktadır. Virüsle enfekte olmuş konak hücrenin oluşturduğu interferon proteini bu noktada çok önemlidir. İnterferon proteini konak hücreleri koruyamaz. Ancak oluşturulduğunda diğer hücrelerin reseptör bölgelerine bağlanarak viral enfeksiyonlara karşı belirli bir direncin ortaya çıkmasını sağlar.

Herhangi bir virüs, rastgele bir hücreyi çoğalmak için konakçı olarak kullanamaz. Virüsün dış yüzeyinde bulunan protein ile konakçı hücrenin zarı yüzeyinde bulunan algılayıcıların uyumlu olması gerekir. Bu nedenle insan vücuduna giren kuduz virüsü sadece sinir hücrelerini, hepatit virüsü karaciğer hücrelerini, grip ve nezle virüsü üst solunum yolu organlarının hücrelerini, HIV virüsü bağışıklığı sağlayan hücreleri konakçı olarak kullanır. İnsanlarda virüslerin neden olduğu bazı hastalıklar hakkında bilgiler aşağıda verilmiştir.

Uçuk: Bu hastalık Herpes simpleks (HSV) virüsü tarafından oluşturulur. Herpes simpleks virüsünün sekiz tipi vardır. Ancak bunlardan özellikle üç tanesine daha sık rastlanmaktadır. Örneğin HSV-1 daha çok ağız, burun ve çevresinde izlenirken; HSV-2 genital bölgede yerleşmektedir. Sonuçta cilt ve mukozalarda gözlenen içi su dolu keselerden ibaret, bulaşıcı bir hastalığa neden olur. HSV-3 ise sinir hücrelerine yerleşerek zona denilen rahatsızlığa yol açar. HSV-3, diğerlerinden farklı olarak enfeksiyon bölgesinde kızarıklık ve iğne batması şeklinde hissedilen şiddetli ağrı yapar.

Uçuk

Uçuk

Herpes simplex virüsü temasla bulaşır. Örneğin havlu gibi bazı özel eşyaların, aynı kişiler tarafından kullanılması sonucunda virüsler; deri veya mukozalardaki çatlaklardan vücuda girer. Ardından hedef doku ve organda cilt ya da mukoza lezyonlarını oluşturmaya başlar. HSV’lerin yol açtığı bu hastalığın tedavisi mümkün değildir. Ancak bazı tedavi yaklaşımları ile virüslerin hastalık oluşturması önlenmeye ya da en azından azaltılmaya çalışılıyor. Bu nedenle öncelikle virüsü kapmamaya özen göstermek gereklidir. El ile temastan olabildiğince uzak durulmalı ve aktif lezyonların olduğu dönemde kâğıt havlu kullanımı tercih edilmelidir. Hastalığı kapma hâlinde bağışıklık sistemi güçlendirilmeli; aşırı alkol kullanımından, aşırı yorgunluktan, dengesiz beslenmeden ve stresten uzak durulmalıdır.

Kuduz: Kuduz hastalığı insanlığın tanıdığı ve korktuğu en eski hastalıklardan biridir. Birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olan kuduz hastalığının tedavisi, ancak 19. yüzyılda Pasteur tarafından geliştirilen aşı sayesinde mümkün olmuştur. Kuduz virüsü memelilerde, kanatlılarda ve insanlarda etkisini göstermektedir. Virüs hasta hayvanların salyalarıyla yayılır. Ayrıca idrar, süt, dışkı, balgam ve kanda da kuduz virüsü bulunur. İnsan vücuduna giren kuduz virüsü beyne doğru ilerler. Beyne ulaştığında ise hızla çoğalır. Günümüzde insanların kuduz hastalığından korunmasını sağlamak için kuduz aşısı, acil durumlar için geliştirilen kuduz serumu ve kuduz immunglobulini kullanılmaktadır (İmmunoglobulin, vücuda giren yabancı maddelere karşı vücudun meydana getirdiği koruyucu maddedir.). Aşılama şemasına uygun olarak yapılan aşılamayla kuduz hastalığının tedavisinde %100 oranında başarı sağlanmaktadır.

Grip: Gribe neden olan influenza virüsünün farklı türleri vardır. Grip virüsleri insanlarda olduğu gibi domuzlar, atlar, foklar ve kuşlarda da hastalık yapabilir. Grip virüsü insanda ateşe, yaygın kas ağrısına, halsizlik ve bitkinliğe neden olur. Virüsler, zaman içinde genetik yapılarında meydana gelen değişimlerle (mutasyonlarla) yeni formlar geliştirmiştir. Bu nedenle vücutta kazanılan bağışıklık, karşılaşılan yeni formlarda etkisiz kalmaktadır. Aşı, bu hastalıklardan korunmak için tercih edilebilecek bir yöntem olsa da basit bazı temizlik kurallarını uygulamak daha etkili bir korunma sağlar.

Grip Hastalığı

Grip Hastalığı

Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu (AIDS): AIDS hastalığına yol açtığı anlaşılan virüs çeşitlerinin ortak adı HIV’dir (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü). AIDS’li bir insandaki kan, plazma, idrar, ter, gözyaşı, salya, bronş sıvısı, sperm, genital sıvı, beyin-omurilik sıvısı, kemik iliği, lenf bezleri ve anne sütü HIV virüsü içerebilir. Ancak AIDS en çok kan, genital sıvılar (cinsel salgılar), doku-organ nakli ve anne sütü ile bulaşmaktadır. Diğer vücut sıvılarındaki AIDS virüs sayısı, hastalığı bulaştırmayacak kadar azdır. AIDS virüsü; T4 lenfositleri, B lenfositleri ve makrofajlar gibi bağışıklık sistemine ait bazı hücrelerin ve beyindeki sinir hücrelerinin içine girerek onları tahrip edebilir. Bunun sonucunda T4 hücrelerinin kandaki sayısı oldukça azalır. Buna karşılık bağışıklık frenleyici T8 hücrelerinin sayısı artar. Sonuç olarak hücresel ve sıvısal bağışıklık azalmış olur. Fagositoz hücreleri de görev yapmadığından vücudun kendini mikroplara ve kansere karşı savunması imkânsız hâle gelir. Bilim insanları, HIV ile mücadelede aşılar geliştirse de virüsün hızlı mutasyon geçirmesi nedeniyle tam anlamıyla başarıya ulaşılamamıştır.

Hepatit: Hepatit, karaciğer hücrelerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hastalığın en önemli nedeni virüslerdir. Hepatit hastalığının yedi türü vardır. A, E ve F tipi hepatitler; virüslerle kontamine olan su ve besin maddelerinin vücuda alınması ile oluşur. B, C, D ve G türü hepatitler ise kan, tükürük ve cinsel temas yoluyla bulaşır. Hepatit A, ülkemizde genellikle okul çağı çocuklarında sık görülür. Tuvalet hijyeni kötü olan kişilerin, yiyecek ve içeceklere dokunması sonucu kişiden kişiye bulaşır. Bu nedenle temizlik ve sağlık koşullarının yetersiz ve kötü olduğu toplu yaşanan yerlerde kolayca yayılır.

Hepatit B ve C hastalığına sebep olan virüsler sinsidir. Pek çok insan farkında olmadan bu virüsü almış olabilir ve hiçbir belirti olmaksızın bu virüsü taşıyabilir. Tedavi edilmezse her iki virüs de karaciğer sirozuna neden olabilir. Siroz ise karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanseri gibi yaşamı tehdit eden hastalıklara ya da ölüme yol açabilir. Uzun süreli hepatit B hastalığında siroz ortaya çıkmadan önce de karaciğer kanseri görülebilir. Bu virüsler kan, diğer vücut sıvıları ve cinsel temas yoluyla bir insandan diğerine bulaşabildiği gibi hepatit virüsünü taşıyan anneden bebeğine de bulaşabilir. Hepatit A ve B virüsünden korunmanın en etkili yolu aşılanmaktır. Ülkemizde çocuklara hepatit A ve hepatit B aşısı uygulanmaktadır. Hepatit C hastalığına karşı henüz bir aşı geliştirilememiştir.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir