İnsanda Embriyonik Gelişim Süreci

Yumurta ve spermin dişi vücudunda birleşmesine döllenme denir. Döllenmiş yumurtaya zigot denir. Döllenmeden sonra üst üste mitoz bölünme geçiren zigottan çok hücreli bir embriyo oluşur.

Embriyo gelişimini tamamlayarak yeni bir birey meydana getirir. Zigottan başlayıp yeni bir bireyin meydana gelmesiyle sonlanan olayların hepsine birden gelişme denir. Embriyonun gelişimi sırasında, bölünme (segmentasyon), gastrulasyon, farklılaşma ve organogenez evreleri görülür.

Embriyonun Gelişim Evreleri

1. Segmentasyon (Bölünme): Mitoz bölünme, zigot oluşumundan sonra ve canlının yaşamı boyunca devam eder. Gelişmenin başlangıcında hızlı ve birbirini takip eden mitoz bölünmeler gerçekleşir. Bu bölünmelere segmentasyon denir. Segmentasyon safhasında hücre büyümesi olmaz. Zigot, madde miktarını artırmadan gittikçe küçülen hücrelere bölünür. Segmentasyon sonucu oluşan hücrelere blastomer adı verilir. Zigotun ilk bölünmesiyle iki blastomerli yapı oluşur. Oluşan her bir blastomer tekrar ikiye bölünerek ikinin katları şeklinde 4-8-16-32 şeklinde artarak hücre topluluğunu meydana getirir. Birbiriyle aynı büyüklük ve genetik özelliklere sahip blastomerlerin oluşturduğu dut görünümündeki bu hücre topluluğuna morula denir. Morula evresinde embriyo, çok sayıda hücreden oluşmasına rağmen blastomerlerdeki toplam madde miktarı zigottakinden daha azdır. Çünkü zigot büyümeden bölünür ve yapısında bulunan vitellus (besin maddesi) hücre bölünmeleri sırasında enerji sağlamak için harcanır. Embriyonun kütlesi, döl yatağına tutunduktan sonra artmaya başlar. Moruladaki hücreler kenarlara doğru göç ederek blastula adı verilen içi boş top şeklinde bir yapı oluşturur. Bu yapının içindeki sıvı dolu boşluğa blastula boşluğu (blastosöl) denir. Birinci karın boşluğu adı da verilen blastula boşluğu geçici bir boşluktur. Daha sonraki gelişme evrelerinde bu boşluk kaybolur.

2. Gastrulasyon: Blastula evresinden geçen bir grup hücre içe doğru çökmeye başlar. Bu çökme işlemi ile birlikte ilk sindirim boşluğu oluşur. Embriyo artık iki tabakalı olur. Embiyonun dış kısmında ektoderm, iç kısımda ise hücre çöküntülerinden kaynaklanan ikinci bir tabaka olan endoderm bulunmaktadır. Ektoderm ve endoderm tabakalarından ayrılan bazı hücreler farklılaşarak üçüncü tabaka olan mezodermi oluşturur. Mezoderm gelişmesiyle ikinci vücut (karın) boşluğu oluşur. Bu evredeki yapıya gastrula denilmektedir. Gastrula oluşumuna ise gastrulasyon (tabakalaşma) denir.

3. Farklılaşma ve Organogenez: Gastrula evresinin sonlanmasıyla, organizmanın bütün doku ve organlarını meydana getirecek olan embriyo tabakalarının (endoderm, mezoderm, ektoderm) oluşumu tamamlanmıştır. Embriyonik tabakaları oluşturan hücreler daha sonra farklılaşarak doku ve organların ilk hâllerini (taslak) meydana getirir. Gebeliğin ilk üç ayında gerçekleşen bu olaya organogenez denir. Genlerin kontrolünde gerçekleşen bu olaylar hücre tabakalarının katlanması, yarılarak ayrılması ve hücrelerin yoğun olarak kümeleşmesi şeklinde olur. Bu olaylar organ oluşumunun başlangıcıdır.

Embriyonik Zarlar ve Görevleri

Embriyonun gelişmesi sırasında embriyoyu korumak, gaz alışverişi yapmak, beslenmeyi sağlamak ve atık maddeleri uzaklaştırmak için embriyonik zarlar meydana gelmiştir. Bu zarları sıralayacak olursak;

1. Amniyon: Embriyonun en iç yüzeyinde bulunan zardır. Bu zarın oluşturduğu kese içinde amniyon sıvısı bulunur. Amniyon sıvısı embriyonun kurumasını engeller. Ayrıca embriyoyu darbe ve sarsıntılara karşı korur.

2. Vitellus kesesi: Embriyonun gelişimi için ihtiyaç duyulan besin maddelerinin (vitellus) depo edildiği kesedir. İnsan ve diğer plasentalı memelilerde embriyo plasentadan beslendiği için vitellus miktarı azdır. Besinlerin, solunum gazlarının ve boşaltım atıklarının embriyo ile anne arasındaki alışverişini sağlamaktadır. Embriyo plasentaya göbek bağı ile bağlıdır.

3. Allantoyis: Embriyonun metabolik atıklarının depo edildiği yerdir. Kan damarları içeren bu zar, koriyon ile birlikte embriyonun gaz alışverişinde rol oynar. Plasentalı memelilerde embriyoda metabolizma sonucu oluşan atık maddeler göbek bağı ve plasenta aracılığıyla uzaklaştırılır. Allantoyisler göbek bağının oluşumuna katılmaktadır. Zamanla körelerek kaybolur.

4. Koriyon: Embriyonun bütün örtülerini saran en dıştaki koruyucu zardır. Bu zar, allantoyis ile birlikte gaz alışverişinde görev almaktadır. Koriyon, döl yatağına doğru ince uzantılar oluşturarak plasentanın yapısına katılır.

Hamilelikte Bebeğin Gelişimini Olumsuz Etkileyen Faktörler

Gebelik sürecinde ağrı kesici ya da antibiyotik gibi ilaçların doktor kontrolü dışında kullanılması son derece sakıncalıdır. Dolayısıyla bu dönemde zorunlu olmadıkça kimyasal ya da bitkisel ilaç kullanmamak önemlidir. Bakteri kaynaklı enfeksiyonlar gibi antibiyotik kullanımı gerektiren hastalıklarda ise antibiyotikler doktor kontrolünde kullanılmalıdır ancak antibiyotiğin türüne ve kullanım şekline doktor tarafından karar verilmelidir.

Gebelikte tehlikeli bir durum oluşturan idrar yolları enfeksiyonları, ağır geçirilen boğaz enfeksiyonları ve diş enfeksiyonu gibi durumlarda mutlaka antibiyotik tedavisi uygulanarak enfeksiyonun ortadan kaldırılması sağlanır ancak tüm bu sürecin doktor gözetiminde gerçekleştirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Hamilelik sırasında aşırı stres yaşanması; erken doğuma, bebeğin düşük doğum ağırlığında olmasına, doğum sonrası bebeklerde davranışsal sorunlara neden olabilir. Folik asit bir B grubu vitamini türüdür. Vücutta depolanmadığından her gün gereken miktarda alınması gerekir. Özellikle hamilelik döneminde bebeğin hücrelerinin gelişmesi ve vücut dokularının üretimi için önemlidir. Folik asit eksikliğinde düşük doğum ağırlıklı bebekler, nöral tüp defektleri ve annede anemi oluşur. Anne karnındaki bebeğin 4. haftasının sonuna kadar kapanması gereken nöral tüpün açık kalması sonucunda; bebeğin beyninin gelişmemesi, bebeğin kafatası kemiklerinin bir kısmının olmaması gibi olumsuz durumlar oluşabilir.

Röntgen veya tomografi filmlerine bazı sağlık durumlarında ihtiyaç duyulabilir fakat X ışınları kullanılarak çekilen bu filmler, bir yandan vücutta gelişen hastalıkların teşhis ve tedavisine katkı sağlarken, diğer yandan da ciddi şekilde radyasyon yayımına yol açar. Normal şartlarda dahi bireylere zarar veren radyasyon, gebelik sürecinde hem annenin hem de bebeğin sağlığı açısından bir hayli risk oluşturabilir.

Gebelik süresince radyasyona ya da X ışınlarına aşırı maruz kalmak anne adayında doku hasarları, bebekte ise gelişim geriliği yaşanmasına yol açabilir. Ayrıca bebekte, anne karnında birtakım anormalliklerin ve nörolojik rahatsızlıkların yanı sıra, bebek kaybına kadar birçok problemin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir ancak bu sonuçlar, anne ve bebeğin aldığı radyasyonun dozuna ve maruz kalınan radyasyonun gebeliğin hangi dönemine denk geldiğine göre de değişiklikler gösterebilir. Hamilelikte sigara kullanımı; fetüste düşük doğum ağırlığı, erken doğum, erken doğuma bağlı ölümler görülme riskini arttırır.

Ayrıca nikotinin fetüse giden kan miktarını azalttığı, karbonmonoksitin kandaki oksijen oranını azalttığı belirlenmiştir. Çocukluk döneminde sigaraya bağlı astım hastalığı görülebilir. Hamilelikte alınan alkol de plasenta aracılığı ile bebeğe ulaşır ve doğumsal anormalliklere neden olur. Hamilelik süreci bebeğin ve annenin sağlığı açısından yakından takip edilmesi gereken bir dönemdir. Anne adayları düzenli kontrolleri için doktora giderler ve burada çeşitli yöntemlerle bebek ve annenin durumu hakkında bilgi edinilir.

Ultrasonla, doğum öncesinde kalıtsal hastalıkların ve anormalliklerin belirlenmesi ve bebeğin sağlıklı gelişip gelişmediği kontrol edilir. Ultrason yönteminin hiçbir zararı yoktur ve rutin kontroller sırasında mutlaka kullanılmalıdır. Gelişim anormalliklerini erken tespit etmek, ailelerin engelli çocuk edinmelerini önleyebilir. Amniyosentez, özellikle ileri yaştaki gebeliklerde bebeğin sağlık durumu hakkında önemli bilgiler verecek girişimsel tanı testidir. Amniyosentez işlemi; gebelik süresince bebeği çevreleyen ve koruyan amniyotik sıvının test edilmek üzere veya tedavi amacıyla rahimden alınmasıdır.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir