Hücre Döngüsünün Kontrolü

Hücre döngüsü içinde gerçekleşen yaşamsal olaylar, genlerin kontrolü altındadır.

Birçok hücrede hücre döngüsünün evreleri arasındaki ilişkiyi sağlayan kontrol noktaları vardır. Bu kontrol noktaları kendinden önceki olaylar tamamlanmadan sonraki süreçlerin gerçekleşmesini engeller. Bunun için kontrol noktalarında “Devam et!” sinyalleri verilir. Hücre döngüsünün kontrolünde “Devam et!” sinyalleri özel proteinlerce düzenlenir.

Hücre döngüsünün kontrol noktaları G1, G2 ve M kontrol noktalarıdır. G1 kontrol noktasında hücrede metabolik olaylarda bir anormallik yoksa hücre bölünme büyüklüğüne ulaşmışsa “Devam et!” sinyali verilir. Bu sinyali alan hücre, döngünün diğer evresi olan S evresine geçer. Hücre tarafından “Devam et!’’ sinyali alınmazsa döngü G1 evresinde durur, S evresine geçemez. Bu durumda bazı hücreler döngüden çıkarak G0 evresi olarak adlandırılan durgun döneme geçer.

Örneğin ileri derecede özelleşmiş sinir, kas ve karaciğer hücreleri G0 evresindedir. Karaciğer hücreleri yaralanma gibi olaylarda büyüme faktörlerinin etkisiyle G0 evresinden G1 evresine devam edebilirler. Bu duruma bir başka örnek beynin hipokampüs bölgesindeki sinir hücrelerinin bölünmelerinin bilimsel olarak ispat edilmesi verilebilir. G2 kontrol noktasında DNA’nın doğru eşlenip eşlenmediği ve DNA’da bir hasar olup olmadığı kontrol edilir.

M kontrol noktasında tüm kromozomların iğ ipliklerine bağlanıp bağlanmadığı kontrol edilir. Kinetokorlar iğ ipliklerine bağlanmamışsa “Devam et!” sinyali verilmediğinden anafaz başlamaz. Bütün kinetokorlar iğ ipliklerine bağlandığında “Devam et!’’ sinyali verilir ve anafaz başlar. Böylece yavru hücrelere eşit miktarda gen ve kromozom aktarılır.

Normal hücreler

Normal hücreler

Hücrelerin bölünebilmesi için ortamda yeterli miktarda büyüme faktörü bulunmalıdır. Büyüme faktörü, belirli vücut hücreleri tarafından diğer hücreleri bölünmeye sevk etmek üzere salınan proteinlerdir.

Hücrelere özgü belirli bir ya da birkaç çeşit büyüme faktörü vardır. Bölünerek çoğalan doku hücreleri yeterli sayıya ulaştığında büyüme faktörü etkisiyle bölünme durdurulur. Bazen mutasyon nedeniyle yeterli düzeyde büyüme faktörü taşımayan hücreler bölünmeye devam eder, hücre döngüsü kontrolden çıkar. Kontrolden çıkan bu anormal hücreler kendilerini yok eder. Ancak bu mekanizma da bozulursa hücreler, anormal şekilde çoğalır. Bir dokudaki anormal hücre kütlesine tümör denir.

Tümör oluşumu

Tümör oluşumu

Hücre döngüsünün kontrolünü bozan birçok etken vardır. DNA hasarının onarılmaması bunlardan birisidir. Kontrol noktasındaki genlerin işleyişi sayesinde DNA eşlenmesi sırasında oluşabilecek hatalar belirlenir ve onarılır. Hücre döngüsünü düzenleyen genlerde meydana gelen mutasyonlarla hücre döngüsünün kontrolü bozulabilir. Mutasyonlar kendiliğinden oluşabildiği gibi virüsler, bazı kimyasal maddeler, radyasyon ve X ışınları nedeniyle de oluşabilir.

Tümörler; aynı dokuda kalıp yayılmıyorsa iyi huylu tümör, geliştiği dokuda kalmayıp vücudun diğer bölgelerine yayılıyorsa kötü huylu tümör olarak adlandırılır. Oluşan tümör hücrelerinin bulundukları yerden ayrılarak kan ve lenf yoluyla vücudun diğer kısımlarına yayılmasına metastaz denir. Metastaz yapan tümor hücrelerine kanser adı verilir. Kanserli hücrelerde normal hücrelere göre yapı ve fonksiyon değişiklikleri görüldüğü gibi çekirdekler normalden daha büyüktür. Kanser hücreleri anormal olarak bölünür. Kromozomlarda sayıca farklılıklar ve yapısal bozulmalar meydana gelir. DNA ile RNA arasında oran bozulur. Aşağıda normal hücreler ile kanser hücrelerinin karşılaştırması verilmiştir.

Normal Hücreler ile Kanser Hücrelerinin Karşılaştırılması

Normal Hücreler ile Kanser Hücrelerinin Karşılaştırılması

Kanserli hücreler anormal beslenir. Bu nedenle bulundukları dokunun işlevlerini bozar. Dokulardaki bu fonksiyon bozukluğu; bağlı olduğu organların ve sistemin görev yapamamasına, canlının yaşamının sonlanmasına neden olabilir. Kanser tedavisinde kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri kullanılır. Kemoterapide kimyasal ilaçlar, radyoterapide ise radyoaktif ışınlar kullanılır. Bu yollarla kanserli hücrelerin yok edilmesi ve etrafındaki sağlıklı dokulara zarar vermesinin önüne geçilmesi hedeflenir. Kanser tedavisi uzun süren, pahalı ve zor bir süreci kapsar. Bu dönemde aile birliğine önem verilmeli ve aile bireyleri dayanışma içinde olmalıdır. Hastanın moralini yüksek tutmak, tedavi sürecini olumlu etkilediğinden hastaya karşı anlayışlı ve şefkatli davranmak çok önemlidir.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir