Endokrin Bezler

Endokrin bezler, ürettiği salgıyı doğrudan kana veren, bu yüzden iç salgı bezi de denen bezlerdir. Bu bezlerin ürettiği salgıya hormon adı verilir. Hormonlar kan ile taşınarak belirli hücreleri uyarır. Bu hücrelere hedef hücre denir. Hedef hücrede hormona özgü reseptör adı verilen proteinler vardır. Böylece hormonlar kan ile tüm vücuda dağıldıkları hâlde sadece hedef hücrelere etki eder. Hormonlar canlıda kararlı bir iç dengenin (homeostasi) oluşturulmasını ve yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesini sağlar.

İnsan vücudunda yer alan endokrin bezler şunlardır:

1. Hipofiz
2. Tiroit
3. Paratiroit
4. Böbrek üstü bezleri
5. Pankreas
6. Eşeysel bezler (yumurtalık ve testis)

Hipofiz

Hipofiz; ara beyinde bulunan bir bezdir. Salgıladığı hormonlarla diğer endokrin bezlerin çalışmasını kontrol eder. Ön ve arka olmak üzere iki loptan oluşur. Bu loplardan salgılanan hormonlar tablodaki gibidir.

Hipofiz bezinin ön lop hormonları: Büyüme hormonu (STH), Tiroit uyarıcı hormon (TSH), Adrenokortikotropik hormon (ACTH), Folikül uyarıcı hormon (FSH), Lüteinleştirici hormon (LH), Prolaktin Melanosit uyarıcı hormon (MSH)

Hipofiz bezinin arka lop hormonları: Antidiüretik hormon = (ADH=Vasopressin), Oksitosin

Hipofiz Bezinin Ön Lobundan Salgılanan Hormonlar

Büyüme hormonu (STH): Büyümeyi sağlayan hormondur. Bu hormonun etkisiyle kaslar, kemikler büyür ve gelişir. Büyüme döneminde fazla salgılanması devliğe, az salgılanması cüceliğe neden olur. Yetişkinlikte fazla salgılanması el, ayak ve kafatası kemiklerinde orantısız büyümeye neden olur. Bu rahatsızlığa akromegali adı verilir.

Tiroit uyarıcı hormon (TSH): Tiroit bezinin gelişimini ve çalışmasını düzenler.

Adrenokortikotropik hormon (ACTH): Böbrek üstü bezinin kabuk kısmını uyarır ve buradan hormonların salgılanmasını sağlar.

Folikül uyarıcı hormon (FSH): Yumurtalık ve testisleri uyararak çalışmasını düzenler. Dişide yumurta oluşumunu ve östrojen üretilmesini, erkeklerde sperm üretilmesini sağlar.

Lüteinleştirici hormon (LH): Dişide yumurtanın serbest bırakılmasını sağlar. Yumurtanın serbest kalmasından sonra yumurtanın içinde geliştiği keseciğin sarı cisim (korpus luteum) adı verilen yapıya dönüşmesinde görevlidir. LH sarı cisimden ösrtojen ve progesteron hormonu salgılanmasını da sağlar. Erkekte testislerden testesteron hormonu salgılanmasını uyarır.

Luteotropik hormon (LTH): Diğer adı prolaktin olan bu hormon sadece dişilerde bulunur. Hamilelik sırasında süt bezlerinin gelişmesini ve süt oluşmasını sağlar. Ayrıca annelik içgüdüsünün ortaya çıkmasında da etkilidir.

Melanosit uyarıcı hormon (MSH): MSH, derideki melanosit hücrelerini uyararak deriye renk veren melanin pigmentinin sentezini sağlar.

Hipofiz Bezinin Arka Lobundan Salgılanan Hormonlar

Antidiüretik hormon (ADH, Vazopressin): Böbreklerden suyun geri emilimini sağlayarak kandaki su miktarını düzenleyen hormondur. Kandaki su miktarı azalıp madde yoğunluğu arttığında beynin ilgili bölümünden hipofizin arka lobunu uyaran maddeler salınır. Hipofizin arka lobundan da ADH salınır. ADH böbreklerden suyun geri emilimini arttırarak kandaki su miktarının normale dönmesini sağlar. Kandaki su miktarı artıp madde yoğunluğu azaldığında ise hipofizden ADH salınımı azalır. ADH’ın azalması böbreklerden suyun geri emilimini azaltır. Fazla su idrarla dışarı atılır. Böylece kandaki su miktarı normale döner. ADH eksikliği şekersiz şeker hastalığı denilen bir hastalığa neden olur. Bu hastalıkta böbreklerden suyun geri emilimi azaldığı için aşırı su kaybı oluşur. Bu yüzden kişi çok sık idrara çıkar ve çok fazla su içer. Bunlar şeker hastalığının belirtilerine benzediği için bu rahatsızlığa şekersiz şeker hastalığı denir.

Oksitosin: Rahim kaslarının kasılmasını sağlayarak doğumu kolaylaştırır. Ayrıca doğum sonrasında meme bezlerinden süt salgılanmasını sağlar.

Tiroit

Gırtlağın hemen altında, soluk borusunun sağında ve solunda yer alan iki parçalı bir bezdir. Tiroit bezinden tiroksin ve kalsitonin hormonları salgılanır.

a. Tiroksin: Metabolizmanın ayarlanmasında, büyüme ve gelişmenin düzenlenmesinde etkili olan bir hormondur. Sentezi için iyot gereklidir. İyot eksikliğinde yeterli tiroksin hormonu üretilemez. Kandaki tiroksin hormonunun azalması beynin ilgili bölümünü uyarır, bu bölümde hipofiz bezini uyarır. Hipofiz bezi de TSH salgısını artırır. TSH kan yolu ile tiroit bezine ulaşarak tiroid bezini tiroksin hormonu üretmesi için uyarır. Tiroit bezi normalden fazla uyarılır buna bağlı olarak da normalden fazla çalışırsa büyür ve şişer. Yetişkinlerde ortaya çıkan bu durum basit guatr hastalığı olarak tanımlanır. Bu hastalık iyot eksikliğinden dolayı ortaya çıktığı için besinlerde iyot alımına dikkat edildiğinde önlenebilir.

Çocuklarda tiroksin az salgılanırsa cücelik ve zekâ geriliği oluşur. Bu hastalığa kretinizm denir. Yetişkinlerde tiroksin az salgılanırsa metabolizmanın çalışması yavaşlar, vücut sıcaklığı düşer, şişmanlık oluşur, deri kurur, saçlar dökülür. Bu hastalığa miksodema denir. Tiroksin hormonunun fazla salgılanması durumunda ise metabolizma hızlanır, oksijen kullanımı artar, çabuk sinirlenme, kilo kaybı, yüksek vücut sıcaklığı, aşırı terleme ve göz küresinin ileriye doğru çıkması gibi durumlar oluşur. Bu hastalığa graves denir.

b. Kalsitonin: Kanda kalsiyum miktarı arttığı zaman tiroit bezinden kalsitonin hormonu salgılanarak kandan kemiklere kalsiyum geçişi sağlanır. Ayrıca kalsitonin hormonu böbreklerden kalsiyumun geri emilimini azaltarak idrarla daha fazla kalsiyum atılmasını sağlar. Böylece kandaki kalsiyum seviyesi düşürülür. Kalsitonin hormonu bu görevini paratiroit bezinden salgılanan parathormonu ile birlikte çalışarak yapar.

Paratiroit

Paratiroit bezi, tiroit bezinin arka yüzeyinde bulunur. Oval şekilde ve mercimek büyüklüğünde dört tane bezden oluşur. Bu bezlerden salınan hormona parathormon adı verilir. Parathormon, tiroit bezinden salınan kalsitonin ile birlikte çalışarak kandaki kalsiyum miktarını düzenler. Kalsitonin hormonu kandan kemiğe kalsiyum geçişini sağlayarak kandaki kalsiyum miktarını azaltırken, parathormonu kemikten kana kalsiyum geçişini sağlayarak kandaki kalsiyum miktarını artırır. Parathormon miktarının kandaki seviyesi azaldığında kandaki kalsiyum oranı da azalır. Bu durumda kaslarda ağrılı kramplarla ortaya çıkan tetani hastalığı oluşur. Parathormon miktarının kandaki seviyesi arttığında kemiklerden kana kalsiyum geçişi arttığı için kandaki kalsiyum miktarı artarken, kemiklerdeki kalsiyum miktarı azalır. Bu yüzden kemikler zayıflar. Kandaki fazla kalsiyum da böbrek taşlarının oluşumuna neden olur.

Böbrek üstü bezleri

Böbrek üstü bezlerin, böbreklerin üzerinde bulunmasına rağmen böbreklerle doğrudan ilişkisi yoktur. Bu bezler böbreklerden bağımsız olarak çalışır. Adrenal bez de denilen böbrek üstü bezler iç ve dış olmak üzere iki kısımdan oluşur. Böbrek üstü bezlerin dış kısmını kabuk (korteks), iç kısmına öz (medulla) adı verilir.

Kabuk Bölgesinden Salgılanan Hormonlar

Kortizol: Protein, yağ ve karbonhidrat metabolizmasının düzenlenmesinde etkilidir. Örneğin uzun süreli açlık durumlarında kandaki şeker oranı düştüğünde vücuttaki protein ve yağ depolarının parçalanarak glikoza dönüşmesini ve kana verilmesini sağlar. Böylece kan şekerini yükseltir.

Aldosteron: Böbreklerden sodyum ve klor iyonlarının geri emilimini, potasyum iyonunun idrarla dışarı atılmasını sağlar. Böylece hücre içi ve hücre dışı sıvıların iyon derişimini düzenler. Aldosteron yeterli miktarda salgılanmazsa Addison hastalığına neden olur. Bu hastalıkta vücut sıvısının su ve iyon dengesi bozulur. Deri rengi koyulaşır ve tunç rengini alır. Kaslar zayıflar, kan basıncı azalır ve kanın asitlik oranı artar. Aldosteron fazla salgılandığında ise kan basıncı artar.

Eşeysel hormonlar: Testosteron, östrojen ve progesteron adı verilen eşeysel hormonlar aslında eşeysel bezlerden üretilmektedir ancak böbrek üstü bezinin kabuk bölgesinden az miktarda da olsa eşeysel hormonlar üretilir.

Öz Bölgesinden Salgılanan Hormonlar

Adrenalin: Bu hormonun kandaki miktarı heyecan, öfke, korku, panik gibi durumlarda artar. Bu nedenle stres hormonu olarak da bilinir. Stresli durumlarda sinirlerin etkisi ile öz bölgesi uyarılır ve adrenalin salgılanır. Adrenalinin etkisiyle; kalp atışı hızlanır, kan basıncı artar, göz bebekleri büyür, tüyler diken diken olur, kandaki glikoz oranı artar. Ayrıca adrenalin; beyin ve kas gibi organlara giden kan damarlarını genişletip daha fazla kan geçmesini sağlarken diğer organlara giden kan damarlarını daraltır. Örneğin; korktuğumuzda adrenalin etkisiyle deriye giden kan azaldığı için rengimiz sararır.

Noradrenalin: Kılcal damarları daraltarak kan basıncını artırır. Bunun sonucunda kalp atış hızı ve metabolik hız artar.

Pankreas

Midenin alt arka tarafında yer alır. Yaprak şeklinde olan karma bir bezdir. Karma bez denilmesinin nedeni hem dış salgı bezi hem de iç salgı bezi olarak görev yapmasıdır. Dış salgı bezi olarak sindirim kanalına sindirim enzimlerini salgılar. İç salgı bezi olarak da salgısını doğrudan kana verir. Doğrudan kana verdiği salgılara hormon denir. Bunlar insülin ve glukagon hormonlarıdır. İnsülin ve glukagon hormonlarının etkileşimi kandaki glikoz miktarını düzenler.

a. İnsülin: Kandaki glikoz seviyesi yükseldiğinde pankreastan insülin hormonu salgılanır. İnsülin hormonu kandaki glikoz moleküllerinin hücrelere geçişini sağlayarak kandaki glikoz seviyesini düşürür. Ayrıca karaciğer ve kas hücrelerinde glikozun fazlasını glikojene dönüştürerek depolanmasını sağlar. İnsülin hormonunun eksikliğinde hücrelere glikoz geçemediği için kandaki glikoz seviyesi yükselir. Buna bağlı olarak şeker hastalığı (diyabet) oluşur.

b. Glukagon: Kandaki glikoz seviyesi düştüğünde pankreastan glukagon hormonu salgılanır. Glukagon karaciğerde glikojen yıkımını sağlayarak kana glikoz salınımını uyarır. Böylece kandaki glikoz seviyesi yükselir.

Eşeysel bezler (yumurtalık ve testis)

Eşeysel bezler üreme hücrelerinin oluşturulmasında ve hormon salgılanmasında etkilidir. Ergenlik dönemiyle aktifleşen bu bezler hipofizden salgılanan FSH ve LH hormonları tarafından uyarılarak faaliyet gösterir. Eşeysel bezler; dişilerde ovaryum (yumurtalık), erkeklerde testis (er bezi) adını alır. Ovaryumda östrojen ve progesteron hormonları, testislerden testosteron hormonu üretilir. Bu hormonlar üreme döngülerini ve eşeye özgü davranışları kontrol eder.

a. Östrojen: Hipofizden salgılanan FSH’nin ovaryumu uyarmasıyla salgılanır ve kana geçer. Östrojen adet döngüsünde (menstruasyon), yumurta hücresi oluşumunda, meme bezlerinin gelişiminde etkili olan bir hormondur. Ayrıca dişiye özgü vücut yapısı, ince ses ve üreme organlarının gelişimi gibi ikincil eşeysel özelliklerin oluşmasını da sağlar.

b. Progesteron: Hipofizden salgılanan LH’nin yumurtalığı uyarmasıyla salgılanır. Döl yatağını (rahim) her ay döllenme olasılığına karşı kalınlaştırır. Böylece embriyonun döl yatağına tutunmasını ve gelişmesini sağlar. Ayrıca hamilelik boyunca rahimdeki kas kasılmalarını önleyerek hamileliğin devamlılığını sağlar. Bu yüzden gebelik hormonu olarak da bilinir.

c. Testosteron: Hipofizden salgılanan LH’nin testisleri uyarmasıyla salgılanır. Testosteron hormonu, spermlerin olgunlaşmasında ve eşeysel organların gelişmesinde görevlidir. Ayrıca erkeklere ait sakal ve bıyık çıkması, sesin kalınlaşması, kemik ve kasların erkeklere özgü biçimde gelişmesi gibi ikincil eşeysel özelliklerin oluşmasını da sağlar.

 

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir